HAFTA HAFTA GEBELİK

gebelik-ve-doğum-doğum-şekilleri

“Hamilelik süreci 40 hafta devam eden ve üçer aylık periyotlardan oluşan toplam üç ayrı bölüme ayrılır. Trimester adı verilen bu bölümlerin her biri hamilelik döneminde birer dönüm noktasıdır.

İlk trimester, bebeğinizin organ gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı, sizin bedeninizin gebeliğe uyum sağladığı dönemdir. İkinci trimester bebeğin organ gelişiminin hızla devam ettiği, gebeliğe tümüyle adapte olunan dönemdir. Üçüncü trimester ise doğuma yapılan hazırlıkların hızla devam ettiği bir dönemdir. Bebeğinizin akciğerlerinin olgunlaşması, sizin de fiziksel ve ruhsal olarak doğum eylemine hazırlanmanız bu dönemde gerçekleşir.

Normal seyreden, tekil gebelikler için hazırlanmış olan bu bilgiler, her gebelik ve gelişmekte olan her fetus için farklılık gösterebilir. Gebeliğinizin seyri ve bebeğinizin gelişimi aşağıdaki yazılı bilgilerden farklı olduğunda bu gebeliğiniz de veya bebeğinizde mutlaka normal dışı bir durumun var olduğunu göstermez. Bir gebeliğin normal seyredip seyretmediğini en doğru şekilde, konunun uzmanı bir doktor yaptığı klinik muayene ve incelemeler sonunda söyleyebilir.”

Aşağıdaki sekmelerden  gebeliğin haftalar içinde nasıl gelişip değiştiğinin bilgisine erişebilirsiniz.

Gebelik ortalama 40 hafta, yani 9 ay 10 gün devam eden bir süreçtir. Tıbbi olarak gebelik başlangıcınızı hamile kaldığınız adet döngünüzde (adet döngüsü üreme çağında olan bir kadının bir adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar olan süreci tanımlar) gördüğünüz adetin ilk günü belirler. Bu nedenle gebeliğinizin birinci haftası aslında henüz hamile olmadığınız bir dönemdir.

Hamile kaldığınız tarihi net olarak hatırlayamayabilirsiniz, ancak Son Adet Tarihinizin ilk gününü daha kolay hatırlarsınız. Bu nedenle doktorlar sizin gebeliğinizi takip ederken hesaplarını sizin son adet tarihinizin ilk gününe göre yaparlar.

“Tıbbi gebelik haftası Son Adet Tarihinizin ilk gününe göre hesaplanır.”

Gebelikte yapılacak testler, sizde ve bebekte ortaya çıkan değişikliklerin yorumlanması ve muhtemel doğum tarihiniz her zaman Son Adet Tarihinize göre hesaplanır.

Tıbbi gebelik haftası hesabı yumurtlamanın adet döngüsünün 14. gününde olduğunu var sayar. Bazı kadınlarda yumurtlama daha erken (erken yumurtlama) veya daha geç (geç yumurtlama) olabilir. Bu tür durumlarda daha ileri gebelik haftalarında suni bir Son Adet Tarihi oluşturularak takibin bu tarihe göre yapılması gerekebilir.

Sizin hamile kaldığınız tarihe göre yaptığınız hafta hesabı doktorunuzun belirttiği gebelik haftasından iki hafta geridedir. Siz doktorunuza örnek olarak “ben tam olarak ne zaman hamile kaldığımı biliyorum ve buna göre 3 haftalık hamileyim” şeklinde yorum yapabilirsiniz ancak siz aslında bu verilen örnekte tıbben 5 haftalık hamilesiniz.

Son adet tarihi hesabına göre gebelik ortalama 40 hafta sürer. Bu sürenin ay karşılığı 9 Ay 10 Gündür.

Gebeliklerini aylarla ifade etme eğiliminde olan anne adaylarının bazıları bir ayın 4 haftadan, yani 28 günden daha uzun olduğunu göz ardı etmekte ve yine doktorlarının hesaplarıyla kendi hesapları çelişmektedir.Ultrasonografi cihazları doktorun yaptığı ölçümleri gebelik haftasına çevirirken yine tıbbi gebelik haftasını kullanırlar.

Hamileliğiniz başladıktan sonra karışıklıklara meydan vermemek için siz de tıbbi gebelik haftanızı kullanın. Her ne kadar günümüzde gebelik haftalar kullanılarak ele alınsa da 9 aylık bu dönemi trimester adı verilen üç eşit dönemde inceleme alışkanlığı devam etmektedir. Latince “üç ay” anlamına gelen trimester kelimesi hamileliğin genel gelişimini betimlemede oldukça faydalıdır ve genellikle birinci trimester (ilk üç aylık dönem) bebeğin organ gelişiminin başladığı ve tamamlandığı ve anne adayında hamileliğe uyumun gerçekleştiği, ikinci trimester (ikinci üç aylık dönem) bebeğin hızla gelişimini sürdürdüğü, üçüncü trimester (son üç aylık dönem) ise doğuma hazırlığın başladığı ve tamamlandığı dönem olarak tarif edilir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Adet döngünüzün yaklaşık 14. gününde yumurtlama adı verilen süreçle sağ veya sol Fallop tüpünüze (kanalınıza) atılacak yumurta hücresi bu hafta içinde olgunlaşmaya başlar.

  • Kadın genital sistemi; Fallop tüpleri bebeğin geliştiği yapı olan rahimin sağında ve solunda yer alan ince kanallardır. Bu kanalların içi yumurta hücresini rahim iç tabakasına (endometrium) yönlendirecek tüycüklerle döşelidir. Rahim, pelvis adı verilen kemik çatınızda yer alır ve burada mesane (idrar torbası) ve kalın bağırsak ile yakın komşuluktadır. Rahim ile idrar torbasının bu yakın komşuluğu nedeniyle rahim hamilelikte büyüdükçe sık idrar yapma ihtiyacı ortaya çıkar.
  • Yumurtalık ve yumurtlama; Yumurtalıkta folikülün çatladığı yerde rengi nedeniyle sarı cisim (corpus luteum) adı verilen bir yapı oluşur ve bu yapı rahim iç tabakasını hamileliğe hazırlayan progesteron hormonu salgılar.
  • Kadın genital organları; Fallop tüpü, her Fallop tüpü aynı taraftaki yumurtalık ile yakın temastadır. Fallop tüplerinin uç kısmında bulunan hareketli saçaklar yumurtlamayla atılan yumurta hücresini yakalar ve içeri alarak burada ilerlemesini sağlar. Döllenme Fallop tüpü içinde gerçekleşecektir. Normalde bir karın içi organ olan yumurtalık dokusundan yumurtlama esnasında serbest kalan yumurta hücresinin karın boşluğuna düşmemesi için Fallop tüplerinin saçaklarının bu yakalama hareketi son derece önemlidir. Yumurta hücresi yumurtalıklarda bulunan ve olgunlaşmış haliyle 150 mikron (0.15 milimetre) çapında olan bir hücredir ve adet döngüsünün ilk gününden itibaren olgunlaşmaya başlar. Bu olgunlaşma sürecinde folikül adı verilen içi sıvı dolu bir kesecik içindedir. Folikül büyüyerek 18-20 milimetre çapına ulaştığında çatlar ve içerisindeki yumurta hücresi serbest kalır. Serbest kalan hücre Fallop tüpünün içine geçer.
  • Yumurta hücresi (over dokusu); Yumurta hücresi içinde anne adayına ait kromozom ve genleri barındıran hücre çekirdeğini ve hücreyi çevreleyen jelatin benzeri Zona Pelusida adlı kalın çeperdir. Bu kalın çeper yumurta hücresinin içine döllenme sürecinde yalnızca bir sperm hücresinin girmesini sağlaması yanında hücrenin yalnızca insan spermi tarafından döllenebilmesini de garanti eder.
  • Yumurtlama (ovulasyon); Yumurtlama olgusu beyinde bulunan hipotalamus bölgesinin denetimi altındadır. Buradan hipofiz bezine giden emirle salgılanan FSH (folikül stimülan (folikül uyarıcı) hormon) folikülün gelişmesi emrini verir. Folikül gelişimini tamamladığında salgıladığı östrojenhormonuyla çatlamaya hazır olduğunu bildirir ve bu kez hipofiz bezinden salgılanan LH (luteinizan (corpus luteum, yani sarı cisim oluşturucu) hormon) folikülün çatlamasını ve yumurta hücresinin serbestleşmesini sağlar. Folikülün salgıladığı östrojen hormonu aynı zamanda rahim iç tabakasını hamileliğe hazırlar. Yumurtlama tamamlandıktan sonra sarı cisimin salgıladığı progesteron hormonu rahim iç tabakasına son şeklini verir. Gebelik planladığınıza göre bu adet döngünüzde korunmayacaksınız demektir. Bilinçli bir anne adayı olarak kendinizi muhtemel bir gebeliğe çoktan hazırlamaya başlamış olmalısınız. Artık yaşam biçiminizi bir anne adayına uygun şekilde yeniden düzenlemelisiniz. Alkol, sigara (pasif içicilik dahil) gibi alışkanlıklarınız varsa bunları bırakmalısınız.

 

GEBELİĞE HAZIRLIK

Yanınızda 6 adet sigara içildiğinde siz bir sigara içmiş kadar etkilenmektesiniz. Eğer bir hastalığınız varsa ilgili doktora gidip gebe kalmayı planladığınızı söylediğinizde doktorunuz gebelikte kullanıma en uygun ilacı size verecektir.

 

GEBELİK ÖNCESİ MUAYENE KAVRAMI

Gebelik öncesi muayene iyi bir gebelik dönemi geçirme, mükemmel bir doğum yapma ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirme olasılığınızı belirgin bir şekilde artırır. Bu muayene ve beraberinde yapılacak incelemelerle muhtemel sorunlar önceden saptanacak ve tedavi edilecektir.

Yine sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz için beslenme, iş yaşamı, günlük yaşam, cinsel yaşam gibi konular bu muayenede ayrıntılı olarak ele alınır. Bu ay hamile kalacak olsanız dahi bu muayene için geç kalmış sayılmazsınız.
Gebelik öncesi muayenenin diğer bir amacı da sizin gebelikte yaşayacağınız muhtemel riskler hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlamak ve bunlar arasına giderilebilir olanları (kansızlık, idrar yolu enfeksiyonları, genital enfeksiyonlar, diş ve diş eti sorunları gibi) hamilelik başlamadan önce gidermeye çalışmaktır. Yine eksik olan aşılarınızın da önemli bir kısmı gebelik öncesinde tamamlanabilir.

Sizde var olan çeşitli dahili sorunlar (şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, astım gibi) veya jinekolojik sorunlar (yumurtalık kisti, miyom gibi) veya aşırı kilolu olma, düşük kilolu olma, ileri yaşlarda olma, akraba evliliği, sizin veya eşinizin ailesinde var olan kalıtsal hastalıklar veya daha önceki gebelik(ler)de yaşanan sorunlar gibi durumlar nedeniyle yüksek riskli bir gebelik yaşayacaksanız bu durumda gebelik ve doğum boyunca alınacak önlemler bu muayenede ayrıntısıyla ele alınır.

 

ÖNERİ

  • Sağlıklı bir beslenme alışkanlığını bu haftalardan itibaren edinmiş olmalısınız.
  • Olağan diş hekimi kontrolünüzü bir sorununuz olmasa dahi mutlaka yaptırmalısınız.
  • Folik asit takviyesine gebelikten önce başlandığında bebekte NTD (nöral tüp defekti) adı verilen ve bebeğin beyin-omurilik yapısını olumsuz etkileyen sorunun ortaya çıkma olasılığı belirgin olarak azalır.
  • Günlük ihtiyacınız olan 400 mikrogram (0.4 miligram) folik asiti gıdalardan alabilmeniz mümkün olmakla beraber çağdaş tıp gebelik planlayan her anne adayının bu miktarı ilaç şeklinde günlük olarak almasını önermektedir. Doktorunuzun bu konudaki önerilerine mutlaka uyun.
  • Doktorunuz Gebelik öncesi sonucunda elde ettiği verilere göre sizin gebeliği ertelemenizi isteyebilir. Örnek olarak kızamıkçık virüsüne karşı bağışık olmadığınız saptandığında size aşı olmanız ve gebeliği bir süre ertelemeniz önerilecektir. Benzer şekilde şeker hastalığınız varsa ve kan şekeri seviyeniz yüksek seyrediyorsa gebeliğinizi belli bir süre ertelemeniz gerekebilir.7
  • Eşinizle aranızda akrabalık varsa veya sizin veya eşinizin ailesinde kalıtsal olarak bebeğinize geçebilecek çeşitli hastalıklar varsa veya böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız Genetik Danışma Hizmeti almak için Tıp fakültelerinin ilgili bölümlerine baş vurabilirsiniz.

Geçen hafta içerisinde bebeğinizin oluşumuna katkıda bulunacak ve ona sizin genetik yapınızı verecek yumurta hücresinin gelişimi hakkında bilgiler verdik. Bu hafta ise bebeğinizin genetik yapısının kalan yarısını oluşturacak eşinize ait sperm hücresi hakkında bilgiler verilmiştir.

 

BU HAFTA BABA ADAYINDA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Sperm hücresi Milimetrenin 100’de biri kadar uzunlukta olan sperm hücresi erkek üretim organları olan testisler içinde üretilir. Sperm hücreleri vücut ısısına dayanıklı olmadıklarından erkeğin spermi üreten (testis) ve depolayan (epididim) organları vücut dışında skrotum (torba) adı verilen yapı içinde yer alır. Hücrenin baş, gövde ve kuyruk olmak üzere üç büyük parçası bulunur.

Baş kısmı yumurta hücresininin içine girebilmek için gerekli maddeleri (akrozom) içerirken, çekirdek adı verilen bölümde hücrenin babaya ait genetik yapısı bulunur.Gövde kısmı hücrenin ileri doğru hareketi için gerekli enerji deposunu barındırır.Kuyruk kısmı ise hücrenin hareketliliğini sağlar.Bir ejakülasyon (boşalma) esnasında milyonlarca sperm kadın genital sistemine girse de bunlar arasından yalnızca yumurta hücresine kadar gelebilen yaklaşık 1000 tanesi yumurta hücresini döllemeye aday olur. Adaylardan ise en güçlü bir tanesi yumurta hücresi içine kabul edilmeye hak kazanır.

Yumurta hücresi yumurtlamadan sonraki ilk 12 -24 saat içinde döllenmelidir. Bu nedenle başarılı bir döllenme için sperm hücreleri yumurta hücresi geldiğinde Fallop tüplerinde hazır bekliyor olmalıdırlar. Sosyal yaşamda “erkeğin kadını beklemesi” kuralı burada da geçerlidir.
Kadın vücudunda üremeyi sağlayan hormonların tümü erkekte de bulunur, ancak erkekte hormonların işlevleri farklıdır: Hipotalamusun verdiği emirle FSH hormonu testise giderek burada sperm hücrelerinin çoğalmasını ve olgunlaşmasını sağlar. LH hormonu ise testiste erkekliğe özgü testosteron hormonu üretimini sağlar. Kadında birim zamanda tek bir yumurta hücresi olgunlaştırılmasına karşın erkekte aynı anda milyonlarca sperm hücresi üretilerek olgunlaştırılır ve depolanarak hazır bekler.

 

FOLİK ASİT KULLANIMI

Doktorunuz size folik asit (B grubu bir vitamin) takviyesi önerdiyse veya siz kendiniz kullanmaya başladıysanız bilmenizde fayda var: Günlük önerilen doz 0.4 miligramdır (400 mikrogram) ve bunun tümünü tek bir dozda alabilirsiniz. Folik asit takviyesinin önerilme nedeni bu maddenin nöral tüp defekti (NTD) adı verilen ve bebeğin santral sinir sisteminde oluşabilecek muhtemel sorunları (“omurgada açıklık” veya bebeğin beyin dokusunun gelişmemesi) kısmen önleyebildiğinin anlaşılmasıdır ve günümüzde kesinleşmiş bilgilere göre takviye işlevi bu hastalığın görülme sıklığını azaltma konusunda başarılıdır.

Folik asit kan yapımında ve birçok hücre işlevinde de kullanılan bir vitamin olmasına karşın takviyenin temel amacı folik asit eksikliğine bağlı kansızlığı önlemekten çok NTD adı verilen bu sorunların oluşma sıklığını azaltmaktır. Başta A.B.D. ve İngiltere olmak üzere çeşitli ülkelerde gıdalara ekstradan folik asit takviyesi yapılmaktadır.
Folik asit kaynakları tahıllar, portakal suyu, meyveler, baklagiller, fasulye ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Folik asit takviyesi alsanız dahi bu besinlerden de mutlaka faydalanın ve henüz başlamadıysanız reçetesiz alabileceğiniz folik asit tabletlerine bugünden başlayın, geç kalmış sayılmazsınız. Önceden NTD sorunu yaşadıysanız alınması önerilen daha yüksek doz için doktorunuza danışın.
Bazı doktorlar rutin takviye yapmanın gerekli olmadığını ve doğal kaynaklardan alınmasının daha doğru olacağını düşünürler. Her zaman güvendiğiniz doktorunuzun önerilerine uyun.

Folik asit kullanmadan başlanan gebeliklerin olumsuz sonuçlanma ihtimali son derece düşüktür. Bu nedenle bu vitamini alamadıysanız bunu kendiniz için bir endişe kaynağı haline asla getirmeyin.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

 

Yumurta Hücresi ve Yumurtlama Süreci

Son gördüğünüz adet kanaması belirtileri birkaç gün önce kayboldu. Muhtemel bir gebelik için sağ veya sol yumurtalığınızda bir yumurta hücresi olgunlaşmaya devam ediyor. Bu yumurta hücresi folikül adı verilen içi sıvı dolu bir yapı içinde olgunlaşır. Folikül 18-20 milimetre arası bir çapa ulaştığında artan hormonların etkisiyle çatlar ve içindeki olgun yumurta hücresini serbest bırakır.

Yumurtlama (ovulasyon) süreci, bu arada bebeğin yerleşip büyüyeceği rahim iç tabakası da gebeliğe uygun bir şekilde hazırlıklarına devam ediyor. Adet döngünüz, yani bir adet kanamanızın ilk gününden sonraki adet kanamanızın ilk gününe kadar geçensüre 28 gün ise muhtemelen 14. günde, yani bu haftanın son gününde veya gelecek haftanın başında yumurtlama gerçekleşecek.

Rahim ve rahim ağzı yapısı, üreme çağında olan kadınların her ay adet kanaması görmesinin nedeni aslında rahim iç tabakasının muhtemel bir gebelik için her ay tazelenmesinin sağlanmasıdır.

Adet kanamasıyla birlikte eskimiş rahim iç tabakası dışarıya atılır ve bölgede hemen yenilenme süreci başlar. Gelişmekte olan folikülün ürettiği östrojen hormonu rahim iç tabakasının yeniden gelişmeye ve kalınlaşmaya başlamasını sağlar.

Rahim iç tabakasının bebeği misafir edebilecek özelliklere tam olarak kavuşması yumurtlama sonrası salgılanan progesteron hormonunun rahim içini düzenleyici ve geliştirici etkisiyle mümkün olur.
Progesteron hormonu adeta östrojen hormonu tarafından “gelişigüzel serpiştirilmiş” rahim iç tabakasında çevre düzenleme çalışması yaparak bebeğin yerleşimi ve gelişimine zemin hazırlar.

Progesteron hormonu yumurtlama olduktan sonra yumurtlamanın olduğu yumurtalık dokusunda oluşan sarı cisim tarafından üretilir ve salgılanır.

Gebelik gerçekleşmezse gelişen rahim iç tabakası adet kanamasıyla (menstruasyon) dışarı atılır ve yeni bir adet döngüsü başlar.

Kadınların bazılarının adet döngüsü daha kısa veya daha uzun olabilir. Böyle bir durumda yumurtlama günü hesaplanması şu şekilde yapılır: Adet döngüsünün uzunluğundan 14 gün çıkarılır ve bulunan rakam yumurtlama gününü belirtir. Örnek olarak 31 günlük bir adet döngüsüne sahipseniz 31-14=17. adet döngüsü günü yumurtlama gününüzdür. Bu hesaplama bazı kadınlarda adet döngüsünün istikrarlı olmaması veya yıl içinde zaman zaman değişmesi nedeniyle her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Fertil (gebelik oluşumu için uygun yani doğurgan olduğunuz) günlerinizi belirlemeniz gereklidir.
Kadınların bazıları yumurtlama günlerini belirgin bir şekilde sağ veya sol kasıkta kısa süren bir batma şeklinde hissederler. Batma şeklindeki bu ağrıya Almanca’da “mittelschmerz” adı verilir. Yukarıdaki iki diyagramdan üstte olanı adet döngünüz boyunca olan hormonal değişiklikleri göstermektedir.

Östrojen hormonu tüm adet döngüsü boyunca nispeten sabit bir şekilde salgılanırken yumurtlama gününüzden yaklaşık bir gün önce bu hormonun kan seviyesi aniden yükselmeye başlar. Bu yükselmenin nedeni yumurtalıkta gelişmekte olan folikülün ürettiği hormon miktarının son derece artmış olmasıdır.

Östrojen hormonunun en yüksek seviyeye çıkmasıyla beyin folikülün çatlamaya hazır olduğu mesajını almıştır ve bir gün sonra yumurtlamayı sağlayıcı LH (luteinizan hormon) seviyesini en üst seviyeye çıkarır ve kısa zamanda yumurtlama gerçekleşir.

Yumurtlama gerçekleştikten sonra yumurtalıkta folikülün çatladığı yerde oluşan sarı cisim progesteron hormonu salgısı yapmaya başlar ve bu hormon kanda hızla artar.

Progesteron hormonu vücut ısısını artıran bir hormondur ve yukarıdaki iki diyagramdan altta olanında görüldüğü gibi “bazal vücut ısısı” az miktarda yükselir.

Yumurtlama gününüzü mutlaka doğru bir şekilde öğrenerek ilişkide bulunmak istiyorsanız en iyi seçenek LH (luteinizan hormon) adı verilen hormonun idrardaki miktarını belirleyen “yumurtlama çubuklarından” faydalanmaktır (yumurtlama monitörü veya ovulasyon monitörü). Bu çubukları idrarınıza batırdığınızda size verdikleri mesajla yumurtlamanızın olacağı günü büyük bir doğrulukla öğrenmeniz mümkündür.

Yumurtlama gününün bazal vücut ısısını hassas bir şekilde ölçen termometrelerle de belirlenmesi mümkün olmakla beraber bu yöntem daha az güvenilirdir.

 

SALGI İNCELEME YÖNTEMİ İLE YUMURTLAMA GÜNÜNÜN BELİRLENMESİ

Rahimağzından salgılanan mukus (mukus, “kaygan, yapışkan sıvı” anlamına gelir), adet döngüsü boyunca salgılanan hormonların (östrojen ve progesteron hormonları) etkisiyle döngünün farklı günlerinde farklı özellikler gösterir. Bu değişiklikleri anlayabildiğinizde yumurtlama gününüzün olduğu zamanı da doğru bir şekilde belirlemeniz mümkündür.
Günlük kontrollerinizde rahimağzı salgınızın özelliklerini işaret ve orta parmaklarınızı vajinanızın derinliklerine yerleştirerek belirlemelisiniz. Salgının bir kısmını parmaklarınızla toplayıp dışarı alabilirseniz işiniz daha da kolaylaşır.
Bakmanız gereken salgının kıvamı ve esnekliğidir: Elinize gelen salgı yumurta akı kıvamlı, beyaz-sarı renkli ve baş ve işaret parmaklarınız arasında çektikçe, yani parmaklarınızı birbirinden uzaklaştırdıkça uzama eğilimi gösteren bir özellik taşıyorsa ve vajinanızın “ıslak” olduğunu hissediyorsanız bu, yumurtlamanızın kısa süre önce gerçekleştiğini veya yaklaştığını gösteren en değerli bulgulardan biridir. Mukusun en bol olduğu ve kıvamının en fazla olduğu gün yumurtlama gününüzdür. Bundan sonra rahimağzı salgınız giderek bu özelliklerini yitirir.

 

ÖNERİ

Yumurtlama gününüzü gün gün hesaplayarak “zamanlı cinsel ilişkiye girmeyi” asla bir bir takıntı haline getirmeyin. Hamile kalmanın en ideal yolu eşinizle düzenli olarak haftada en az iki kez ilişkiye girmektir. İlişkiden birkaç dakika sonra vajinadan meni sıvısının geri boşalması normaldir. Geri gelen bu sıvı spermler çoktan yollarına koyulduklarından az miktarda sperm içerir.
İlişki sonrası başaşağı durma, bacakları yukarı kaldırma gibi manevralar rahim içine ulaşan sperm sayısını etkilemezler. Kadının orgazm olduktan sonra beyninden salgılanan endorfin adlı madde (“mutluluk hormonu”) onun gevşemesini ve yatakta birkaç dakika huzurlu bir şekilde yatmasını sağlar ve bu süre sperm hücrelerinin kadının iç genital organlarına ulaşması için yeterlidir.

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Spermlerin yumurta hücresini kuşatması Yumurtalıkta gelişen folikül çatladıktan sonra serbestleşen yumurta hücresi sıklıkla aynı taraftaki Fallop tüpünün saçakları tarafından içeriye alınır ve tüpün iç boşluğunda ilerlemeye başlar. Gebelik oluşabilmesi için yumurtlama gerçekleştikten sonraki ilk saatlerde yumurta hücresinin spermlerle karşılaşması gerekir. Bir yumurta hücresinin etrafını çok sayıda sperm hücresi kuşatmasına karşın bunlardan normalde yanlızca bir tanesi yumurta hücresi içine girmeyi başarabilir.

Fallop tüpünün saçakları sürekli hareket halindedir ve yumurta hücresi serbestleştiğinde hücreyi hemen içine alır. Fallop tüpünün içindeki tüycüklerin hareketleriyle hücre rahim içine doğru ilerlemeye başlar ve burada hazır bekleyen sperm hücreleri topluluğuyla karşılaşır. En güçlü sperm hücresi yumurta hücresi tarafından içeri kabul edilir ve “kapılar diğer spermler için kapanır”. döllenme mekanizması sperm hücrelerinin vajinada başlayan yolculukları yaklaşık 10 saatte tamamlanır ve bu sürenin sonunda milyonlarca sperm hücresinden yalnızca çok az bir kısmı yumurta hücresini görme şansına erişir.Sperm hücresi yumurta hücresini delerek içeri giriyor Yumurta hücresinin etrafında içeriye girmek için devam eden “savaş” yaklaşık 24 saat sürer ve bu süre sonunda yumurta hücresi “prensini” seçer ve onu içeri alır. Sperm hücresinin yumurta hücresinin içine girmesi yaklaşık 20 dakikalık bir çaba sonunda gerçekleşir. Diğer sperm hücrelerinin içeri girmesi artık söz konusu değildir.
Sperm hücreleri vajinaya ilk geldiklerinde burada doğal olarak var olan asit ortam ile savaş vermek durumundadırlar ve bu savaşta meni salgısının içinde bulunan asit nötralize edici maddeler onlara yardımcı olur. Vajinadan rahimağzı içine yumurtlama esnasında salgılanan progesteron hormonunun kolaylaştırıcı etkisiyle rahatlıkla geçen spermler önce rahim içine girerler ve buradan da Fallop kanallarının içine götüren girişi rahatlıkla bulurlar. Sperm hücrelerinin yollarını bulmasında yumurta hücresinin rolü büyüktür. Yumurta hücresi taşıdığı varsayılan negatif yük ile pozitif yüklü sperm hücrelerini kendisine doğru çeker.
Fallop tüpünün içine yönlendiklerinde sperm hücrelerinin anormal şekilli olanları, hareketsiz ve güçsüz olanları çoktan yarışı kaybetmişlerdir.
Yumurta hücresine ulaşan sperm hücreleri oransal karşılaştırma yapılacak olursa ortalama boyda bir erişkinin katettiği 4.5-5 kilometre kadar bir yol almış olurlar. Bu sperm hücreleri için uzun bir yoldur ve bu yolu katetmeyi en hızlı ve enerji deposu en fazla olanlar başarabilir.
Sperm hücreleri Fallop tüpü içinde hareket ederken tüp içinde bulunan sıvılar bu hücrelerin ilerlemesine yardımcı olurlar. İlginç bir şekilde aynı sıvı ve tüp içindeki tüycükler ters yönde hareket eden yumurta hücresi ile sperm hücrelerinin birbirlerine kavuşmalarına imkan vermek için aynı zamanda her iki yönde hareketi kolaylaştırıcı etki gösterirler.
Yumurta hücresinin içine girmeye aday sperm hücresinin baş kısmında bulunan eritici maddeler yumurta hücresinin nispeten kalın dış kabuğunu geçebilecek özelliklere sahiptirler.
Sperm hücresinin yumurta hücresinin dış kısmında içeriye girmek için erittiği bölge buradan başka bir spermin içeriye girmesine engel olmak için dakikalar içerisinde tamir edilir.
Sperm hücresi yumurta hücresine girdikten sonra yumurta hücresi negatif yüklü konumdan pozitif yüklü konuma geçer ve bu pozitif yüklü diğer sperm hücrelerini iterek bu hücrelerin artık seçimini yapmış yumurta hücresinden uzaklaşmasına katkıda bulunur.Sperm hücresi içeri girerken kuyruğunu dışarıda bırakır. Bu olay uzaya gönderilen bir füzenin atmosferden çıkarken yükünü hafifletmek amacına yönelik olarak yakıt deposunu atma işlevine benzetilebilir.Yumurta hücresi ile sperm hücresi arasındaki boyut ilişkisini bir gökdelenin içine giren bir kişi ile karşılaştırabiliriz.Sperm hücresi içeri girdiğinde görevinin farkındadır ve getirdiği ansiklopedi ciltlerini (kromozomları) güvenle bırakacağı yeri aramaya başlar ve kısa zamanda yumurta hücresinin bilgi işlem merkezi olan hücre çekirdeğine ulaşır.Hücre çekirdeğine ulaştığında kromozomların birleşme işlemi gerçekleşmeye başlar ve 23 adet kromozom içeren yumurta hücresi ile yine 23 adet kromozom içeren sperm hücresinin bilgileri kısa zamanda birleşir.Yeni canlı oluşmuştur.döllenmenin ilk aşamalarıdöllenmenin ileri aşamaları Genetik birleşme tamamlandıktan hemen sonra Fallop tüpünden rahim içine doğru olan yolculuk devam ederken, hücresel çoğalma da başlar. Bu çoğalmayla önceleri tek hücreden oluşan yeni canlının mikroskopik görünümü de değişime uğrar. 2, 4, 8, 16 hücre şeklinde oluşan çoğalma sonucunda ortaya çıkan yapıya mikroskopik görünümü nedeniyle morula (“dut”) adı verilir. Morula aşamasına gelen canlı hemen hemen rahim içine de ulaşmıştır.
Sperm hücreleri hem X hem de Y kromozomu içerebilirler. Yumurta hücreleri ise her zaman X kromozomu taşırlar.
Yumurta hücresinin içine girmeyi başarabilen sperm hücresi X kromozomu taşıyorsa yeni canlı dişi, Y kromozomu taşıyorsa erkek olur.
Yani bebeğin cinsiyetini belirleyen her zaman erkektir.
Yeni oluşan canlının kormozom kodu erkek ise 46, XY, dişi ise 46, XX olarak ifade edilir.

 

BEBEK CİNSİYETİ

Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi; Bebeğinizin cinsiyetini yediklerinizle, içtiklerinizle, belirli günlerde ilişkiye girmekle isteğinize bağlı belirleyemezsiniz.
Bazı meslek grupları, bazı etnik gruplar ve bazı iklimsel özellikler gerçekten de cinsiyeti belirlemede etkili olabilmektedir (geniş bilgi için tıklayın), bazı etnik gruplar ve bazı iklimsel özellikler gerçekten de cinsiyeti belirlemede etkili olabilmektedir (geniş bilgi için 4. haftaya bakınız), ancak bu özellikler doğa tarafından yönetilirler ve belirli bir gebeliğe adapte edilemezler.
Bu konuyla ilgili vaat veren ve vaadini yerine getirince sizden para talep eden kuruluşlar dahi olabilir, lakin zaten başarılı olma şansı %50 olan bu kuruluşlar vaatlerini yerine getiremediğinde para iadesi yapsalar bile yine karlı çıkarlar.
Günümüzde bebeğin cinsiyetinin bilinçli olarak seçilmesi yalnızca tüp bebek yöntemi kullanılarak yapılmaktadır. Tüp bebekle doğacak bebeğinizin cinsiyetinin belirlenmesi yöntemi yasal ve ahlaki olarak ancak belli bir cinsiyete bağlı doğacak çocuğun hasta doğmasının kesin olduğu tıbbi durumlarda uygulanır.

 

ÇOĞUL GEBELİK NASIL OLUYOR?

Yumurtlama esnasında bir ya da iki yumurtalıkta birden fazla sayıda yumurta hücresi olgunlaşır ve bu hücreler döllenirse çoğul gebelik meydana gelir.
ikiz gebelik Eğer döllenme iki ayrı sperm ve iki ayrı yumurta hücresiyle olursa çift yumurta ikizi oluşur. Bu bebeklerin cinsiyeti aynı olabileceği gibi farklı da olabilir, genetik yapıları birbirinden farklıdır ve birbirlerine ancak farklı zamanlarda dünyaya gelen kardeşler gibi benzerler. Tek bir yumurta hücresinin döllenmesi sonrasında bu döllenen hücrenin ikiye ayrılması ve ayrı ayrı canlılar olarak çoğalmasıyla ikiz oluşursa bu durumda tek yumurta ikizi söz konusu olur.
Tek yumurta ikizlerinin genetik yapısı birbiriyle tamamen aynıdır. Bu yüzden de cinsiyetleri, kan grupları, saç, göz rengi gibi genetik olarak belirlenmiş özellikleri birbiriyle aynıdır.

Sizden ve eşinizden gelen hücrelerin “tek vücutta birleşmesi” sonucu oluşan yeni canlı, yani bebeğiniz sizin ve eşinizin genlerinin harmanlanmasıyla oluşmuş, yani hem sizden hem de eşinizden esinlenerek tasarlanmış size benzeyen ancak sizden apayrı bir genetik yapıya sahip bir birey olarak aramıza katılmıştır.
Sağlıklı bir genetik yapı, sağlıklı bir yeni neslin en önemli belirleyicisidir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Geçen haftanın başında yumurtlama gerçekleşti. Sperm hücreleri ile yumurta hücresi karşılaştı ve yumurta hücresi bebeğinizin genetik yapısının sizden kalan yarısını belirleyecek sperm hücresini seçti ve onu içeri aldı. Sizin 23 kromozomluk genetik maddeniz ile eşinizin 23 kromozomluk genetik maddesi birleşerek yepyeni bir genetik yapıya sahip bebeğinizin ilk hücresi oluştu. Zigot adı verilen bu hücre hızla bölünmeye başladı.2 hücre, 4 hücre, 8 hücre ve 16 hücre şeklinde oluşan bölünme devam ederken Fallop tüplerinin içindeki yolculuk yeni canlıyı yerleşeceği rahim içine doğru götürdü.Morula aşamasındayken rahim iç tabakasına ulaşan canlı artık blastosist olarak anılır. Bebeğinizi oluşturacak bu hücre topluluğu rahim iç tabakasına geldiğinde kendisi için en mükemmel yeri bularak bu haftanın başında buraya yerleşir. Çoğu durumda en mükemmel yer damarlanmanın en iyi olduğu rahim arka duvarının üst kısımlarıdır.
İmplantasyon (“yerleşme”) gerçekleştiğinde bazı anne adayları lekelenme tarzında bir kanama görürler.Buna implantasyon kanaması adı verilir ve döllenmeden sonraki 3-7. günler arasında ortaya çıkar.Kanamanın nedeni aynen bir inşaat yapılmadan önce temel kazılması gibi, rahim iç tabakasında da “temel kazılması” ve bu esnada burada bulunan bir kılcal damara denk gelinmesidir.
Bu haftanın sonunda normal şartlarda adet kanamanızı bekleyecektiniz. Gebelik planladığınıza göre beklentiniz kanamanızın olmaması yönünde olacak elbette. “Acaba hamilemiyim?” diye meraklanmaya başladınız. Bu sorunun cevabını alabilmek için farklı seçenekleriniz var: Kanda beta HCG hormonu (bu hormon implantasyon gerçekleştikten sonra salgılanır) ölçümü henüz bu haftada dahi gebelik tanısı koyabilir. Ancak bu test kan alınmasını gerektirir ve nispeten pahalı bir testtir. İdrar testleri ise ucuz testlerdir ancak gecikme olduktan sonra doğru sonuç vermeye başlarlar.Bu haftanın sonunda adet görmeyecek olsanız dahi aynen adet görecekmiş gibi belirtiler hissedebilirsiniz. Kadınların önemli bir kısmında yorgunluk, göğüslerde dolgunluk, uykuya eğilim, bel ağrısı ve ruh hali değişiklikleri henüz bu dönemde bile kendini gösterebilir. Kendinizde hiç bir değişiklik hissetmiyorsanız sabredin: Gebelik henüz yeni başlamıştır ve belirtiler henüz ortaya çıkmamıştır.

 

BEBEĞİN KIZ YADA ERKEK OLMASI

Doğanın dengesinin korunması için doğan erkek bebek sayısıyla kız bebek sayısının birbirine eşit ya da en azından çok yakın olması gerekir. Bu yalnızca insan için değil eşeyli üreyen diğer canlılar için de geçerlidir.
İstatistikler (Avrupa ve Amerika) doğan erkek sayısının kız sayısına oranının 1.05 olduğunu gösteriyor. Bunun anlamı erkekler %5 oranında daha fazla doğuyor.
İnsanlar binlerce yıldır doğacak bebeklerinin cinsiyetlerini önceden belirlemek için bazı yöntemler uygulamaya çalışmışlardır.
Çoğu toplumda eskiden beri ve belki şimdi bile mal ve mevkinin nesilden nesile aktarılabilmesi açısından ailelerde erkek bebeğin önemi büyüktür.
Erkek bebek için “yanıp tutuşma” o kadar ileri boyutlara varmıştır ki, insanlar bunu sağlamak için bilimsel yöntemler bile keşfetmişlerdir! Bunlardan en ilginci eski yunalıların sol testisi iple bağlama sonrası ilişkide bulunulduğunda erkek çocuk sahibi olunabileceği teorileridir. Bu teori daha sonra 18. yüzyılda daha da ileri götürülmüş ve Fransız soylularına dönemin bilim adamları tarafından erkek çocuk için sol testislerini aldırmaları bile önerilmiştir…

 

BİLİMSEL VERİLER

Bazı yayınlarda anne adayının beslenmesiyle doğacak bebeğin cinsiyeti arasında ilişki saptanmıştır. Sodyum ve potasyumdan zengin beslenen anne adaylarının daha çok erkek çocukları, kalsiyum ve magnezyumdan beslenen anne adaylarının ise daha çok kız çocukları olmuştur.Balıkçılıkla geçinen toplumlarda erkek/kız oranı daha yüksektir.
Alkollü içecek sanayinde çalışanların daha çok kızları olmaktadır.1960-70’li yıllarda ineklerin daha çok gelişmesini sağlamak için östrojen hormonu verildiği dönemde kasapların daha çok kızları olduğu gözlenmiş, daha sonra ineklere testosteron verilmesiyle durum tersine dönmüştür.Stresli işlerde çalışanların (savaş uçağı pilotları) daha çok kızları olmaktadır.
Büyük savaşlardan hemen sonra erkek bebek doğumunda büyük artışlar gözlenmektedir. Bu durum stresin azalmasına bağlı olabileceği gibi beslenme özelliklerinin değişmesine de bağlı olabilir.
Şizofrenili kadınların daha çok kız çocukları olmaktadır.Multipl sklerozlu kadınların daha çok erkek çocukları olmaktadır.Prostat kanseri gelişenlerle gelişmeyenler geriye dönük incelendiğinde prostat kanseri olanların daha çok erkek çocuklarının olduğu gözlenmektedir.Batı Afrika’daki iki büyük kızamıkçık salgınının bitmesinden sonra erkek bebek doğumunda büyük artışlar gözlenmiştir.Erkek anestezi uzmanlarının daha çok erkek çocukları olmaktadır (anestezi gazlarının etkisi?)Erkek cinsiyeti belirleyen ve babadan geçen Y kromozomu daha hafif ve daha “güçsüz” bir sperm tarafından taşınır ve dış etkenlere oldukça duyarlıdır. Yukarıdaki veriler de toksik etkenlerin (alkol, stres hormonları, anestezi gazları gibi) Y spermlerini olumsuz etkileyerek çeşitli davranış şekilleri ve çeşitli meslek gruplarıyla doğacak çocuk arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin doğmasına neden olmaktadır.Tümüyle eğlenmek için kullandığımız ancak ilginç bir şekilde çoğu kişide doğru çıkan Çin takvimi bu tahmin gücünü, spermlerin aylara göre oluşan mevsimsel değişiklikleri doğru görmesinden (ısı, nem gibi) alıyor olabilir mi?

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Yukarıdaki elektron mikroskop resimlerinde en solda 4 hücreli aşama, ortada ise morula aşamasının erken dönemleri görülmektedir. En sağdaki resim ise bebeğinizin rahim iç tabakasına yerleşmeden hemen önceki durumunu göstermektedir. Burada hücre topluluğunun Zona Pelusida adı verilen hücre çeperinden kurtulmak için yaptığı “yumurtadan çıkma” (hatching) işlevi görülmektedir.
İmplantasyon, yani rahim içine yerleşme işlevi hücrelerden salgılanan rahim iç tabakasını eritici bazı maddelerle gerçekleşir ve kendini eriyen bölgenin içine gömen bebek, üzerinin de bir tabakayla örtülmesini sağlar ve kendini dış etkenlere karşı koruma altına alır.
Yerleşme tamamlandığında bebek beta HCG adı verilen hormonu üretmeye başlar ve bununla anneye “yerleşme işlemi tamam” mesajını verir.
Blastosist oluştuktan sonra hücre toplulukları hemen aralarında iş bölümü yapmaya başlarlar: Bebeğinizin vücudunu oluşturacak hücreler bir kenara, bebeğin beslenmesini sağlayacak hücreler diğer bir kenara çekilir ve aralarında amniyon boşluğu adı verilen geniş bir boşluk oluşur. Bebeğin beslenmesi işlevini üstlenen hücrelere trofoblast adı verilir. Bu hücreler İleride plasentayı oluşturacaklardır. Trofoblast hücreleri hemen en yakınlarındaki anneye ait kılcal damarlarla iletişim kurarlar ve anneyle bebek arasındaki ilk madde alışverişi başlar.
Bebeği oluşturacak hücreler ise embriyoblast adını alırlar. Bu hücreler bir yandan yolk kesesi adı verilen yapıyı, öte yandan organların gelişimini sağlayacak olan ektoderm, endoderm ve mezoderm adı verilen üç ayrı tabakayı oluştururlar. Üç tabakadan oluşan ve bebeğin ilk hali olarak tanımlanabilecek olan bu yapıya bir disk yapısında olduğundan embriyonik disk adı verilir.

 

ÖNERİ

Kanda beta HCG ölçümü yaptırarak henüz adet gecikmeniz olmadığı dönemde gebeliğinizi saptayabilirsiniz. Ancak başlayan gebeliklerin %60’ının kadın haberdar olmadan (yani adet gecikmesi olmadan) doğa tarafından “mükemmel olmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini” aklınızda bulundurun. Zaten yüksek olan bu olasılık size denk geldiğinde ve hatta arka arkaya birkaç kez bu durumu yaşadığınızda gereksiz bir stres yaşayabilir ve “tekrarlayan düşükler” nedeniyle doktora koşturabilirsiniz. Kanda sadece kimyasal beta HCG ölçümü ile saptanan ve “kimyasal gebelik” adını verdiğimiz bu tür gebeliklerin kaybedilmesi tam anlamıyla düşük kabul edilmez.
Tıbbi bir neden yoksa (tüp bebek tedavisi gibi) gebelik tanısı için adet gecikmenizi bekleyin.

Bu hafta adetiniz gecikti ve bu gecikmenin bir gebeliğe bağlı olduğundan ciddi bir şekilde şüphelenmeye başladınız. Hamile olduğunuzu öğrenmek için gebelik testi yaptırmaya karar verdiniz. Şimdi bu testlerin biraz ayrıntısına gireceğiz: gebelik testi Eczaneden aldığınız testlerle yapacağınız idrarda gebelik testi negatif geldiğinde sonuç çok güvenilir olmayabilir. Zira bu testler kandan idrara geçen beta HCG hormonu belli bir seviyeye ulaşmadan pozitif sonuç vermeyebilirler. Bu test negatif çıkarsa ve siz hamile olduğunuzdan şüpheleniyorsanız bir kliniğe baş vurmanızda fayda var. Burada doktor muayenesi olmaya gerek kalmadan gebelik testi yapılmasını talep edebilirsiniz.
Kliniklerde kullanılan test kitleri daha hassas olduklarından hatalı şekilde negatif sonuç verme olasılıkları oldukça düşüktür.Doktor önerisine göre kanda yapılan rakamsal beta HCG ölçümleri daha erken ve daha doğru sonuç verseler de bu testler pahalıdır ve kan alınmasını gerektirir. Bu nedenle bu testleri ancak doktorunuz önerirse yaptırın.
Ve işte beklediğiniz sonuç:

“PLANOTEST: (+) MÜSPET”
ANNE ADAYLARI DÜNYASINA HOŞGELDİNİZ!!

İdrar testiniz pozitif çıktığında bunun hatalı olma olasılığı oldukça düşüktür.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğiniz geçen haftanın sonunda rahim iç tabakasına yerleşti ve vücudunuza Beta HCG adı verilen hormon salgısını yaparak sinyaller göndermeye başladı. Bu hormon kanda normal şartlarda yalnızca gebelik olduğunda bulunan ve idrarda da saptanabilen bir maddedir.Bu hafta adet görürseniz asla “Ben ne zaman gebe kalacağım?” endişesine kapılmayın.
Korunmasız bir siklusta (adet döngüsünde) bir kadının gebe kalma şansı yanlızca %25’tir. İlk birkaç denemeden sonra kadınlar sıklıkla bu endişeye kapılırlar ve doktora koştururlar.
Her kadının gebe kalma “hızı” farklıdır ve biz doktorlar genellikle 12 ay boyunca (yaşı ileri olanlarda 6 ay boyunca) düzenli bir şekilde ilişkide bulunulmasına karşın gebe kalamadığınızda bazı tetkikler başlatırız.

“Dikkat: Hamile kalmakta aceleci davranırsanız kendinizi kısa zamanda gereksiz bir tüp bebek uygulamasının başrol oyuncuları olarak bulabilirsiniz. Sabredin…”

Eğer korunmasız 12 ay geçmesine rağmen hala gebe kalamadıysanız yine hemen endişelenmeniz için bir neden yok. Aşağıdaki yazıyı gözden geçirin.

 

GEBE KALAMAMA NEDENLERİ

Bazı durumlarda ise adet kanamanız gecikmesine rağmen gebelik testiniz menfi gelebilir. Bunun en muhtemel nedeni testin erken dönemde yapılması olmakla beraber gerçekten de adet kanamanız gebelik dışı bir nedene bağlı gecikmiş olabilir. Üreme çağındaki kadınlarda adet kanamasının gebelik dışında en sık gecikme nedeni ruhsal olaylardır.
Yumurtlama olgusunun beyindeki merkezi hipotalamus bölgesidir ve bu bölge beyin korteksi adı verilen ve duygu ve düşüncelerimizin oluştuğu beyin üst merkezinin sıkı denetimi altındadır. İleri derecede gebe kalma arzusu, ileri derecede gebe kalma korkusu, ruhsal stres, iklim değişiklikleri ve diğer birçok neden bu bölgenin hipotalamusa “adet gecikmesi” emrini vermesine neden olabilir.

Bu hafta hamile olduğunuzu öğrendiğinizde aklınıza geçen ay boyunca içtiğiniz ilaçlar, çektirdiğiniz bir röntgen filmi, katıldığınız “içkili-bol dumanlı” bir toplantı veya yaptığınız ağır bir egzersiz gelebilir. Doğa bu konuda şöyle demektedir:

“Ben seni uyarmadan önce (adet kanaman gecikmeden önce) yaptığın şeylerden sorumlu değilsin, ancak ben sana adet kanamanı geciktirerek mesaj verdiğimde günlük yaşamında dikkatli olmalısın”.

Bunun tıbbi çevrimi “ya hep, ya hiç” kuralıdır.
Adet gecikmesi olmadan önceki dönemde bebek henüz az sayıda hücreden ibaret olduğundan bebeğe zarar verebilecek bir etken tek bir hücreyi bile etkilese gebelik daha ileri gidemez. Gebelik devam ediyorsa etken (gecikme olmadan önceki dönem) gebeliğe hiç zarar vermemiş demektir. Bu bir kural olmakla beraber muhtemel istisnai durumlar için doktorunuza danışın.

 

MUHTEMEL DOĞUM TARİHİNİZİ VE GEBELİK HAFTANIZI HESAPLAYIN

Gebelik süresi Son Adet Tarihinizin ilk gününden itibaren ortalama 40 hafta veya 280 gündür. 38. haftanın başladığı gün ile 42. haftaya girilen gün arasında gerçekleşen doğumlar miyadında gerçekleşmiş olarak kabul edilir.Gebelik haftanızı ve muhtemel doğum tarihinizi hesaplamak için elinize haftaları gösteren bir takvim alın ve Son Adet Tarihinizin ilk gününü bu takvime işaretleyin.Bu tarihten elle sayarak 40 hafta ileri gittiğinizde muhtemel doğum tarihinizi bulacaksınız. Herhangi bir zamanda gebelik haftanızı hesaplamak için aynı takvimde bulunduğunuz tarihte kaç tam hafta ve bu tam haftanın üzerinden kaç gün geçtiğini elle sayarak hesaplayabilirsiniz.Gebelik haftanızı ve Muhtemel Doğum Tarihinizi hesaplamak için sitedeki hesaplayıcıyı da kullanabilirsiniz.Bu gebelik haftasında ultrason yapıldığında yandaki görüntü elde edilir: Birkaç milimetrelik bir gebelik kesesi. Gebelik kesesinde gelişmekte olan bebeğiniz henüz görüntülenecek kadar büyümemiştir.Üstteki görüntü vajinal yoldan yapılmış bir ultrasonografiye ait görüntüdür. Bu haftada karından bakılan ultrasonografide gebeliğe ait yapıların görüntülenmesi zordur.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğiniz bu dönemde 0.2 – 0.4 milimetre uzunluğunda oval bir disk şeklinde ve organlar oluşmaya başlıyor.Ektoderm adı verilen yapı beyin-omurilik, duyu organları ve sinir sisteminin tüm parçalarını, cilt, saç, tırnak, dişler, dış dünyaya açık tüm boşluklar (ağız içi, sinüsler, gözün kornea tabakası gibi) ve ter, meme ve gözyaşı salgı bezleri gibi dış dünyaya salgı yapan salgı bezlerini,
Endoderm adı verilen yapı: Sindirim sistemi ve aksesuarlarını (karaciğer, pankreas, safra kesesi), solunum sistemi, idrar torbası ve tiroid bezini, Mezoderm adı verilen yapı ise kaslar, kemikler, lenf sistemi, dalak , kalp ve dolaşım sistemi, böbrekler ve üreme organlarını oluşturacaktır.

Hızla büyümeye devam eden bebeğinizin boyu bu haftanın sonuna doğru 1.5 – 2 milimetre olacak. Soldaki resimde bebeğinizin ilk gelişen organlarından biri olan kalbi ve koryon villusları aracılığıya madde alışverişi yapan vücut sapını görüyorsunuz. Vücut sapı daha sonra göbek kordonuna dönüşecek.
Kalp embriyoda ilk gelişen organ olarak bu haftanın ortasında atmaya başlayacak. Bir inşaat yapmaya başlandığında gerekli malzemelerin inşaat sahasına getirilmesi için ilk önce transport başlar. Benzer şekilde bebeğinizin kalbi atar ve oluşan ilk yollardan bebeğe gerekli malzemeler anne kanından buraya taşınmaya başlanır.
Embriyoya sıkı sıkıya bağlı olan yolk kesesi bu dönemde bebeğe ait kan hücresi üretiminden sorumludur ve diğer işlevleri henüz tam olarak çözülememiştir.
Bebeğin beyin ve omurilik dokusu bu haftanın başından itibaren nöral oluk boyunca gelişmeye başlamıştır. İnşaatın “şantiyesi” yani yönetim binası oluşmuştur.

 

GEBELİĞİN İLK HAFTALARINDA BESLENME

Birinci trimester (ilk üç aylık dönem) çoğu anne adayının bulantı, tiksinme, bazı kokulara aşırı duyarlılık, iştahsızlık gibi belirtiler yaşadığı bir dönemdir ve anne adayları bebeklerini yeterince besleyemedikleri endişesini taşırlar. Bu dönemde kendinizi herşeyi yemek için zorlamayın. Dikkatlice değerlendirdiğinizde bazı gıdaların size çekici geldiğini ve bunları rahatlıkla yiyebildiğinizi görebilirsiniz. Ağırlığı bu gıdalara verin. Aşırı bir beslenme bozukluğu olmadığı sürece (bu tür durumlar enderdir) bebeğinize zarar vermezsiniz. İlk trimesterdeki bu “sorunların” temel amacı aslında sizi toksik maddelerden korumaktır. Sigaradan nefret ettiğinizi görmek ne kadar güzel birşey değil mi? Beslenme bozukluğu sizi çok etkilerse doktorunuza mutlaka danışın. Beslenme konusuna bu haftada geniş olarak yer verilemeyecek olmasına karşın bilmeniz gereken ilk şey günlük öğün sayınızı dört, hatta altıya çıkarmanızın size getireceği faydadır.. Bu önlem bir yandan midenizin aşırı dolmasını ve rahatsız olmanızı engelleyecek diğer yandan kan şekerinizin düşmesi sonucu oluşan “aşırı yeme” ihtiyacınızı frenleyecektir. Sebze ve meyveler, protein, kalsiyum ve sıvı alımına özellikle dikkat etmelisiniz. Aşırı yağlı ve aşırı karbonhidratlı yiyecekler gereksiz kalori dışında fazla bir fayda vermezler. Hamilelik döneminde çiğ etlerden (çiğ köfte, pişmemiş şarküteri ürünleri gibi) uzak durmalı ve yiyeceklerinizi iyi bir şekilde yıkamaya özen göstermelisiniz. Bunun nedeni bu yiyeceklerde bulunması muhtemel toksoplazma mikrobunun bebeğinize zarar verme ihtimalinin bulunmasıdır. Toksoplazmanın diğer bir bulaşma yolu da kediler olduğundan sokak kedilerinden uzak durmalı, kedinizin bakımını eşinize devretmelisiniz.
Ülkemizde pastörize edilmemiş sütlerle yağılan peynirlerin tüketimi yaygın bulunmamasına karşın yine de bilmeniz gereken, bu peynirlerin Listeria adı verilen bir bakteri taşıyabileceği ve bu bakterinin bebeğinize zarar verebileceğidir. Maden suyu, soda gibi sıvıları almanızda bir sakınca olmamasına karşın kafein içeren içecekleri (kahve, kola,çay gibi) aşırı tüketmekten kaçınmalısınız. Güvenli üst sınır belli olmamasına karşın günde en fazla iki birim kafein içerikli içecek tüketmeniz yerinde olacaktır. Alkol tüketimi konusunda ise veriler çelişmekle beraber bu madde içinde güvenli üst sınır belirlenememiştir ve bebeğinizin gelişmekte olan beyin hücrelerini öldürme özelliğine sahip bu maddeden tüm gebeliğiniz boyunca uzak durmalısınız.
Cinsel yaşamınızı doktorunuzun da önerileri doğrultusunda sürdürmenizde bir sakınca görülmemesine karşın bazı özel durumlarda (kanama, ağrı, düşük riski, erken doğum riski, enfeksiyon riski gibi) doktorunuz cinsel yaşamınıza kısıtlama getirebilir.

 

ÖNERİ

“Bu hafta gebelikte beslenme, cinsellik, araç kullanımı, giyim kuşam gibi konularla ilgili yazılar okuyabilir kendinizi bu sürece hazırlayabilirsiniz.”

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Gebelikte östrojen ve progesteron hormonlarının salgısında önemli değişiklikler meydana gelir ve hormonların günlük salgılanma miktarı ve hatta gün içindeki salgılanma hızı değişir.Bu değişikliklerin amacı sizi bedenen ve ruhen gebelik ve doğuma hazırlamaktır. Duygusal dalgalanmalar yaşıyorsanız bunun nedeninin hormonlardaki değişimler olduğunu bilmelisiniz. Gebelikte salgılanan hormonların seviyesi arttıkça başta sabah olmak üzere gün boyu bulantı şikayetleriniz daha belirgin hale gelebilir. Geçen hafta belirtildiği gibi canınız bazı gıdaları çok çekerken, diğerlerinin adını hatırlayınca bile bulantı hissedebilirsiniz. Bazı anne adayları parfüm kokularından, bazı yemeklerin kokularından ve hatta ender durumlarda kendi eşlerinin kokularından bile rahatsız olacak duruma gelebilirler. Bunların normal ve geçici olduğunu bilmelisiniz. Bulantıların sabah ortaya çıkmasının verdiği rahatsızlığı yanında bir avantajı da vardır: Sabah kalkar kalkmaz hamile olduğunuzu hatırlar ve yaşam tarzınızı gebeliğe uygun şekilde sürdürmeye devam edersiniz. Bulantılar gebelik hormonlarının iş başında olduğunun ve gebeliğin normal seyrettiğinin en önemli belirtilerinden biri olmakla beraber sağlıklı bebekleri olan ve hiç bulantı yaşamamış çok sayıda anne vardır. Bulantılarınız sizin gıda almanızı tümüyle engelliyorsa alabileceğiniz önlemler ve doktor tedavisi konusunda doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.

 

GEBELİKTE AŞIRI BULANTI VE KUSMA

  • Hamileliğinizin bu döneminde bulantı dışında sık idrara çıkma, yorgunluk, uykuya eğilim, baş ağrıları gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
  • Baş dönmesi de bu dönemin tipik belirtilerindendir.
  • Yorgunluk ve uykuya eğilim, sizin vücudunuza gebelik öncesi dönemden olan “borçlarınızı” kapatmaya yönelik çalışan belirtilerdir.Fırsat buldukça uyumak bu belirtilerin daha hızlı kaybolmasını sağlar.

Gebeliğin erken dönemlerinden itibaren salgılanan hormonların etkisiyle meme uçlarınızda koyulaşma ve memelerinizde dolgunluk ve büyüme, beraberinde ağrı ortaya çıkabilir. Süt bezleri gerekli sinyali almış ve hazırlık yapmaya başlamışlardır bile. Memelerdeki dolgunluk size rahatsızlık veriyorsa sütyeninizi değiştirmeli ve memeleri alttan iyi destekleyecek size uygun bir sütyen kullanmalısınız. Sütyen kullanmama ise bu şikayetin daha da artmasına neden olabilir.

Sık sık acıkma da yine artan hormonların etkisine bağlı olarak ortaya çıkan diğer belirtilerdir. Rahiminiz büyümeye ve idrar torbanıza baskı yapmaya başladığından idrar torbanızın az miktarda dolması bile idrar yapma ihtiyacının uyanmasına neden olabilir. Bu yüzden daha bu gebelik haftasında bile sık idrara çıkma şikayetleriniz başlayabilir.
Doktorunuz bu haftada sizi gördüğünde Papsmear testi için bir jinekolojik muayene önerebilir. Papsmear testi jinekolojik muayene esnasında rahimağzından sıvı örneği alınması işlemidir ve tümüyle ağrısızdır. Alınan bu sıvının Patoloji Uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesi bu bölgede ileride kanser oluşturabilecek hücrelerin görülmesini sağlayabilir ve bu incelemeyle ek olarak rahimağzı enfeksiyonu tanısı konabilir. Tüm kadınlara yıllık olarak yapılması önerilen bu testin yapılma önerisini kabul etmelisiniz.
Çeşitli nedenlerle yine bu hafta doktorunuz size vajinal ultrasonografi yapmak isteyebilir. Jinekolojik muayene, Papsmear için örnek alınması ve vajinal ultrasonografi uygulaması bebeğinize zarar vermez. Bu tür uygulamalar gebeliğe zarar verseydi biz doktorların gebeliğin bu döneminde cinsel ilişkiyi de yasaklamaları gerekirdi. Doktorunuzun önerisi dahilinde olan özel durumlar hariç cinselliğinizi kısıtlamanız için bir neden yoktur ve özel bir durum oluşmadıkça bu öneri gebeliğinizin sonlarına kadar geçerlidir.

Bebeğinizin organ gelişiminin devam etttiği birinci trimesterde doktorunuz önermedikçe hiç bir ilaç kullanmamalısınız. Saç boyama, manikür gibi gerçekten ihtiyacınız olmayan şeylerden de kaçınmanızda fayda vardır. Alkol, uyuşturucu, sigara gibi bebeğinize zarar verebilecek alışkanlılardan tüm gebelik boyunca uzak durmalısınız.
Sigara kullanımı düşük riskini artıran bir durum olduğu gibi, ileri gebelik haftalarında erken doğum riskini artırır ve bebeğinizin doğum kilosunun “hakettiğinden” daha düşük olmasına neden olabilir. Kadınların çoğu gebelik hormonlarının etkisiyle sigaradan soğurlar. Eğer bu sizde gerçekleşmemişse bilinçli iradenizi kullanarak sigara içmekten ve sigara içilen ortamlarda bulunmaktan kaçınmalısınız.

Bu gebelik haftasından itibaren düşük belirtilerine karşı duyarlı olmalısınız. Kanama ve ağrı düşük tehdidinin en önemli belirtileridir. Her kanama ve ağrı düşük olacağı anlamına gelmemekle beraber gebelikte kanama miktarı ne olursa olsun mutlaka doktor muayenesi gerektiren bir durumdur.
Çalışmalar sağlıklı bebek doğuran annelerin %30-40’ının gebeliklerinin herhangi bir döneminde kanama şikayetinden yakındığını göstermektedir.

“Sigara kullanımının gebeliğiniz ve bebeğiniz üzerindeki olumsuz etkilerini biliyormusunuz?”

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu haftanın başında sizden bebeğinize oksijen ve besin maddelerini götürecek, bebeğinizden aldığı karbondiyoksit ve artık maddelerini size geri getirecek dolaşım sistemi olan plasenta işlev göstermeye başladı.

Trofoblast hücreleri (bebeği beslemekten sorumlu hücreler) rahim içine yerleşme esnasında rahim duvarının derinliklerine kadar inerek resimde görülen villus adı verilen parmaksı çıkıntıları oluştururlar. Bu çıkıntıların arasında bebeğe ait kan dolaşımı, villuslar arasındaki alanda ise size ait dolaşım sistemi vardır ve bu iki dolaşım sistemi birbirine direkt temas etmez. Sizin dolaşım sisteminizde bulunan bağışıklık sistemi hücreleri bebeğe ait hücrelerle direkt olarak karşılaşsaydı, kendilerine yalnızca %50 benzeyen bu hücreleri yabancı olarak algılayacak ve bu hücreleri tahrip etmeye çalışacaktı. Nitekim organ nakillerinin tam olarak başarılı olamamasının en önemli nedenlerinden biri nakil edilen organın organı alan beden tarafından yabancı olduğunun anlaşılmasıyla reddedilmesi ve vücuttan atılmaya çalışılmasıdır. Kendi içinde yabancı bir dokunun büyümesine istisnai olarak yalnızca gebelik durumunda izin veren bu düzenek doğanın mucizelerinden biridir.

Bebeğin  baş kısmından en ucuna kadar mevcut kıvrımlı yapı nöral tüp adı verilen tüp şeklindeki bir boşluk ve bu boşluktan beyin ve omurilik dokusu gelişecek. Bebeğiniz bu haftalarda arka kısmı ön kısmına göre daha hızlı geliştiğinden, adeta ters bir C şeklini almış durumda.

Kalp, damarlara kanı pompalayarak dokuların kanl ihtiyacını sağlamaya hızla devam ediyor.

 

ÖNERİ

İlk başta anlatıldığı gibi özellikle bu haftadan itibaren ortaya çıkan hormonal değişimler sizde duygusal dalgalanmalara neden olabilir. Genellikle 6-10. haftalar arasında kendini göstermeye başlayan bu durum çoğu zaman kendini daha iyi hissetme şeklinde ortaya çıksa da bazen olumsuz duyguların yaşanmasına neden olabilir. Kendinizi (veya baba adayları için: eşinizi) artık tanıyamadığınızı düşünebilirsiniz. Olumsuz duyguların temelinde saptırılmış düşünceler vardır, zira her duygunun atası bir düşüncedir. İyi bir anne adayı ve anne olabilecek miyim?, Bebeğim sağlıklı doğacak mı?, Maddi durumumuz çocuğumuzu büyütmeye elverişli mi?, Güzelliğim ve çekiciliğim bozulacak mı? şeklindeki soruları anne adaylarının hepsi kendilerine defalarca sorar. Ruhsal dalgalanmaları olumsuz yaşayan anne adayları bu sorulara olumsuz yanıt verenler veya bu soruları yanıtlayamayanlardır. Bu tür zor sorular çoğumuzu aşacak sorulardır. Aslında bu soruların hepsinin tek bir yanıtı vardır: Bilmiyorum!

 

“Yukarıdaki soruları aşağıdaki şekilde değiştirerek sormak ise bizi çözüme götürür:

İyi bir anne adayı (ve baba adayı) ve doğum sonrası iyi bir anne (ve baba) olmak için neler yapabilirim?
Bebeğimin sağlıklı doğması için benim yapabileceklerim neler?
Maddi durumumuzu bebeğe en iyi şekilde bakabilmek için ayarlamamız gerekli. Ne yapmalıyız?
Güzelliğim ve çekiciliğimin devam etmesi için neler yapabilirim?
İnsanın doğru soru sorması ve doğru hayali kurması son derece önemlidir. Kullandığımız kelimeler, sorduğumuz sorular, kurduğumuz cümleler bilinçaltımızı yönlendirir. Bilinçaltı son derece büyük bir güçtür ve kolaylıkla yönlendirilebilir…
Sizce “eğer yemek yemezsen büyümezsin” cümlesi mi yoksa “eğer uzun boylu ve bizim gibi zeki olmak istiyorsan yemek yemelisin” cümlesi mi çocuğumuzu daha iyi teşvik eder?
“Kendimi kötü hissediyorum!” bir cümledir ve cevabı yoktur, bu nedenle çözümü de yoktur, durum devam eder…
Kendimi neden kötü hissediyorum? ise bir sorudur ve siz bu soruyu sorduğunuzda cevabı gelecektir. deneyin:)
Elbette olumsuz duygusal dalgalanmaların hepsiyle kendi başınıza başa çıkamayabilirsiniz. Bu durumda profesyonel yardım almaktan çekinmemelisiniz. Profesyonel yardım sizin göremediklerinizi size göstermekten başka bir şey değildir. Sesimizi teypten veya videodan dinlediğimizde ne kadar değişik gelir değil mi? Gerçek sesimizi konuşurken asla duyamayız, gerçek sesimiz bize dinletilendir.

 

DÜŞÜK (ABORTUS)

İlk haftalarda ortaya çıkan düşüklerin önemli bir kısmı durum sizin için ne kadar yıpratıcı olsa da bir amaca hizmet eder: insan neslinin sağlıklı kalması.
Doğa, anneden ve babadan gelen kromozomların (ve bunların yapıtaşları olan genlerin) yeni canlıda hatalı olduğunu saptadığında o gebeliği iptal eder ve çifte yeni bir şans vererek sağlıklı bir gebeliğin önünü açar. Sonraki deneme çoğu durumda başarıyla sonuçlanır. Nitekim yapılan çalışmalar erken gebelik haftalarındaki düşüklerin büyük kısmında nedenin anne ve baba adayının kromozomları sağlam olsa dahi, yeni başlamış gebelikte kromozom bozukluğu olduğunu göstermiştir.
Düşük yapan kadın ilk önce suçu kendinde arar ve “ağır kaldırdığı için”, “eşiyle beraber olduğu için”, “çok uzun süre ayakta kaldığı için”, üstteki raftan birşey aldığı için” ve buna benzer yüzlerce nedenle düşük yaptığını düşünebilir. Bu sayılanlar gelişmekte olan bir canlının kaybedilmesi için çok “basit” nedenlerdir ve söz konusu olmaları olağan değildir. Nitekim biz doktorların eğitim gördüğü bilim kitaplarının hiç birinde düşük nedeni olarak bunlar yer almamaktadır.

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Hamile olduğunuzu eşiniz ve en yakınlarınız dışında kimler biliyor? Anne adaylarının çoğu “test doğru değildir..” veya “düşük olur…” gibi kaygılarla gebe olduklarını hemen söylemekten çekinirler. Ancak çalışıyorsanız üstünüzdeki kişiye, yani “patronunuza” gebe olduğunuzu söylemenizde fayda var. Gebeliğin bu erken dönemlerinde çeşitli şikayetler nedeniyle istirahat etme gibi gereklilikler ortaya çıkabilir ve amirinizin sizin yanınızda olması açısından ona hamile olduğunuzu söyleyin. Arkadaşlarınıza ne zaman söyleyeceğiniz ise size kalmış… Bu gebelik haftasında erken gebelik dönemi belirtileri varlığını sürdürürler. Bulantı ve kusmalarınız şiddetliyse biraz kilo kaybetmiş olabilirsiniz. Gebeliğin bu erken dönemlerinde var olan bulantılardan en az etkilenmek için:
Sabah yataktan kalkmadan önce kraker ya da bisküvi gibi gıda maddelerinden birkaç adet atıştırın ve bunları yedikten sonra yataktan kalkın. Günlük öğününüzü üç öğünde değil, beş ya da altıya bölerek alın. Sıvıları yemekler arasında alın. Yemekler esnasında fazla sıvı alarak midenizi doldurmayın. Midenize ve bağırsaklarınıza dokunan yiyeceklerden uzak durun.
Ekşi ve tuzlu besin maddeleri midenizi en iyi yatıştıracak gıdalardır. Deneyin… İlk trimesterde anne adaylarının çoğunun en favori meyvesi… Bu önlemlerle şikayetleriniz geçmiyorsa artık doktor tedavisi gerekiyor demektir: Hiperemesis adı verilen bu durum hakkında araştırma yapabilirsiniz.

 

HAMİLELİKTE SÜT VE KALSİYUM TÜKETİMİ 

Süt insanlar için sorunlu bir besin maddesi olabilir. İnsanların yaklaşık %40’ı süt içinde bulunan laktoz adlı maddeyi sindiremedikleri için süt içtikten sonra rahatsızlık duyarlar. Halbuki doktorunuz ve yakınlarınız ısrarla size “süt iç” demektedir. Süt içmek için kendinizi zorlamak yerine süt ürünlerini (peynir, yoğurt, ayran, sütlaç, muhallebi, dondurma) tercih edebilir ve günlük ihtiyacınızı bu şekilde karşılayabilirsiniz. Günlük 1200 mg. olan kalsiyum ihtiyacı (bu miktar 3-4 su bardağı süte tekabül eder) mutlaka süt içerek karşılanması gerekiyorsa içindeki laktozu sindirmeye yardımcı olan “laktaz” maddesi katkılı sütler tercih edilebilir. Yağı azaltılmış (“light”) süt ürünlerinin kalsiyum içeriği sanılanın aksine azalmaz, yani bu sütleri tercih edebilirsiniz.
Kalsiyum gereksinimi özellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren (bebeğinizin kemiklerinin gelişmeye başladığı dönemde) artar ve lohusalık ve emzirme dönemi boyunca artmış olan bu ihtiyaç devam eder. Sanılanın aksine protein kaynakları, kalsiyum açısından zengin değildirler. Bunun yanında kuru bakliyat türleri, brokkoli, lahana, ıspanak, somon balığı, nohut, susam, badem ve turunçgiller iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar.  “Doğru” beslenmenin iyi bir gebelik dönemi yaşama üzerindeki olumlu etkilerini ve doğum sonrası hem sizin, hem de bebeğinizin sağlığına olumlu katkılarını tahmin ediyorsunuzdur. Anne adayları tüm gebelik boyunca beslenme konusunu kafalarına takarlar ve bazı anne adayları kendilerini bu konuda suçlu bile hissedebilirler. Gebelikte beslenme konusunda öncelikle içgüdülerinize güvenin. Bedeniniz size en doğru yolu gösterecektir. Bu konuda sayfalar dolusu kitap okumanıza da gerek yok.

“Gebelikte doğru beslenmek”= tüm besin gruplarından yeterince almak…

İşte yanlızca bu kadar.
Dikkat etmeniz gereken diğer noktalar:
gebelik döneminde beslenmeyi ihtiyaçtan daha çok bir iş olarak görün.
günlük öğün sayınızı 4-8 arası olacak şekilde ayarlayın. Bu, midenizin aşırı dolmasını ve aniden acıkarak “abur cubur” yemenizi engelleyecektir. Sıvıların da bir besin maddesi olduğunu unutmayın, aşırı kalorili, besin değeri düşük olan gıdalardan kaçının.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu gebelik haftasının sonunda 10-12 milimetre boyunda olan bebeğinizin gelişmesi hızlanmaya başlar. Göbek kordonu, gözler, göz kapakları, kulaklar, ağız, burun kökü ve burun delikleri, taslaklar halinde ortaya çıkmaya başladı bile. Kalp, tüm gelişmekte olan organlara kan pompalamaya devam ediyor. Her geçen gün bebeğinizin dokuları hızla gelişiyor.
Bebeğinizin kol ve bacakları, dizler, dirsekler, el ve ayak parmakları ve bu parmaklarda tırnakların minicik taslakları ortaya çıkmış durumda. Dudaklar bu haftanın sonundan itibaren gelişmeye başlayacak. Bebeğiniz gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren amniyos kesesi adı verilen bir sıvı içinde korunma altındadır. Vücut sıcaklığında olan bu sıvı onu hem darbeler, ısı değişiklikleri gibi zararlı olabilecek etkenlerden korur, hem de bedeninin rahim iç duvarlarına değmeden serbest bir şekilde gelişebilmesi için ona en uygun ortamı hazırlar.
Yani soğukta otobüs beklemek, karnınıza birinin yanlışlıkla hafifçe dokunması gibi etkenler bebeğinize zarar vermez. 7 haftalık fetus Yanda 7 haftalık bir bebeğin ultrason görüntüsünü görüyorsunuz. Siyah olan yuvarlak boşluk gebelik kesesi, etrafındaki beyaz “hale” rahim iç tabakası, bu “halenin” dışındaki yapı ise uterus (rahim). Kese içindeki ince uzun yapı embriyo, hemen sağında yer alan halka şeklindeki yapı ise daha sonra kaybolacak olan yolk kesesi. Ultrasonografi incelemesinde gebeliğe ait yapıların görülebilirliği kişiden kişiye, gebelik haftasına ve yapılan ultrasonografi şekline göre oldukça değişken olabilir. Vajinal ultrasonografi karından yapılan ultrasonografiye göre yapıların daha erken görülmesine olanak verir.

 

HAMİLELİKTE EGZERSİZ

Gebelikte egzersiz konusu bu haftalarda gündeminizde olmalı. Bilmeniz gereken, eğer daha önceden egzersiz yapma alışkanlığınız yoksa kendinizi fazla zorlamamanız gerektiği. Günlük yarımşar saatlik yürüyüşler sizin için en uygun seçenek olabilir. Daha önceden düzenli egzersiz yapıyorsanız bu alışkanlığınızı doktorunuzun önerisine göre ileri gebelik haftalarına kadar sürdürebilirsiniz ancak su kayağı, ata binme, sörf yapma, tenis, kayak, off-road, dalış, hızlı koşu gibi sizi aşırı zorlayabilecek veya yaralanma riski yüksek olan egzersiz türlerinden vazgeçmeniz uygundur.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu haftada rahiminiz artık bir portakal büyüklüğüne erişmiş durumda. Yandaki resimde rahim ile çevre organlarınız arasındaki komşuluğu görüyorsunuz. Rahiminiz gördüğünüz gibi mesanenin üzerine yatmış durumda ve bu nedenle sık idrar çıkma şikayeti yaşamaya devam ediyorsunuz. İlerleyen haftalarda rahim büyüdükçe mesanenin üzerinden kalkacak, ancak üçüncü trimesterden sonra büyümesiyle yerçekimi yönünde tekrar mesaneniz üzerine “yatacaktır”.
Gebelik hormonlarınızın etkisiyle bu haftalarda çeşitli cilt problemleri yaşayabilirsiniz. Bazı anne adayları ergenlik dönemindeki sivilcelerinin geri döndüğünü görüp şaşırabilir. Gebelikte cildin yağ salgısı arttığından cildiniz sivilce oluşumuna elverişli hale gelmiştir. Endişelenmeyin. Bu cilt değişiklikleri sıklıkla birinci trimesterden sonra kaybolur. Çok ender durumlarda ise bu değişiklikler tüm gebelik boyunca devam edebilir.

 

“DİKKAT”

Folik asit takviyesi almaya devam ediyorsanız bu haftadan itibaren bu takviyenin artık gerekli olmadığını bilin. Folik asit, doktorunuz tarafından size nöral tüp adı verilen yapının oluşmasına takviye amacıyla verilmiştir. Bebeğin beyin ve omuriliğinin yerleştiği kemik kanal, yani nöral tüp bu haftada çoktan gelişimini tamamlamıştır.
Bu hafta içinde bebeğin yerleştiği rahim iç tabakasının gelişimi ve idamesinden sorumlu olan hormonun üretim işlevi yumurtalık dokusundan plasenta adı verilen yapıya devredilecektir. Bu devir esnasında bazı anne adaylarında az miktarda lekelenme tarzında kanamalar olabilmektedir (“plasental shift”, yani “devir teslim” kanaması). Yine çok ilginç bir şekilde rahminiz gebelik öncesi dönemin alışkanlıklarını sürdürerek bu hafta içinde, tam adet kanamanıza denk gelen günlerde, adet sancılarına benzer kramp tarzı ağrılar oluşmasına ve hatta bazen kanama bile görmenize neden olabilir. Rahimin bu “programlı davranışı” %20 anne adayının bu kramplar nedeniyle endişelenmesine neden olmaktadır. Gerçekte gebelik devam etmekte, rahim ise sanki adet kanaması olacakmışçasına kurulu bir saat gibi zamanı geldiğinde kasılmaktadır. Bu durum önümüzdeki aydan itibaren büyük olasılıkla normale dönecek olsa bile çok az anne adayında her ay belli zamanlarda kramp tarzı sancılar devam edebilir. Bu haftalarda uykuya aşırı eğilim, yorgunluk hissi, unutkanlık, göğüslerde dolgunluk, sık idrara çıkma, karnın adeta “davul gibi şişmesi” gibi belirtilerin olması tümüyle normaldir. Bazı anne adayları da hiç bir değişiklik hissetmediklerinden bebeklerinin sağlığı ile ilgili endişe duyarlar. Gerçekte ise anne adaylarının yaklaşık %20 kadarı bebekleri sağlıklı gelişmesine rağmen gebeliklerini bu şekilde sürdürürler.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Yukarıda soldaki resim bebeğinizin bu haftadaki durumunu şematik olarak göstermektedir. Resimde rahimağzı tıkacının bebeğinizi dış ortamdan nasıl koruduğuna dfikkat ediniz. Bu tıkaç doğuma yakın rahimağzının açılmasıyla birlikte atılacak ve halk arasında “nişan gelmesi” adı verilen durumu oluşturacaktır. Bebeğinizin boyu bu haftada yaklaşık 15 milimetre. İlk vücut hareketleri de geçen haftanın ortasına doğru başladı. Hatta bebeğiniz kollarını dirseklerinden bükebiliyor (resim). Gelecek hafta diz eklemi, el ve ayak bilekleri de hareketine başlayacak. Ancak bu hareketleri siz 16.-20. haftalar arasında hissedeceksiniz. Bebeğinizin dil ve dudaklarının oluşumu bu haftanın sonunda tamamlanacak. Diş ve damak yapısı da bu haftanın sonunda oluşmaya başlıyor. Lens (mercek), bağırsaklar, pankreas ve bronşlar da yavaş yavaş belirgin hale gelmeye başladı. Akciğerler bu hafta içinde gelişimini hızlandıracak, ancak bu yapıların tamamlanması 34. haftanın sonlarını bulacak. Bebeğinizin iskelet dokusu taslak olarak çoktan hazır bile. Kıkırdak şeklinde olan bu kemik taslakları gelecek haftalardan itibaren kemikleşmeye başlayacak. El ve ayak parmakları tümüyle oluşmuş olmakla birlikte henüz perdelerle birbirlerine bitişikler. Bebeğiniz bu hafta içinde geçen haftaki büyüklüğünün iki katına ulaşmış olup, yaklaşık 2 gram ağırlığında!

 

HAMİLELİKTE CİNSEL YAŞAM

8 haftalık gebelik Bu gebelik haftasında yapılan bir ultrasonda bebeğinizin kalp atışlarını (gördüğünüz gibi oldukça hızlı!) net olarak izleyebilirsiniz. Ayrıca yandaki resimde görüldüğü gibi kol ve bacak taslakları, gözlerin yeri da ultrasonografik olarak gözlenmeye başlamıştır. Eğer şanslıysanız bu hafta ultrasonda bebeğinizin kol-bacak hareketlerini bile görebilirsiniz.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

İş yerinizde bilgisayar kullanıyorsanız, “bilgisayar ışınlarının” bebeğiniz üzerinde olumsuz etkiler yaratmasından endişe duyuyor olabilirsiniz. Korkmayın, bilgisayarlar ve monitörlerin iyonize edici (“canlı dokuya zarar verici”) özellikleri bulunmaz. Yine de bu endişenizi tümüyle gidermek için çalışma odanızdaki tüm monitörlere filtre takılmasını sağlayabilirsiniz.

Göğüslerinizdeki dolgunluk ve hassasiyet bu gebelik haftasında biraz daha artmış olabilir. Daha önce de belirtildiği gibi göğüslerinizi alttan iyi destekleyen bir sütyen kullanmalısınız.

Yine artan gebelik hormonlarının etkisiyle mide yanması ve hazımsızlık gibi şikayetler de bu haftada ortaya çıkabilir. Midenizin hiçbir zaman aşırı dolmaması gerekir. Ayrıca mide yanması yapan yiyeceklerden (bu yiyecekler kişiden kişiye değişir) uzak durmalısınız. Şikayetleriniz şiddetliyse veya aldığınız önlemlere cevap vermiyorsa doktor önerisine göre bazı ilaçlar kullanabilirsiniz.

 

ULTRASONOGRAFİ İLE GEBELİK HAFTASI BELİRLENMESİ

Gebeliğin İlk 13 haftalık döneminde ultrasonografi ölçümlerinde bebeğinizin baş-popo mesafesi (CRL=crown-rump length), yani oturma boyu ölçülür ve bu ölçüm ultrasonografi cihazı içindeki yüklü verilere göre otomatik olarak gebelik haftasına dönüştürülür. CRL oldukça hassas bir ölçümdür ve bu ölçümünün yanılma payı yalnızca +/- 3- 4 gündür. Bu nedenle yapılan ölçümde çıkan gebelik haftası sizin Son Adet Tarihinize göre yapılan hesaplamayla uyuşmadığında CRL ölçümü gerçek gebelik haftası olarak kabul edilir. Bu uyuşmazlığın nedeni Son Adet Tarihinizi (SAT) hatırlayamamanız veya yanlış hatırlamanız olabileceği gibi, gerçekte yumurtlamanız adet döngünüzün 14. gününden daha farklı bir gününde (daha geç veya ender olarak daha erken) olmuş olabilir. CRL ölçümü tüm ırksal ve kalıtsal özellikleri gözardı eden bir incelemedir ve bebek bu incelemede sizin sandığınızdan daha büyük çıktığında bu bebeğin “iri” olacağından daha çok gebelik haftanızın Son Adet Tarihinize göre hesaplandığında yanlış olduğunu gösterir.

20. haftaya kadar yapılan ultrasonografi ölçümlerinde aynı haftalardaki tüm bebekler birbirlerine yakın büyüklük ve ölçümlere sahipken 20. haftadan itibaren ırksal, kalıtsal ve anne adayına ait özellikler (sigara kullanımı, yanlış beslenme, bebeğin kilosunu etkileyen çeşitli hastalıklar) de devreye girmeye başlar ve aynı haftada bulunan bebekler arasında kilo ve boy farklılıkları belirginleşmeye başlar. Bu nedenle gebeliğin ikinci yarısında yapılan ölçümler gerçek gebelik haftasını belirleyebilme yetisinden giderek uzaklaşır. Yaklaşık 100 anne adayından 15’inde SAT’a göre hesaplanan gebelik haftasının CRL ölçümüne göre yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu düzenleme (“düzeltilmiş gebelik haftası”) ileriki gebelik haftalarında bebeğin gerçek haftasının bilinmesi açısından son derece önemlidir. Bu hafta (veya geçmiş veya gelecek birkaç hafta içinde) doktorunuz size yeni bir Muhtemel Doğum Tarihi belirlerse (belirlemişse) şaşırmayın.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Sol tarafta bu haftanın başında baş-popo mesafesi 25 milimetre olan bir bebeği, en sağdaki resimde ise bebeğin bu haftadaki 3 boyutlu ultrasonografi görüntüsünü görmektesiniz. Bu haftada bebeğinizin yüz yapısında önemli değişiklikler var. Dudaklar ve gözler giderek gelişimini sürdürüyor ve ağız açıp kapama hareketleri de başladı. Gözler bu hafta da adeta bir balık gibi yüzün yanlarında yer alırlarken, orta hatta hızla yaklaşıyorlar. Bağırsaklar önceleri kordon içindeyken, karın içinde kendileri için oluşturulan boşluğa doğru ilerlemeye başladılar.
“Bebeğinizin bu hafta sonunda boyu 4 santimetre ve ağırlığı tam 4 gram! <<dikkat!! – bebeğinizin boyu ve kilosu hakkında önemli bilgi>>”

 

GEBELİK VE LABORATUVAR İNCELEMELERİ

Gebelik döneminde anne adayında ortaya çıkan değişiklikler laboratuvar testlerine de yansır ve test sonuçları “anormal” çıkabilir. Laboratuvar sonuç sayfalarında yer alan “normal değerler” gebelik olmayan dönemler için geçerlidir. Gebelik söz konusu olduğunda tetkikler bu gerçek göz önünde bulundurularak yorumlanır. Bazı anne adayları laboratuvarda çalışan yakınlarının iyi niyetinin gazabına uğrar ve “nasılolsa kan alındı, hepsine bakılıversin” diye gereksiz testlere tabi tutulurlar. Tam kan sayımında lökosit sayısının yüksek çıkması, kolesterol seviyesinin “fırlaması”, sedimentasyonun yüksek gelmesi, tiroid hormon seviyelerinin normal sınırlar dışında yer alması anne adayını gereksiz yere korkutur. Doktorunuz hangi tetkikleri istediyse onları yaptırın, daha fazlasını değil… Hamilelik günlüğü tutmaya başladıysanız doktorunuzdan alacağınız ultrason resimlerini de bu günlüğe ekleyin. Bu resimler zamana dayanıklı değildirler ve bunları en iyi muhafaza etme yolu resim albümlerine yerleştirmektir. Açıkta bırakıldığında bir süre sonra sararırlar. Diğer bir yol da bunları scanner yardımıyla bilgisayara kaydetmektir. Bazı doktorlar ultrasonografi incelemesini tümüyle DVD’ye veya VCD’ye de kaydedebilmektedir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

İşiniz masabaşı işiyse veya uzun süre ayakta kalınmasını gerektiriyorsa dikkat etmeniz gereken önemli birkaç nokta var: Uzun süreli oturmak ve uzun süreli ayakta durmak dolaşım sisteminizi yavaşlatır. Bu da basur, varis, ayaklarda aşırı şişme gibi istenmeyen durumların ortaya çıkmasını kolaylaştırır. İki saatte bir en az 10 dakika dolaşmalısınız. Dolaşmak bacak kaslarının arasında yer alan toplardamarları harekete geçirir. Otururken, sandalyenin kenarının dizinizin arka kısmını “kesmemesine” özen göstermelisiniz. Zira bu bölgeye en ufak bir bası bacağın altkısmından kalbe dönen toplardamarların yolunun engellenmesine neden olur. Hemen şimdi sandalyede oturma pozisyonunuzu tekrar gözden geçirin.

 

KAN GRUPLARININ KALITIMI VE BELİRLENMESİ

İnsanlarda A, B, 0 ve AB olmak üzere dört farklı kan grubu bulunur. Bu kan gruplarından herbiri Rh(+) ve Rh(-) olabilir. İnsanların yaklaşık %15’i Rh(-) kan grubuna sahiptir. Rh uygunsuzluğu veya Kan Uyuşmazlığı anne adayının Rh(-) baba adayının Rh(+) olduğu durumlarda söz konusu olur. Bunun dışındaki kombinasyonların hiçbirinde uyuşmazlık söz konusu değildir. İlk gebeliğinizse bebeğinizin Rh uyuşmazlığından etkilenme olasılığı son derece düşüktür ve takip eden gebeliklerinizin de benzer şekilde sorunsuz seyretmesini sağlamak için alınacak bir dizi önlem vardır. Eşinizle aranızda bir Rh uygunsuzluğu (kan uyuşmazlığısöz konusuysa daha geniş bilgi almak için tıklayın.

 

KAN GRUPLARININ KALITIMI

A ve B baskın kan grupları, O ise edilgen gruptur. Kan grubunu belirleyen genlerin biri anneden biri babadan gelir. Bir taraftan A, bir taraftan B gelmişse kan grubu AB (ikisi de baskındır ve birbirlerine üstünlükleri yoktur), iki taraftan da O gelmişse kan grubu O olur. Bir taraftan A (veya B), diğer taraftan O gelmişse kan grubu baskın olan A (veya B) olur. Rh kalıtımında ise (+) baskındır ve her iki taraftan (-) gelmediği sürece kan grubu (+) olur. Anne adayı ve baba adayı ikisi de O ise, bebek O olmak zorundadır. Bir taraf A, diğer taraf B ise bebekte tüm kan grupları söz konusu olabilir.
Her iki taraf A ise bebek B ve AB, iki taraf B ise bebek A ve AB olamaz, ancak O olabilir.
Her iki taraf AB ise bebek O olamaz, diğer gruplar olabilir.
Her iki taraf (-) ise bebek (+) olamaz.
Her iki taraf (+) ise bebek hem (+) hem (-) olabilir.
Bir taraf (+), diğer taraf (-) ise bebek hem (+), hem (-) olabilir.

Bebek doğduğunda belirlenen kan grubu anne ve babasının kan gruplarına göre olması gerekenden farklı olursa bu durumda en muhtemel neden üç kişiden birinin kan gruplarının yanlış bakılmış olmasıdır. Bu duruma nispeten sık rastlanır ve kan grupları yeniden belirlendiğinde sorun ortadan kalkar.
Negatif kan grupları ülkemizde oldukça kıymetlidir. Sağlıklı olan bireylerin düzenli olarak kan bağışında bulunmaları hem ülkemiz için hem de kan bağışlayıcısı için faydalıdır. İhtiyacınız olduğunda kan bulabilmek için kan bağışında bulunmalısınız (anne adayları kan bağışında bulunamazlar).

Bu gebelik haftasında artık bulantılarınız hafiflemeye başlar. Bazı anne adaylarında ise bu şikayetler birkaç hafta daha aynı şiddette devam edebilir. Doktorunuza danışarak aldığınız ilaçları kullanmaya devam edebilirsiniz.
Gebelik hormonlarının etkisiyle bazı anne adaylarında kolay sinirlenme, huzursuzluk, keyifsizlik gibi ruhsal belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar geçici belirtilerdir.
Gebelikte kan hacmi %40-50 oranında artar. Bu yüzden de hızlı gelişim gösteren meme dokusunda ve vücut ağırlığınıza maruz kalan ayaklarınızda başta olmak üzere vücudunuzun çeşitli bölgelerinde toplardamarlar belirginleşmeye başlayabilir. Bacaklarınızdaki damarların belirginleşmesi sizde mutlaka varis oluşacağı anlamına gelmez. Yine de bu konuda yapabileceğiniz birşeyler olduğunu bilmeli ve gerekli önlemleri almalısınız. Varisle ilgili internetten bilgi alabilirsiniz.

 

KİLO ALIMI

Kilo alımı kadından kadına ve aynı anne adayında gebelikten gebeliğe önemli farklılıklar gösterir. Gebelikte alacağınız toplam kilonun en önemli belirleyicisi gebelik öncesi kilo durumunuzdur.
Eğer sağlıklı beslenmenize rağmen beklenenden daha fazla kilo alıyorsanız bu daha çok su tutulumuna bağlıdır ve doğum sonrası bu kiloları vermeniz kolaydır. Gebelikte asla diyet yapmayın.
Bu aşamaya kadar hiç kilo almamış olsanız (ve hatta kilo vermiş olsanız) dahi gelecek haftadan itibaren haftada yaklaşık 450 gramlık bir kilo alımı bekleyebilirsiniz. Düşük kilolu anne adayları tüm gebelik boyunca 15-20 kilo, Normal kilolu anne adayları 12.5-17.5 kilo, “Kilolu” anne adayları ise 7.5-12.5 kilo alırlar. Çoğul gebeliği olanlarda ise kilo alımı daha da fazla olur (gebelik öncesi kilo durumuna göre değişmek üzere 12.5-25 kilo)

“Sizin gebelik öncesi kilonuz nasıldı?”

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu hafta sonuna doğru en önemli değişikliklerden biri bebeğinizin böbreklerinin idrar üretmeye başlamasıdır. Üretilen bu idrar bebeğiniz tarafından amniyos kesesi içine boşaltılır. Bebeğiniz çıkardığı bu sıvıyı yutar ve bu hafta çalışmaya başlayan bağırsaklar bu sıvıyı emerler. Bağırsaklardan kana ve buradan tekrar böbreklere geçen sıvı bebeğinizin idrar yapmasıyla tekrar ortama bırakılır. Bebeğinizin gelişimi ve korunması açısından son derece önemli olan amniyos sıvısının sürekliliği bu şekilde sağlanır. Normalde idrar zehirli atık maddeler içermesine rağmen bebeğinizin böbrekleri bu haftalarda atık maddeleri vücuttan uzaklaştırma görevini henüz üstlenmediklerinden bebeğinizin idrarı zararsızdır ve bakteri de içermez. Karaciğer bu günlerde çalışmaya başlar ve kan üretimi görevini üstlenir. Zehirli maddeleri vücuttan uzaklaştırmaya görevli karaciğer ve böbreklerin rahim içi yaşamdaki bu görevlerini plasenta üstlenir.
Bebeğinizin genital organları bu haftadan itibaren giderek belirginleşir. Genital tüberkül (“tepe”) adı verilen yapı bu hafta kız ve erkek bebekte aynı görünümdedir, ancak gelecek haftanın sonuna doğru klitoris ya da penis olarak farklılaşmaya başlayacaktır.

Bu günlerde bebeğinizin göz rengini belirleyecek olan iris tabakası da oluşur. Yine göz kapakları da bu haftanın sonunda oluşacak ancak ileri gebelik haftalarına kadar kapalı kalacaklardır.
“Bu hafta bebeğinizin boyu 5.5 cm. ve ağırlığı tam 6 gram!”

 

MİDE YANMASI VE REFLÜ

Mide yanması veya ekşimesi anne adaylarının yarısından fazlasının yaşadığı bir sorundur. Daha önceden bu tür sorunlar varsa gebelik döneminde şikayetler daha da artabilir. Mide ekşimeleri gebelikte tüm kaslarda oluşan gevşemeye benzer bir şekilde yemek borusu-mide arasındaki kapağın da gevşemesinden kaynaklanır. Mide ekşimesi normalde tek yönlü çalışan bu kapaktan mideden yemek borusuna asit kaçağı olması sonucunda meydana gelir ve asit yemek borusunda tahriş yaratır. Mide ekşimesi normal bir bulgu değildir. Bazı önlemler alınmalı, bu önlemler fayda etmiyorsa yemek borusundaki kalıcı tahribatı önlemek ve sizi bu can sıkıcı durumdan kurtarmak için ilaçla tedavi edilmelidir.

Öncelikle yapmanız gereken midenizde ekşime yapabilecek gıdaları dikkatli almaktır. Simit, poğaça, portakal suyu, çay, kahve, kolalı içecekler bu besinlere örnektir. Bunun yanında midenin aşırı dolması, yemekten hemen sonra uzanılması da şikayetleri artırır. Doktorunuza başvurduğunuzda size önerilecek ilaç bu şikayetlerden etkili bir şekilde kurtulmanızı sağlayabilir. Bölgesel etki gösteren bu ilaçlar uygun dozlarda alındıklarında kana geçmediklerinden bebeğinize zarar vermezler.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bel ağrısı şikayetleri yaşıyormusunuz? Gebelikte bel ağrısının en önemli nedenlerinden biri belinizi yanlış kullanmanızdır. Büyüyen rahiminiz ile birlikte ağırlık merkeziniz de öne doğru yer değiştirir ve siz gerekli tedbirleri almazsanız bu “yer değiştirme” ağrıya neden olur. Hamilelik döneminde bel ağrıları genelde ikinci trimester sonuna doğru ortaya çıksalar bile siz önleminizi şimdiden almalısınız.

 

ÖNERİ

Otururken, belinizin arkasıyla koltuğunuz arasında hiçbir boşluk kalmamalıdır. İşyerinizde, evinizde, arabanızda oturduğunuz heryerde bu kural geçerlidir. Koltuğunuz buna uygun değilse sürekli yanınızda bulundurduğunuz sert bir yastığı (bu katlanmış bir nevresim de olabilir) belinizle koltuğunuz arasına koyarak bu boşluğu doldurmalısınız. Birşey almak için eğilirken bu işlemi belinizi bükerek değil, bacaklarınızı dizlerinizden bükerek yapmalısınız. Yatağınız ortopedik özellikler taşımıyorsa (ortopedik yatak, nispeten sert olan bir yataktır ve yattığınızda içine gömülmezsiniz) yatağınızı değiştirin. “Karnınız çıktıkça” bu belirginleşmeye direnmeyin. Karnınızı içeriye çekerek gizlemeye çalışmak yerine bırakın dışarı çıksın ve büyüyen karnınızdan gurur duyun. Bu haftadan itibaren saçlarınızın ve tırnaklarınızın çok daha hızlı uzadığını farkederseniz şaşırmayın. Bu, hormonlarınızın yarattığı değişikliklerden diğer bir tanesidir. Bu haftalardan itibaren anne adayları haftada ortalama 450 gram alırlar, ancak sizin beden yapınıza ve kalıtsal etkenlere bağlı olarak bu kilo alımı önemli derecede farklılıklar gösterebilir.

Besleyiciliği düşük, kalorisi yüksek gıdalardan tüm gebelik boyunca uzak durduğunuz sürece fazladan aldığınızı düşündüğünüz kiloların yağ dokusu deposu olma olasılıkları son derece düşüktür.
Bazı anne adaylarının bedenlerinin daha fazla su tutma eğiliminde olduğunu unutmayın.

 

PLASENTA VE GÖBEK KORDONU

Rahim içinde bebeğinizin beslenmesinden sorumlu olan plasenta (halk arasında bebeğin “eşi” denir) bebek ile sizin aranızdaki bir “gümrük” gibi çalışır. Bu “gümrükten” sizin kanınızla gelen maddeler arasından oksijen ve besin maddeleri içeri alınır ve zararlı olabilecek maddelerin önemli bir kısmı “kapıdan geri döner”.
Bebeğinizin vücudunda oluşan artık maddelerin çoğu ve karbondiyoksit de bu gümrükten karşı tarafa verilerek annenin vücudunca atılır. Normalde insan vücudu kendisine yerleştirilen yabancı dokuları şiddetle reddetmesine rağmen size yalnızca “yarı yarıya” benzeyen (bebeğinizin genlerinin yarısı babadan gelmiştir) bu canlıyı reddetmeden seve seve büyütür. Bu durum hala tümüyle açıklanamamış olmakla birlikte anne kanıyla bebeğin kanının plasenta seviyesinde birbirine hemen hemen hiç temas etmediği saptandığında kısmen anlaşılabilmiştir.
Plasenta oval bir disk şeklindedir ve bu haftada yalnızca 20 gram ağırlığında iken, ağırlığı 20. haftada yaklaşık 170 grama, miyadında ise 500-600 grama ulaşır. Miyadında plasenta 15 – 20 santimetre çapında ve 2 – 5 santimetre kalınlığındadır.

Plasenta ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan göbek kordonu üç adet damar içerir. Bu damarlardan daha kalın olan toplardamarın etrafına iki adet atardamar bir helezon şeklinde sarılmıştır. Toplardamar plasentadan gelen kanı bebeğin vücuduna taşırken, atardamarlar bebekte oluşan artık maddeleri plasenta yoluyla anneye gönderir. Damarların etrafı bir elektrik kablosunda olduğu gibi sağlam bir kılıfla sarılmıştır. Yapısı jel kıvamında olan ve bu nedenle Wharton jeli adı verilen bu tabaka bebeğin kordonunu dışarıdan basıya karşı oldukça etkili bir şekilde korur. Bebeğiniz zaman zaman göbek kordonuyla oynasa da içinden geçen kan akımı azalmaz. Doğumda yaklaşık 55 santimetre uzunluğunda olan bu göbek kordonu kesildikten sonra bebeğin plasentaya olan bağımlılığı biter ve ilk ağlamayla akciğerleri havayla dolar. Kordonun kalan kısmı ve kendiliğinden ayrılmasını takiben plasenta artık işe yaramaz hale gelir. Doğumda (alınmışsa) kök hücreler bu kordon kanının kalan kısmı ile plasentanın içindeki kalan kanın toplanmasıyla elde edilir.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu haftanın sonunda bebeğinizin organ gelişimi büyük ölçüde tamamlanıyor. Bebeğinizin en hızlı geliştiği hafta bu haftadır.
Bebeğinizin baş-vücut oranı arasındaki değişim, oranın bu haftada “normale” oldukça yaklaşmasını sağlıyor.Bebeğinizin koku, tad alma ve dokunma duyusunun önümüzdeki haftadan itibaren oluşmaya başladığını ve dış kulak yolu ve kulak zarının da bu hafta oluştuğunu bildiğinizde onun artık dış dünyayla temas kurmaya başladığı sonucunu da rahatlıkla çıkarabilirsiniz. İşitme duyusunun tamamlanması 24. haftaya kadar bekleyecek olsa da bebeğiniz rahim içini ve kendi bedenini dokunarak tanımaya başlamıştır çoktan. Buna tad alma duyusu da eklendiğinde bu algıların bebeğinizin beyninde depolanmaya başlamasıyla beyin ilk öğrenme faaliyetlerine başlayacaktır. Yani hafıza çoktan kaydetmeye başlamıştır bile…

Bebekler annelerinin hamilelik döneminde daha çok ilgi duydukları gıdalara doğduktan sonra daha çok rağbet etmektedirler… Bu durum, annelerin tercih ettikleri gıdaların amniyos sıvısının da tadını ve kokusunu belirlemesi ve bebeğin henüz rahim içindeyken bu tad ve kokuları algılamasıyla açıklanabilir. Hamilelik döneminde sigara, alkol gibi maddeleri hiç tüketmemenin, kahve gibi içecekleri fazla içmemenin, yararlı besinleri dengeli bir şekilde almanın önemi burada birkez daha vurgulanmış oluyor. El ve ayak parmakları arasındaki perdeler bu haftalarda ortadan kalkıyor ve artık bebeğiniz ellerini açıp kapatabiliyor. Sizin ileriki haftalarda hissedeceğiniz tekmelemeler de bu haftalarda sıklaşıyor. Bazı anne adayları bebeklerin kıpırtılarını bu haftalarda hissettiklerini söyleseler de bebeğinizin kasları henüz hareketlerini hissettirecek kadar güçlü değildir.

 

BPM ölçümü 11-14 testi hakkında bilginiz var mı?

Adından da anlaşılacağı gibi 11-14. haftalar arasında (gelecek haftanın başı ve takip eden 3 hafta içinde) yapılan bu incelemede bebeğinizin ultrasonda ense pilisi kalınlığı (bebeğin ensesinde oluşan boşuk) ölçülür ve beraberinde kanda ölçülen bazı maddeler bilgisayara girilerek Down sendromu olasılığı belirlenir. Down sendromu riskini belirleme açısından hassasiyeti üçlü teste  göre daha yüksektir. “Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 7 cm. ve ağırlığı tam 8 gram!”

 

Demir (Kan yapımında kullanılan madde)

Demir, kan yapımında kullanılan son derece önemli bir maddedir ve ülkemizde anne adaylarının önemli bir kısmı gebeliğe demir eksikliği anemisiyle başlarlar. Demirin günlük ihtiyacı gebelikte 30-60 miligram arasındadır ve bu miktarın tümünü besinlerle elde etmek zordur. Bir örnek verecek olursak, 60 miligram demiri almak için anne adayının günde 1 kilo kırmızı et alması gerekir ki, bu çok uygun bir yol değildir. Bu nedenle özellikle demir eksikliği olan anne adaylarına genellikle 10.-12. haftadan itibaren (bazen daha erken de başlanabilir) demir takviyesi verilir. Bu takviye multivitamin kombinasyonları şeklinde olabileceği gibi tek başına demir tabletleri şeklinde de olabilir. Demir içeren ilaçlar alınırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus demirin etkili bir şekilde kana geçebilmesi için yemeklerden iki saat sonra alınması gerektiğidir. Demir, asit bir ortamda en iyi şekilde emildiğinden bir bardak portakal suyuyla alınması uygundur. Aşırı çay tüketimi demir emilimini engellediğinden yemeklerden sonra çay içilmesi gıdalarla alınan demiri “öldürmektedir”. Demir takviyenize ek olarak tavuk, kırmızı et, yumurta sarısı, ıspanak ve lahana gibi besinlerin de yüksek demir içeriğine sahip olduğunu bilmenizde ve bunları da tüketmenizde fayda vardır. Demir içeren ilaçlar kabızlık, dışkı rengini siyaha boyama, mide ağrısı gibi yan etkiler yapabilir. Ancak mide ağrısı yapmasın diye demir ilacınızı sütle birlikte alırsanız, sütün alkalen ortam yaratmasıyla aldığınız demirin emilmeden aynen dışkıyla atılacağından emin olabilirsiniz…Midenizde sorun oluşmaması için demir ilacınızı aldıktan sonra 1 saat boyunca uzanmanız etkili bir önlem olabilir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Gebeliğinizin inanılmaz bir hızla ilerlediğini düşünüyor olabilirsiniz. Bazı anne adayları daha bu haftalarda bir an önce bebeklerine kavuşmanın hayalini kurarlar. Bebeğinizin çoktan sizinle birlikte var olduğunu unutmayın ve gebeliğinizin keyfini çıkarmaya devam edin.  Rahiminiz artık pelvisten (pelvis rahim ve diğer genital organların bulunduğu kemik çatınızdır), yukarı doğru hareket etmeye başlar. Böylece mesane üzerindeki baskı ortadan kalkar ve sık idrara çıkma şikayetleriniz hafifler. Bulantılar bu haftadan itibaren artık azalmaya başlarlar ve yorgunluk şikayeti de azalır. Ancak bu haftalarda kan hacminin artmasına bağlı olarak başağrısı şikayetlerinizde artış ortaya çıkabilir. Migreni olan anne adayları için iyi haber, bu durumun çoğunlukla gebeliğin ilerleyen haftalarında iyileşme eğilimi göstermesidir. Gebelik dönemindeki baş ağrılarının bir kısmı bilgisayar başında uzun süre oturma, görme kusurları, sinüzit, diş sorunu gibi nedenlere bağlı olabileceğinden inatçı baş ağrılarında gerekli branş hekimine başvurulmalıdır.

Bu haftalarda cildinizde bazı değişiklikler farketmiş olabilirsiniz. Bazı anne adayları “güzelleştiklerini”, ciltlerinin gerildiğini hisseder, bazıları ise aksine sivilcelerin artmasından, “ciltlerinin bozulmasından” yakınırlar.

Hurafeye göre “kız çocuklar annelerinin güzelliklerini onlardan ödünç aldıkları için” tüm bunlar olmaktadır. Siz yine de bunu cinsiyet yorumu yapmada kullanmayın. Cildiniz yanında saç ve tırnaklarınızda da olabilen bu değişiklikler tamamen hormonlarınızla ilgilidir ve geçicidir. Bazı anne adayları saç dökülmesinden yakınırlar, bazıları ise tırnaklarının ne kadar hızlı uzadığına şaşırırlar.

 

Amniyos Sıvısı

Bebeğinizin içinde yüzdüğü amniyos sıvısının devamlılığı bebeğin amniyos boşluğuna (rahim içine) idrar yapması ve bu sıvıyı yutmasıyla sağlanmaktadır ve bu sıvının yeterli olması onun böbreklerinin, sindirim sisteminin ve beyin tarafından idare edilen yutma işlevinin mükemmel olarak çalıştığının bir göstergesidir. Böbreklerin ürettiği idrar aslında başta amonyak olmak üzere çeşitli zehirli artık maddeler içermektedir ve içilmesi ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bebeğinizde ise toksik maddeler plasentayla sizin vücudunuza verildiğinden bebeğinizin idrarı ona zarar vermez. 12. haftada yaklaşık 50 mililitre olan bu sıvı 20. haftada 400 mililitreye, miyadında ise yaklaşık bir litreye ulaşır.

Amniyos sıvısı bebeğin ısısını koruması yanında onu darbelere karşı koruyan, rahimiçi duvarlara değmeden mükemmel bir şekilde büyümesi ve gelişmesi için ona zemin hazırlayan ve yer çekimini ortadan kaldırarak onun serbestçe ve kolaylıkla hareket etmesini sağlayan mükemmel bir oluşumdur. Peki bizlerin 9 ay boyunca içi sıvı dolu bir küvette kaldığımızı düşünelim. Cildimiz ne hale gelir? Oldukça buruşuk bir hal alır. Doğa buna karşı da önlemini almıştır ve bebeğinizin cildi bu etkiye karşı verniks adı verilen kremsi bir salgı maddesi ile mükemmel bir şekilde korunmaktadır.
Amniyos sıvısı bebeğin yenilenerek dökülen cilt hücrelerini, saç, tüy, tırnak gibi yenilenmek üzere atılmış ölü dokuları ve yine bebeğin çeşitli dokularına ait hücreleri içerir. Bu özellik nedeniyle amniyos sıvısı ultrasonografide çeşitli partiküller içeren bir görünüm arzeder.

Amniyos sıvısının bebeğe ait hücreler içermesi, amniyosentez adı verilen (bebeğin amniyos sıvısından bir iğne yardımıyla numune alınma işlemi) işlemle ona ait kromozom yapısının incelenebilmesine olanak tanır.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğin tüm organları artık oluşmuştur. Bu haftadan itibaren yapısı ve işlevleri belirlenmiş olan organlar artık hacim olarak büyümeye başlarlar. Parmaklarda tırnaklar ortaya çıkmıştır ve saç ve tırnaklar uzamaya başlar. Bağırsakta peristaltik sindirim hareketleri başlamıştır. Bu haftada bebeğiniz oldukça hareketlidir ve sık sık ağız açıp kapama hareketleri yapar. Ultrasonografi esnasında onun hıçkırdığına bile tanık olabilirsiniz. Bebeğiniz yutmayı yeni öğrenmiştir ve anlaşılan çok da iyi yapamadığından hıçkırık tutmaktadır :)

Bebeğiniz bu haftadan itibaren artık parmağını da emmeye başlar. 11-14 testi uygulamasında bebeğin ense pilisi kalınlığını ölçmek için belirli bir pozisyonu alması beklenirken bebeklerin bu haftalarda ne kadar inanılmaz vücut hareketleri yapabildiğini görmek şaşırtıcıdır. Amuda kalkma, başının üzerinde dönme, takla atma, köprü kurma (!), ayaklarından faydalanarak rahim içinde yukarı tırmanma bu kadarcık bir bebeğin rahatlıkla yapabildiği hareketlerdir.

Doktorunuz size ultrasonografide bebeğinizin kalp atışlarını gösterdiğinde veya dinlettiğinde bebeğinizin kalbinin ne kadar hızlı attığına şaşırabilirsiniz. Gerçekten de rahim içindeki bebeklerin kalbi dakikada 120-160 kez atar. Bunun nedeni rahim içinin nispeten düşük oksijene sahip bir ortam olmasıdır. Bebeğinizin kalbi rahim içi yaşamda daha fazla devir yaparak kendi için gerekli maddeleri sağlamak durumundadır. İkizlerin rahim içi dünyası oldukça ilginçtir. İkiz bebeklerin rahim içi yaşamlarıyla ilgili yapılan araştırmalar ikizlerin birbirlerini gebeliğin bu haftalarında bile farkettiklerini ve birbirlerine dokunmaya çabaladıklarını göstermektedir. İkizleri birbirinden ayıran amniyos zarı şeffaf bir yapı olduğundan bu kardeşlerin ileri haftalarda birbirlerini görmeleri de imkan dahilindedir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu 8 cm. ve ağırlığı tam 14 gram!”

 

Baba Adaylarına Öneriler

Gebelik hem sizin hem de eşinizin ruh dünyasını değiştirir. Siz gebeliğinize bedensel ve ruhsal olarak adapte olurken, eşiniz de ruhsal olarak babalığa adapte olmaktadır. Erkeklerde bedensel adaptasyon elbette olamamakta, olursa da ancak sizinle birlikte kilo almak şeklinde olmaktadır:)) “Hurafe: erkek bebek bekleyen baba adayları eşleriyle birlikte kilo alırlar…”

Siz değiştiğiniz için mi eşinizin veya insanların tutumunu farklı algılıyorsunuz?, yoksa siz aynısınız insanlar mı değişiyor? Her kombinasyon doğru olabilir. Baba adayları nasıl bir tutum izlemek durumunda olacaklarını bilemeyebilirler ve neticede tutumları size “değişik” gelebilir.

Teatral açıdan bakılacak olursa birçok örnek bulabiliriz: Bir zamanlar TV’de bolca seyredilen Çocuklar Duymasın dizisindeki Selami aslında özgüvenden yoksun, nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmeyen, bu nedenle de en kolay yola başvuran bir tiplemedir. Herşeyi abartmakta ve olaylara gereğinden daha fazla değer vermektedir. Bu tutumun tam zıt kutbunda ise eşinin hamileliğini tümüyle yok sayan ve ne doktor takiplerine giden, ne eşinin iş yükünü hafifletmeye istekli, arkadaşlarıyla kahve yaşantısını aynen devam ettiren baba adayı örneği yer almaktadır. Bu baba adayı da yine özgüvenden yoksundur ve yoksayma mekanizmasıyla kendini rahatlatmaya çalışmaktadır.

Siz şu anda eşinizin (baba adayının) ne kadar duyarsız olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Yanılıyor olma ihtimaliniz çok yüksek. Erkeklerin büyük çoğunluğu eşlerinin hamileliğinden ruhsal olarak etkilenirler. Başka bir kutupta bu etkilenme agresif davranışlara bile dönüşebilmektedir.

Yukarıda bahsedilen tiplemeler uç örneklerdir ve çoğu baba adayı doğru tutumu yakalar. Yakalarken bazen hata yapabilir, ama zeki erkekler her zaman eşlerinin yanında olmayı, ona tam destek vermeyi başarırlar. Şu anda eşinizin tutumundan rahatsız oluyorsanız ona kendine özgü doğru tutumu bulması için şans verin. Bu yazıyı okuyan baba adaylarına eski bir baba adayı, bir baba olarak önerim, mümkün olduğunca gebelik muayeneleri esnasında (tümünde olmasa da) bulunmaları, eşlerindeki ruhsal değişikliklere duyarlı olmaları ve onlara maksimum tolerans göstermeleridir. Bu tutumun hediyesi mutlu bir anne ve eş, ve doğacak bebeğinizin mutlu bir çocukluğunun şimdiden atılan temelleridir. Kadınların ruh dünyasının cinsel yaşama da yansıyabileceği unutulmamalı ve isteksiz görünen eşe anlayışlı davranılmaya çalışılmalıdır. Anne adayları da benzer şekilde eşlerindeki iyi niyetli çabayı görmeye çalışmalıdırlar. Zaman zaman oluşan çatışmalar doğacak bebeğin size ne kadar ihtiyacı olduğu düşünülerek rahatlıkla aşılabilir niteliktedir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu dönemde karnınızda ve özellikle de sağ kasığınızda ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar büyümekte olan rahiminizin, rahimi yerinde tutan bağları ve özellikle de ligamentum rotundum (“yuvarlak bağ”) adlı yapıyı germesinden kaynaklanan ağrılardır. Rahimin yuvarlak bağa göre daha hızlı büyümesinden kaynaklanan bu ağrılar çok uzun süreli olmazlar ve ligamentlerin gevşeyerek gebeliğe uyum sağlamasıyla ortadan kaybolurlar. Ağrılarınız çok şiddetli olduğunda doktorunuzun önerisine göre çeşitli ağrı kesiciler kullanabilirsiniz. Internet artık günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Hamilelik döneminize ait bilgilere kolaylıkla ulaşabildiğiniz bu “okyanus” ta boğulmamak için kaynaklarınızı iyi seçin. İster kitap, ister dergi, isterse internet kaynaklı olsun, gebelikle ilgili bilgiler hızla artıyor ve değişiyor. Bazı “bilgiler” eskiyor, bazıları “çöpe atılıyor”. Bilgi kaynağınızın en güncel bilgileri içerdiğinden emin olun…

“Diğer önemli bir nokta: gebelik her ne kadar evrensel bir olgu olsa da, ülkeler arasında uygulama ve yaklaşım farklılıkları çok belirgindir. Çeviri kaynaklardan değil, bizzat ülkemizde doğum yardımı uygulayan Türk doktorlarının derlediği, ülkemize uygun kaynaklardan faydalanın.”

 

Gebelikte Oluşan Değişimler

Gebelik kadında tam anlamıyla “tepeden tırnağa” değişikliklerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu değişikliklerin hepsinin ortak amacı sizin doğuma ve bebeğinizi beslemeye hazırlanmanızdır. Doğa sizdeki hazırlıkları en kötü koşullarda doğum yapacakmışsınız ve bebeğinizi de yine kötü koşullarda emzirecekmişsiniz gibi sizi ve bebeği maksimum korumaya alacak şekilde yapar. İşte sizlere gebelik dönemindeki değişikliklerden en ilginç ve belirgin olanları ve amaçları:

Gebelik döneminde; İlk aylarda bazı maddelere karşı ilgi duyarsınız, bazılarının adını bile duymak istemezsiniz. Sabah kalktığınızda bulantı hissedersiniz, tüm gün uyumak istersiniz. Amaç vücudunuzun ihtiyacı olan maddeleri almak, toksik olabilecek (sigara dumanı gibi) maddelerden kaçınmanızı sağlamaktır. Bebek hareketlerinin henüz başlamadığı dönemde sabah bulantısı size hemen hamile olduğunuzu hatırlatır. Gün boyu olan uyuma eğilimi sizi gebeliğin ileri aylarında dinamik olmaya hazırlar.

Solunum kapasitesi artar, soluklar derinleşir. Amaç bebeğe maksimum oksijen gitmesi ve gebeliğin ilerleyen dönemlerinde rahiminiz akciğerleri yukarı doğru ittirdiğinde de yeterli oksijen alımının sağlanmasıdır. Kalp damar sisteminizde dolaşan kan hacmi ve tüm vücut sıvınız %50 oranında artar, kalp daha güçlü ve daha hızlı çalışır. Amaç bebeğe maksimum oksijen ve gıda maddesinin gitmesinin sağlanması, doğumdaki muhtemel aşırı kan kaybı için kan yedeklenmesidir. Kanınızın pıhtılaşma kabiliyeti artar. Amaç doğumdaki kan kayıplarını en aza indirmektir.
Kas-eklem sisteminizde genel bir gevşeme hali olur. Amaç karnınızda büyüyen bebeğe yer açmak ve pelvisinizin (“çatınızın”) genişleyerek doğuma hazır hale gelmesini sağlamaktır. İlk başlarda uykuya eğiliminiz artar, sonlara doğru gece içinde birkaç kez uyuma-uyanma döngüleri yaşarsınız. Amaç gebeliğin başlarında beyninizde sağlıklı işlevler için gerekli maddelerin depolanmasını sağlamak, sonlarda ise doğduktan sonra iki-üç saatte bir emzireceğiniz bebeğiniz için uykusuzluğa alışmanızı sağlamaktır. Başta karın bölgesi olmak üzere vücudunuzda yağ dokusu artar. Amaç emzirme dönemindeki muhtemel bir kıtlıkta sizin ve bebeğinizin sağ kalmasını garanti altına almaktır. Başta koku duyusu olmak üzere tüm duyu sistemleriniz daha iyi çalışır. Amaç bebeğinizi tehlikelerden daha iyi koruyabilmektir.

Doğum sonrası anneler neredeyse bebeklerinin yan odadaki solunum seslerini bile duyacak kadar hassas bir işitme duyusuna sahip olurlar. Bebeğiniz de size aldığı pozisyonla yardımcı olmaya çalışır: Bebeklerin %90’ı anne karnında vücutlarını sola döndürerek yatarlar. Amaç vücudunuzun sağ yanında yer alan büyük toplardamarlara baskı olmasını engellemektir. Siz de uykunuzda otomatikman sola yatış pozisyonu alarak bu duruma katkıda bulunursunuz.

Gördüğünüz gibi doğa sizin yanınızda. Vücudunuzdan gelen sinyallere duyarlı olmalısınız.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

13 haftalık gebelik Bebeğinizin ses telleri hızla oluşuyor. Yüzü giderek daha çok insana benziyor ve önceleri adeta bir kuş gibi birbirlerinden ayrık olan gözler orta hatta yaklaşıyorlar. Kulaklar da önceleri oldukça aşağıda, neredeyse dudaklar seviyesinde yer alırlarken yavaş yavaş normal yerlerine geliyorlar. Bu dönemde genital tüberkül (“tepe”) adı verilen yapının ultrasonografideki duruşuna göre (erkek bebeklerde yukarı doğru, kız bebeklerde vücuda paralel) cinsiyet konusunda bir fikir edinilmesi mümkün olsa da çoğu doktor cinsiyeti net olarak görene kadar bilgi verme konusunda isteksizdir. Halk arasında “doktorların bebeğin kemik yapısına bakarak cinsiyeti görebildikleri” konusunda yanlış bir inanç mevcuttur. Kemik yapısı ile cinsiyet arasında bir bağlantı yoktur.

Bu haftadan itibaren bebeğinizin karaciğeri safra üretimine başlıyor. Kan şekerinin dengelenmesinden sorumlu insülin hormonu da bu haftadan itibaren bebeğinizin pankreasında üretilmeye başlanıyor. Akciğerleri henüz hava ile dolu olmasa da bebeğiniz bu haftalardan itibaren solunum hareketleri yaparak solunum kaslarını çalıştırmaya başlıyor.

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 9 cm. ve ağırlığı tam 26 gram!”

Gebelik Döneminde Çay, Kahve ve Kafeinli İçecek Tüketimi

Her ne kadar günde iki fincana kadar çay içmenize çoğu durumda izin verilse bile bilmeniz gereken, çayın içindeki maddelerin demir emilimini azalttığıdır.
Bunun yanında çay ve kahvenin idrar söktürücü etkisi yemeklerle aldığınız kalsiyumun da gereksiz yere atılmasına neden olabilir.
Buradan çıkan sonuç, içecekseniz çay ve kahveyi yemeklerden 3-4 saat sonra içmenizin daha uygun olacağıdır.
Kafein kahvede (kupa başına 60-140 mg.), çayda (fincan başına 30-65 mg.), çikolatada (100 gramında 25 mg.), kolalı içeceklerde (kutu başına 35-55 mg.) bulunan bir maddedir. Bazı ağrı kesiciler bir dozunda 40 mg., bazı alerji ve grip ilaçları da bir dozunda 25 mg. kafein içerirler. Kafeinin bilinen en önemli iyi etkisi santral sinir sistemi uyaranı olmasıdır. Bunun yanında idrar söktürücü özellikleri de belirgindir. Aşırı dozlarda kafein ise kalp çarpıntılarına, sinirlilik, titreme, uykusuzluk gibi belirtilere neden olur. Gebelikte kafein kullanımı ile ilgili çalışmalar günlük alımın en fazla iki fincan kahve ve muadili olması gerektiği yönündedir. Daha fazla alındığında kafein dozun yüksekliğiyle doğru orantılı bir şekilde erken doğum riskinde artış, bebekte rahim içi gelişme geriliği, doğmuş bebekte SIDS (ani bebek ölümü sendromu), solunum sistemi sorunu, uykusuzluk, huzursuzluk gibi belirtilere neden olabilmektedir. Kafein alımı konusunda duyarlı olunmalıdır.

 

Gebelik Döneminde Diş Sorunları

Gebeliğe diş bakımı yaptırarak başlamak ideal olanıdır, ancak çoğu durumda diş sorunları gebelik döneminde ortaya çıkar. Hiç bir diş sorunu gebeliğin hiç bir döneminde ihmal edilmemelidir. Hangi gebelik haftasında olursanız olun, ister anestezi yapılması gerekli olsun, ister antibiyotik veya başka bir tedavi gerekli olsun, diş hekiminizin size güvenle uygulayacağı tedavi yöntemleri mevcuttur. Dişinizde abse oluşumu gebeliğinizle ilgili daha önemli sorunlara yol açabilir. Yine dişinizi kaybetmek yerine uygun tedaviyle sağlığına kavuşturulması mümkündür.

Hurafe: her çocuk anneden bir diş götürür! Bu hurafe aslında anne adaylarının yeterince kalsiyum alamadığı durumlarda her hamilelik döneminde bir dişin kaybedildiğini iddia etse de hurafenin gerçeğe dönüşmesini engellemek sizin elinizdedir.

 

İkinci Trimester’e hoşgeldiniz!

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

İkinci trimester (ikinci üç aylık dönem) hamilelik döneminizde en çok rahat edeceğiniz dönemdir. Gebeliğin erken dönemlerinde ortaya çıkan şikayetlerin önemli bir kısmı kaybolmuş ve vücut gebeliğe uyum sağlamıştır. Yorgunluğunuz devam ediyorsa istirahat etmeye devam etmelisiniz. Gebelik hormonlarınız bu gebelik haftasında artık maksimum seviyeye ulaşmışlardır ve daha fazla artış göstermezler. Bu da bulantılarınızın ve yorgunluk hissinizin kaybolacağı, kendinizi daha rahat hissedeceğiniz anlamına gelir. Bu gebelik haftasından itibaren progesteron hormonunun etkisiyle tüm düz kaslarda oluşan genel gevşeme bağırsak hareketlerinin de azalmasına neden olacağından kabızlık şikayeti ortaya çıkabilir. Büyüyen rahiminizin kalın bağırsak üzerindeki baskısı da bu şikayeti artırabilir. Lifli besinlerden zengin beslenmeli, tuvalet ihtiyacınızı ertelememelisiniz. Kabızlık şikayetiniz sizi çok rahatsız ederse doktorunuzun önerisine göre çeşitli ilaçları kullanabilirsiniz.

“Pratik öneri: Bir anne adayı için en güzel kahvaltı: corn flakes (mısır gevreği) +yulaf ezmesi+süt+az miktarda şeker (süt yerine meyve suyu da olabilir). Bu karışım lif oranı yüksek (kabızlığa karşı oldukça etkili), B vitamininden zengin, süt kullanırsanız kalsiyum içeriği yüksek, meyve suyu kullanırsanız C vitamini içeriği yüksek bir karışımdır.”

Bu gebelik haftasından itibaren göğüslerinizde ve karnınızdaki toplardamarların daha da genişlemiş olduğunu farkedebilirsiniz. Meme uçlarınız büyür ve rengi koyulaşmaya başlar. Meme dokusu emzirme için yapmaya başladığı hazırlıkları hızlandırmaktadır.

 

“Karnınız” çıktı mı?

Bu haftadan itibaren artık hamile olduğunuzu saklamanız zorlaşacak:). Bu konuda mutlaka bilmeniz gereken bir gerçek var. Aynı gebelik haftasında olan anne adaylarının dıştan bakıldığında görünümü birbirinden çok farklı olabilir. Bazı anne adaylarının karınları gebelik haftalarına göre daha büyük, bazılarının daha küçük görünebilir. Önemli olan ultrasonografi ölçümleridir. Büyüklerimiz bazı anne adaylarının arkadan görünüşlerine bakarak, karın şekillerini inceleyerek, hatta karınlarına dokunarak cinsiyet tahmini yaparlar ve siz anne adaylarının ultrasonografide size söylenenlere olan inançlarını bile sarsabilirler. Bazıları daha da ileriye giderek sizin ikiz gebeliğiniz olduğunu söyleyebilir. Ancak bebeğinizin cinsiyetine ve bebek sayısına tekrar bakılarak karar verilmesi mümkündür. :))

Karnınızın şekliyle bebeğin cinsiyeti arasında bir bağlantı varsa da henüz bilim kitaplarına geçecek dayanaklar bulmamıştır. Yine eğer siz karnınızın gebelik haftasına göre daha farklı bir büyüklükte olduğunu düşünüyor olsanız bile ultrasonografi ölçümlerinin daha güvenilir olduğunu bilmelisiniz. Bazı bebekler içerideki yatış şekilleriyle dış görünümde aldanmalara neden olmaktadır. Yine sizin kilo alımınız, vücudunuzun sıvı durumu, karın kaslarınızın gerginliği ve birçok etken bu yanılsamaya katkıda bulunur. İlk gebeliği olan ve uzun boylu olan anne adaylarının “karınları daha geç çıkar”.

Böyle olmasına rağmen, kendisine güvendiğim bir anne adayının anlattıkları ilginçtir: Efsaneye göre (belki de gerçekten) İstanbul’daki alışveriş merkezlerinden birinde çalışan bir bayan güvenlik görevlisi anne adaylarının güvenlik kontrollerini onların üstünü aramak şeklinde yapa yapa hamilelerin karın şekilleri, karınlarının kıvamları ve arama esnasında elleriyle hissettikleriyle bebeğin cinsiyeti arasındaki bağlantıyı tam olarak kurmuş durumdadır:)).

İlgili güvenlik görevlisi her anne adayını kontrol ettikten sonra “oğlunuz (veya kızınız)” ve hatta “oğullarınız (veya kızlarınız)” hayırlı olsun” diyerek yaptığı %100’e varan doğru saptamalarla onları hayrete düşürmektedir!!

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

14 haftalık gebelik Bebeğiniz bu haftadan itibaren solunum yapma çalışmalarına hız verir. Gözler ve kulaklar gelişimini sürdürmekte, boyun uzamaktadır. Bebeğin başı daha da hareketlenmiş ve çenesine yaslanmış sabit pozisyonundan kurtulmuştur. Bebeğiniz artık ellerini ve ayaklarını kendi isteğine göre serbestçe hareket ettirmektedir.
Bebeğinizin kalp atışları bu dönemde Doppler cihazı yardımıyla (dikkat: burada kastedilen doppler cihazı ultrasonografi incelemesinde kullanılan Doppler değil, kalp atışlarını karnınızdan duymaya yarayan ufak bir el aletidir) duyulabilir.

Daha önce doğum yapmış anne adayları tecrübeli olduklarından bebeklerinin hareketlerini bu haftanın sonuna doğru hissedebilirler. Ancak ilk gebeliğini yaşayan anne adayları bu haftalarda ısrarla hareketleri hissettiklerini söyleseler de aslında bu “hareketler” kendi bağırsaklarına aittir. Bu yanılgıyı yaşayan anne adayları “dün oynuyordu, bugün oynamadı” diye endişe duyabilirler. Hareketleri hissetmek için beklemeye devam etmelisiniz…

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 10 cm. ve ağırlığı tam 45 gram! “

 

 

“İlaç kullanmak yerine bitkisel çözüm bulabilir miyiz?”

Bitkiler sanıldığı gibi masum değildirler. Aslında şu anda bizlere tabletler, kapsüller, şuruplar ve iğneler şeklinde sunulan ilaçların hepsi zamanında bitkilerden elde edildi. Sonradan teknolojinin ilerlemesiyle etken madde keşfedildi ve sentetik olarak üretilmeye başlandı. Tıbbi bakış açısıyla aslında bitkiler (günlük tükettiğimiz sebze ve meyvelerden bahsetmiyoruz) ilaçlardan daha tehlikeli olabilir. Bir ilaç aldığımızda içindeki etken maddeyi ve dozunu net olarak biliriz. Bitkide ise birden fazla etken madde yan yana olabilir ve doz ayarlaması yapma imkanı yoktur. Bitkilerle tedaviye karşı olduğumuz anlamında anlaşılmamalı ancak gebelik ve bebek söz konusu olduğunda bir tedavi yapılacaksa farmakolojik yöntemle (onaylanmış ilaçlarla) yapılmalı şeklinde düşünüyoruz.
Bitki çayları… Masum gibi görünüyor, ancak hemen en belirgin örneği verelim: Sinameki çayı rahimde kasılmalara neden olabilen maddeler içermektedir! Buradan çıkarılması gereken sonuç, gebelik söz konusu olduğunda aktarlardan alınan veya yurtdışından getirtilen bitkisel çaylar ve ilaçlara tedavi veya destek için asla başvurulmaması gerektiği.
Sürekli kullandığımız sinameki, ahududu, adaçayı gibi bitkiler de dahil, tümünü mutlaka danışarak kullanmalıyız. Son zamanlarda rahim içindeki bebeğin gelişimini desteklediği ısrarla söylenen çeşitli bitkisel ürünler ülkemizde de pazar edinmeye çalışmaktadır. Bu ürünlerin gebelikte kullanımıyla ilgili henüz yeterince çalışma yoktur.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminizi artık dışarıdan elle hissedebilirsiniz. Elinizi karnınıza koyduğunuzda elinize top gibi, yumuşak bir kitle gelecektir. İşte bebeğiniz buradadır. Birkaç hafta içinde varlığını yeterince belli edecektir merak etmeyin. İlk gebeliğinizi yaşıyorsanız bebeğinizin hareketlerini hissetmek için birkaç hafta daha beklemelisiniz. Sizin gibi ilk gebeliğini yaşayan bir arkadaşınız bebek hareketlerini hissettiğini söylediğinde endişelenmeyin. Onun hareket olarak algıladıkları geçen hafta belirttiğimiz gibi muhtemelen kendi bağırsak hareketleridir.

 

Su içiyorsunuz değil mi?

Su, doku metabolizmasının vazgeçilmez bir ögesidir ve bu özellikleriyle aslında bir besin maddesi olarak görülebilir. Günde en az 8 bardak su içmeye ve sıvı gıdalar almaya özen gösterin. Bu miktar yaz aylarında artmalıdır.  Pratik olarak söylemek gerekirse: idrar renginizin açık sarı olması yeterince sıvı aldığınızın güvenli bir göstergesidir. Gebeliğinizin veya emzirme döneminizin herhangi bir bölümü Ramazan ayına denk geliyorsa gebelik (hamilelik) döneminde oruç tutulması ile ilgili yazılan makalelerden bilgi edinebilirsiniz.

 

Hamilelikte Ultrasonografi İncelemesinde Bakılanlar

Ultrasonografi incelemesi yapılırken gördüklerinizi daha iyi anlayabilmeniz için bazı kavramlardan haberdar olmalısınız. Doktorunuz karnında gezdirdiği probun açısını değiştirerek, pozisyonunu değiştirerek bebeğinizi çeşitli açılardan inceleyebilir. Probun konumu değişirken ekrandaki görüntü değişikliği bebeğinizin hareketi değildir. Bebeğinizin hareketi ancak prob sabit pozisyondayken gözlemlenebilir. Yukarıda soldan birinci resimde bu haftada bebeğinizin ultrason görüntüsü yer almaktadır.

Bu haftalardan itibaren yapılan her ultrasonografide dört standart ölçüm alınır:
Bunlardan biri anne ve baba adaylarının bazen yanlışlıkla bebeğin yüzü zannettikleri AC (karın çevresi) ölçümü (soldan ikinci resim), ikincisi bebeğin üst bacak kemiği olan FL (uyluk kemiği) ölçümü (soldan üçüncü resim), üçüncüsü ve dördüncüsü ise BPD (şakaklar arası mesafe) ve HC (başçevresi) ölçümleridir (soldan dördüncü resim). Ultrason içindeki bilgisayar yapılan ölçümleri gebelik haftasına çevirir ve bu hesaplanan hafta ortalama bir haftadır. Sizin gerçek gebelik haftanızla bilgisayarın hesapladığı bu ölçümler her zaman tam olarak birbirinle uyuşması gerekmez ve çoğu durumda uyuşmaz da. Her bir ölçümün alt ve üst sınırı vardır ve bu sınırların dışında yer almadıkça bu “farklılık” bir anlam ifade etmez. Yine bebeğin bir ölçümü başka bir haftaya, diğer bir ölçümü de başka bir haftaya tekabül edebilir, bu da normal kabul edilir. Ultrasonografi bu dört ölçüm yardımıyla tahmini bir kilo belirler ve bu belirlenen kilo gerçek kilodan +/- %15 kadar farklı olabilir. Ultrasonografi ölçümlerinde boy ölçümü yapmak zordur ve gerekli olmadığından çoğu doktor boy ölçüm sonucu bildirmez. Bazı doktorlar uyluk kemiğinin uzunluğuna göre bebeğin tahmini bir boyunu anne adayına bildirilebilir. Ultrasonografi cihazı kemikleri beyaz (soldan beşinci resim), içi sıvı dolu yapıları siyah (soldan son resim) gösterir. Bebeğin tüm vücut kemikleri beyaz görünür, mide, idrar torbası, kalp, amniyos sıvısı ise siyah görünür. Diğer yapılar bu iki renk spektrumu arasında yer alırlar. Günümüz teknolojisinde bebeği gerçek renkleriyle gösteren ultrason yoktur. Yalnız damarları renkli gösteren renkli Doppler teknolojisi bazı ultrason cihazlarında vardır.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğinizin kemik ve kas dokusu bu gebelik haftasından itibaren biraz daha hızlı gelişmeye başlar. Cildi bu haftada çok ince ve şeffaftır ve cilt yüzeyinde belirgin damar yapıları izlenir. Lanugo adı verilen ipeksi cilt tüyleri de bu haftadan itibaren gelişmeye başlar. Bu tüyler 26. haftaya kadar varlığını sürdürür. Yandaki ultrasonda bebeğin yüzü ve göz boşluğunun içinde lens (mercek) yapısı görülmektedir. Bebeğin kemik yapısı beyaz, içinde yüzdüğü amniyos sıvısı siyah olarak görüntülenmiştir. Bu gebelik haftasının sonuna doğru yapılan bir ultrasonda erkek bebeklerin testis ve penislerinin görülmesiyle %100 doğrulukla cinsiyet belirlenebilir (resim). Ancak elbette daha ileri haftalara kadar ve hatta bebek doğana kadar cinsiyeti belirlenemeyen bebekler de olabilir. Bu, bir yandan bebeğin pozisyonuyla, öte yandan cinsiyetiyle (kız bebekler daha geç tanınır), yine ultrason cihazının ve ultrasonu yapan kişinin özellikleriyle ilgilidir.

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 12 cm. ve ağırlığı tam 74 gram! “

 

Gebelik Döneminde İlaç Kullanımı

Doktorunuz size çeşitli nedenlerle ilaç kullanmanız gerektiğini söylemiş olabilir. Gebelikte en sık kullanılan ilaçlar bulantı gidericiler, vitaminler, demir ilaçları, ağrı kesiciler, mide ilaçları ve antibiyotiklerdir. Doktorunuzun size önerdiği ilaç sizdeki tıbbi bir durumu gidermek için olabileceği gibi (enfeksiyonlar, kansızlık), sizin konforunuzu sağlamak için de olabilir (bulantı gidericiler, mide ilaçları). Tıbbi durumlara yönelik ilaçlar mutlaka kullanmanız gerekli olan ilaçlardır. Örnek olarak bir idrar yolu enfeksiyonu tedavisinde kullanacağınız ilaç sizin erken doğum yapma riskinizi azaltacaktır ve başta penisilin ve sefalosporin grubu antibiyotikler olmak üzere gebelikte kullanımı güvenli olduğu bilinen ilaçlar mevcuttur. Konforunuzu sağlamaya yönelik ilaçlar da yine bebeğinize zarar verme ihtimali olmadığı düşünülen ilaçlardır. Gebelik döneminde hemen her şikayet ve durum için güvenle kullanılabilecek bir ilaç vardır ve kar/zarar oranı sizin lehinize olduğunda bu ilacı mutlaka kullanmalı ve suçluluk duymamalısınız.

“Ben katlanırım, yeter ki bebeğime birşey olmasın” düşüncesini atmalı ve doktorunuza güvenmelisiniz.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu haftalardan itibaren yüzünüzde ve vücudunuzun güneşe maruz kalan bölgelerinde lekelenmeler oluşmaya başlayabilir. Kanda artan östrojen hormonunun cilt rengini sağlayan pigment üretici hücreler üzerindeki etkisi nedeniyle oluşan bu lekelenmeler genellikle kalıcı değildirler. Ancak cildin derin tabakalarında oluşmuşlar ise doğum sonrası giderilmeleri için ileri teknikler kullanılması gerekebilir. Güneşe çıktığınızda koruyuculuğu yüksek güneş kremleri kullanarak bu lekelerin oluşumunu büyük oranda engelleyebilirsiniz. Bu lekeleri makyajla kapatmanızda bir sakınca yoktur. Damarlarınızdaki toplam kan miktarı tüm gebelik boyunca, gebelik öncesine göre %40-50 oranında artar. Bu artış gebeliğin en erken dönemlerinde başlar ve 16. haftada hızlanır. Kan miktarının bu kadar artmış olması burun tıkanıklığı ve burun kanaması gibi belirtilere neden olabilir.

Artan kan hacmi büyüyen bebeğinizin ihtiyaçlarının karşaılanması açısından önemlidir. Bu nedenle kalbiniz daha çok çalışır. Kalbi “sağlam” olan anne adaylarında kalbin daha fazla çalışması bir problem yaratmaz. Allerjik bünyesi olan anne adaylarının hamilelik döneminde allerjilerinde çoğu zaman azalma olmasına karşın bazen belirtiler daha şiddetli olabilir, bazen de yeni bir allerji ortaya çıkabilir.

Bu haftalarda bacaklarınızın özellikle arka yüzünde kılcal damarlarda bir belirginleşme hissetmiş olabilirsiniz. Bu kılcal damarlar gerekli önlemler alınmadığında sonradan tedavisi zor olan varis gelişimine neden olabilirler. Kalıtsal olarak varis geliştirme eğiliminiz olabilir, ancak siz yine de şimdiden bazı önlemler alarak bu gelişimi yavaşlatabilir veya durdurabilirsiniz.

 

Üçlü Test

Bebeğinizde nöral tüp defekti ve Down sendromu risk belirlemesi yapan Üçlü test, ideal olarak 16-18. gebelik haftaları arasında uygulanır (bazı doktorlar üçlü testte bakılan üç ayrı maddeye bir başkasının da eklenmesiyle oluşturulmuş yeni geliştirilen dörtlü testi uygularlar). Bu testin yapılabilmesi için bu gebelik haftaları arasında doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin. 11-14 testiniz yapılmışsa doktorunuz bu testin yapılmasını gerekli görmeyebilir. Ülkemizde en sık yapılan uygulama sadece üçlü test yapılması, ikinci sıklıktaki uygulama hem ikili test hem de üçlü test yapılması, en az uygulananı ise tek başına ikili test yapılmasıdır. İkili test yaygınlaşana kadar bu sıralama varlığını sürdürecek gibi görünmektedir. Yeni geliştirilmiş dörtlü testin yaygınlaşması için de aynı şeyler söylenebilir.

 

Hamilelik Döneminde Nefes Darlığı

Nefes darlığı ve nefes nefese kalma gebeliğin sık rastlanan yakınmalarındandır ve bu haftalardan itibaren kendini göstermeye başlayabilirler. Bu belirtinin en muhtemel nedeni gebelikte artmış oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak ortaya çıkan solunum sistemi değişiklikleridir. Gebeliğin son haftalarında ise bebeğin yukarı doğru büyüyerek göğüs kafesinize baskı yapması bu belirtiyi artırabilir. Her nefes darlığı elbette gebeliğe bağlı değildir ve bu konuyu doktorunuza danışmalısınız.

“Nefes darlığı” olarak algılanan diğer bir durum ise “nefes açlığıdır”. Bazı anne adayları derin nefes almada güçlük çekerler. Normalde kendiliğinden birkaç dakikada bir otomatik olarak gerçekleşen derin nefes alma mekanizması sekteye uğramıştır ve tam derin nefes alınacakken bu başarılamaz ve yarıda kalan bu derin nefes alma işlemi anne tarafından nefes darlığı veya nefes açlığı şeklinde hissedilir. “Nevrotik solunum” olarak bilinen bu durum genelde psikolojik gerginliğe bağlı oluşan bir kısır döngüdür. Derin nefes almayı başaramazsınız ve bu sefer derin nefes almaya odaklanırsınız. Tam derin nefes alacakmış gibi hissederken nefesiniz yine yarıda kalır ve bu olaya daha da çok odaklanırsınız. Bu durum genellikle geceleri ortaya çıkar ve uykunuza engel olabilir. Bu tür bir durum yaşıyorsanız yapmanız gereken derin nefesinize odaklanmaktan kaçınmaktır. Bunu başarmak zordur ancak bu durumun tedavisinin en iyi bilinen yolu budur. Eğer bu durum çok sık oluşuyor ve sizi çaresiz bırakıyorsa altta yatan psikolojik sorunu çözmek için psikiyatrik danışma hizmeti almanız gerekli olabilir. Nevrotik solunum genellikle mükemmelliyetçi kişilik yapısına sahip insanlarda görülen psikosomatik bir durumdur.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeklerin bacakları bu haftada kollarından daha uzundur ve rahim içinde bol miktarda yerleri olduğundan bol bol hareket ederler. Bebeğinizin el ve ayak tırnakları da bu gebelik haftasından itibaren daha da uzar. Bu haftadan itibaren özellikle daha önceden doğum yapmış anne adayları bebeklerinin hareketlerini hissetmeye başlayabilirler. Bebeğin kemikleri geliştikçe ve kasları güçlendikçe bu hareketler daha iyi hissedilecektir.

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 17 cm. ve ağırlığı tam 110 gram!”

 

Gebelik ve Uyku

Uyku gebeliğinizin kaliteli geçmesi açısından önemlidir. İlk haftalarda uykuya eğilim artarken bu haftalardan itibaren uykusuzluk sorunu yaşamaya başlayabilirsiniz. Uykusuzluk sorunu genelde son haftalarda belirgin olmasına karşın bu haftalarda da sizi gündüzleri “nakavt edecek” duruma gelebilir.

İşte size iyi uyku uyuma önerileri:

  • Hergün mümkün olduğunca aynı saatlerde yatın ve sabah aynı saatlerde kalkın. Bu, santral sinir sisteminizi eğitecektir.
  • Gece yatmadan birkaç saat önce sıvı almamaya özen gösterin. Bu, geceleyin tuvalet ihtiyacı nedeniyle uyanmanıza engel olacaktır.
  • Akşam kafein içerikli içecekler tüketmeyin. Kafein en iyi uyku açıcılardan biridir.
  • Gece yatmadan önce doktorunuzun önerdiği egzersizleri uygulayın. Egzersiz kaslardan kana laktik asit geçmesini sağlar ve bu madde uykuya dalmanıza yardımcı olur.
  • Oda sıcaklığınızı 21 dereceye ayarlayın. Aşırı sıcak veya aşırı soğuk bir oda uyumanızı engeller.
  • Mide ekşimesi sorununuz varsa birkaç yastık birden kullanın.
  • Mümkün olduğunca sol yanınıza yatarak uykuya dalmaya çalışın. Bu önlem nefes darlığı sorununuza çare olabilir.
  • Yatmadan önce ılık duş almak, ılık süt içmek bazı anne adaylarında uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.
  • Uykusuzluk sorununuz belirginse ve sürekli bir yandan diğer yana dönüyorsanız yatağınızı değiştirmeyi ve hatta yalnız uyumayı deneyin. Eşiniz buna mutlaka anlayış gösterecektir.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminiz göbek deliği seviyesine ulaşmak üzere ve bunu elinizle hissedebilirsiniz. Bebeğiniz bu haftadan itibaren önceki haftalara göre daha hızlı kilo almaya ve gelişmeye başladığından muhtemelen siz de biraz daha hızlı kilo almaya başlayacaksınız. Bu döneme kadar anne adayları ortalama ortalama olarak 2.5-5 kilo alırlar.
Bazı anne adaylarının “karınları” kendi “haftadaşlarına” göre daha büyük olabilir. Bunun en muhtemel nedeni bağırsaklar içinde biriken gazdır. “Karnı” daha küçük gösteren anne adaylarında ise muhtemel neden karın ciltlerinin sıkı olmasıdır.

Bu hafta ya da en geç 18. haftanın sonuna kadar dörtlü test (veya üçlü test) incelemenizi yaptırmalısınız. Bazı laboratuvarlar kullandıkları bilgisayar programlarının yardımıyla üçlü test değerlendirmesini 20. hafta ve hatta sonrasına kadar yapabilseler de risk belirlemesinin daha erken yapılmasında fayda vardır.

Bazı doktorlar 11-14 testi yapıldığında üçlü test yapılmasını gerekli görmezken, diğerleri hem 11-14 testi, hem de dörtlü test (veya üçlü test) yapılmasını önerebilirler.

Doktorunuz hangi yaklaşımı uyguluyorsa siz de ona uyun. Bazı doktorlar ise 11-14 testinin yapılması sonrası üçlü test uygulanmayacaksa gebelik takibinde nöral tüp defekti (NTD) riskini belirlemek için yıllardan beri kullanılagelen alfafetoprotein (AFP) ölçümü yapılmasını önerirler. Çoğu doktor ise detaylı yapılan bir ultrasonografide NTD tanısı mümkün olduğundan bu amaçla üçlü test yapılmasını gerekli görmez.

 

Amniyosentez Nedir?

11-14 testinde veya üçlü testte risk çıkması durumunda veya başka nedenlerle Down sendromu ve diğer kromozom bozukluklarının araştırılması gerekli olduğunda (ultrasonografide çeşitli bulguların saptanması, daha önce kromozom bozukluğu olan bebek doğurmuş olmak gibi) anne adaylarına 16-18. gebelik haftaları arasında amniyosentez önerilir. Bu, bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan bir enjektör yardımıyla bir örnek alınması işlemidir. Bu sıvıda bebeğinize ait olan hücreler ve diğer bazı maddeler incelenerek kesin tanı konur.

 

Vajinal Akıntı Sorunu

Vajina sürekli yenilenen bir dokudur ve eski dokular akıntı şeklinde atılır. Bu akıntı bazı kadınlarda çok az iken, bazılarında günlük ped kullanılmasını gerektirecek kadar fazla olabilir. Vajinanın doğal olan bu akıntısı beyaz-sarı renktedir, genellikle kokusuzdur ve beraberinde idrar yaparken yanma, ağrı, kaşıntı gibi belirtiler yoktur.
Gebelik döneminde bazı kadınlarda vajinal akıntıda bir artış olabilir. Akıntınız yukarıdaki özellikleri taşıyorsa bu, fizyolojik bir akıntıdır ve size ve bebeğinize zarar vermez. Koyu kıvamlı, yeşil, kahve renkli, beraberinde ağrı, yanma, kaşıntı gibi belirtiler olan akıntılar ise kanamaya, bir enfeksiyona veya rahimağzında bir soruna işaret ederler ve mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirirler. “Su gibi bir akıntı” ise genellikle gebeliğin sonlarına doğru görülebilen bir belirtidir.
Bu tür bir akıntı bebeğin başının idrar torbasına yaptığı baskı sonucu istemsiz bir idrar kaçırma olabileceği gibi, gebelik kesesinin herhangi bir nedene bağlı yırtılması sonucunda amniyos sıvısı boşalması yani “su gelmesi” olabilir. Bu haftalarda çok çok ender görülen, ancak konumuz akıntı olduğu için burada anlatılmış olan bu “suların erken gelmesi” durumu mutlaka doktora başvurmayı gerektirir.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

17 haftalık gebelik Bebeğin ciltaltı yağ depoları bu gebelik haftasından itibaren hızla artmaya başlar. Bebek ve plasenta bu haftada yaklaşık aynı boyutlardadır. Ufacık kalp günde 30 litre kan pompalar. Yandaki resimde ilk görüntü 17. gebelik haftasında bir bebeğin ayağını, ikinci görüntü ise yüz profilini belirgin olarak göstermektedir.
Bebeğinizin emme, yutma ve göz kırpma refleksleri de bu gebelik haftalarında ortaya çıkar. Bu haftadan itibaren bebeğinizin kemiklerinde kalsiyum depolanma işlemi hızlanır. Bu nedenle kalsiyum içeren gıdaları bolca tüketmeniz son derece önemlidir. Bebeğiniz asla kalsiyumsuz kalmaz, ancak siz yeterince kalsiyum almazsanız kemiklerinizdeki depolarınız azalabilir. Kalsiyum almanın en iyi yolu ilaç şeklindeki kalsiyum takviyesi değil, doğal besinlerdir. Kalsiyumdan zengin besinler doğanın bir lutfu olarak beraberinde bu kalsiyumun iyi emilmesini sağlayacak maddeleri de içerirler!

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 18 cm. ve ağırlığı tam 150 gram!”

 

Gebelik ve Cilt Çatlakları

Gebelikte vücudun belli bölgelerinde cildin hızlı bir şekilde genişlemesiyle özellikle kalıtsal olarak yatkın olan anne adaylarında çatlaklar ortaya çıkar. Bu çatlaklar özellikle karın bölgesinde oluşurlar ancak meme dokusunun ve basenlerin genişlemesi göğüs bölgesinde ve kalçalarda da çatlakların ortaya çıkmasına neden olabilir. Çatlaklar kalıcıdır ve tedavi yöntemlerinin başarı şansı yüksek değildir. Çatlak önleyici kremler veya badem yağı gibi nemlendiriciler cildinizin genişlemeye dayanıklılığını artırarak çatlak oluşumunu azaltabilir ve hatta hiç oluşmamasını sağlayabilir. Bu ürünleri bu haftalardan itibaren hergün düzenli olarak çatlak oluşma riski yüksek bölgelere tatbik etmenizde fayda vardır. Bunun yanında bol sıvı almak, antioksidan maddeleri bol miktarda içerdiğinden sebze ve meyve tüketimine özen göstermek, düzenli egzersiz yapmak, uygun kilo almak da çatlakları önlemede faydalı olabilirler. Bazı anne adaylarında hiç bir önlem almamış olmalarına rağmen hiç çatlak ortaya çıkmazken, bazılarında malesef tüm önlemlere rağmen yaygın çatlaklar ortaya çıkabilmektedir. Bu cildin yapısıyla ilgili bir durumdur.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

İkinci trimester, tansiyonunuzda muhtemelen hayat boyu en düşük değerlerle karşılaşacağınız dönemdir. Bebeğe giden kan akımının artması ve kan damarlarında genel bir gevşeme hali olması nedeniyle ortaya çıkan bu durum sizde çeşitli şikayetlere neden olabilir.

Gebelik döneminde dolaşım sisteminde ortaya çıkan bu değişiklikler nedeniyle kalbinizin ani pozisyon değişikliklerine cevabı yavaşlar ve durup dururken olabileceği gibi genellikle ani yapılan hareketlerde tansiyonunuz düşebilir. “Postural hipotansiyon” adı verilen bu durumda ani yapılan ayağa kalkma hareketlerinde tansiyonunuz aniden düşebilir ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkabilir.

Gebelikte tansiyon düşmesine bağlı baş dönmesi, bayılma hissi normal kabul edilebilir. Eğer bu şikayetler sık ortaya çıkmıyorsa ve bilinç kaybı gibi ağır bir durumla sonuçlanmıyorsa gebeliğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi olması beklenmez. Tansiyonunuz düştüğünde klasik öneri “tuzlu ayran iç” şeklinde olsa da daha iyi olanı bacaklarınızı resimde gördüğünüz gibi yükseltmek ve bu pozisyonda birkaç dakika kalmaktır. İster evde, ister işte olun, tansiyonunuz düştüğünde en yakın divana veya uygunsa yere uzanarak bacaklarınız yükseltin ve şikayetlerinizin geçmesini sağlayın. Bu hareket kalbe daha fazla kan dönmesini sağlayarak tansiyonunuzu kısa zamanda normale döndürür.

Toplumumuz geleneksel olarak tansiyon ölçmeye “çok meraklı” bir toplumdur. Sokaklarda elinde tansiyon aletiyle dolaşarak tansiyon ölçen ve yaptığı bu “mini check-up” sayesinde geçimini sağlayan insanlar giderek azalmış olsa bile bu merakımız evlerde yaygın olarak kullandığımız aletlerle varlığını sürdürmektedir. Dijital aletlerle zaman zaman tansiyonumuzu gözden geçirmek sağlığımıza katkısı olan bir alışkanlık olsa da bu durum anne adayları için geçerli olmayabilir. Üstte solda gördüğünüz geleneksel tansiyon aletini cazibesi ve kolay kullanımıyla gölgede bırakan ve sağdaki resimde gördüğünüz dijital aletler gebelik döneminde doğru sonuç vermezler ve küçük tansiyonunuzu gerçeğinden daha düşük ve hatta “sıfır” olarak bile ölçebilirler.

Ortaya çıkan damarsal değişiklikler nedeniyle gebelik döneminde tansiyon ölçme yöntemi daha farklıdır ve dijital aletler hamile tansiyonu ölçmeyi “bilmezler”. Dahası konuyla ilgili eğitim almamış bir kişi normal klasik aletle bile doğru ölçüm yapamayabilir. Anne adayının tansiyonu takip gerektiriyorsa ölçüm mutlaka doktor veya konuyla ilgili eğitim almış ebe-hemşire tarafından yapılmalıdır.

 

“Bebeğim sağlıklı olacak mı?”

Anne ve baba adaylarının tüm gebelik boyunca en sık sordukları soru muhtemelen budur. İstatistikler bebeğinizin bedensel ve zihinsel olarak sağlıklı olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösteriyor.Gebeliğinizde yapılan çeşitli testler ise bu olasılığı daha da artırmaktadır. İkili test (11-14 testi) veya üçlü test (ve yeni versiyonu dörtlü test) bebeğinizde Down sendromu (zeka özürüyle seyreden kromozom bozukluğu) olup olmadığını kesin olarak ortaya çıkaramasa da ortaya koydukları olasılık hesapları sizi rahatlatmak için yeterli olabilir. Down sendromu kesin tanısı ancak amniyosentez veya kordosentez gibi işlemlerle ortaya konabilir. Bu işlemlerin sağlıklı bebeği kaybetmeye neden olabilmeleri, onların her anne adayında uygulanmasını mantıksız hale getirir. Günümüzde cffDNA (cell free fetal DNA analizi adı verilen bir test ile anne adayından alınan kanda bebeğe ait hücrelerin kromozom analizi de yapılabilmektedir. Şu an için Down sendromu erken tanısı için uygulama ikili test veya üçlü test (veya dörtlü test) tarama testleriyle risk yüksek çıkması durumunda veya daha sonra anlatılacak detaylı ultrasonografide Down sendromu belirteçleri saptandığında amniyosentez (veya doktor önerisine göre yukarıda anlatılan cffDNA analizi) uygulanması şeklindedir.

Elbette Down sendromu dışında çok sayıda doğumsal kusur vardır. Bu kusurların önemli bir kısmı gebelik boyunca yapılan ultrasonografilerde saptanabilmektedir. Bunun yanında ultrasonografide kesinlikle saptanamayan doğumsal kusurlar da vardır (cilt hastalıkları, çeşitli kan ve metabolizma hastalıkları gibi). Bu hastalıklar genellikle ender görülürler.

Bebekte doğumsal kusur tanımaya yönelik testlerin 24. haftaya kadar sonuç vermesi önemlidir çünkü kanunlar bebekte sorun olduğunda aileye 24. haftaya kadar gebeliği sonlandırma hakkı tanımaktadır. Bu süre sonunda anensefali (bebeğin beyin dokusunun olmaması) gibi ölümcül olduğu kesin olarak bilinen sorunlar hariç, diğerleri için gebeliğin sonlandırılması söz konusu olamamaktadır.

Bebeğin sağlıklı bir şekilde doğmasını sağlamaya yönelik diğer uygulamalar ise bebeğin erken doğmasını önleme ve yeterince beslenmesini ve uygun kiloda doğmasını sağlama stratejileridir ve bu stratejiler tüm gebelik boyunca doktorunuz tarafından uygulanmaya devam eder. Bu stratejilere en önemli destek sizden gelir:
Bebeğinizin karnınızda sağlıklı büyümeye devam etmesi ve gelişimini uygun olarak tamamladıktan sonra dünyaya gelmesi sizin sağlıklı kalmaya devam etmek için aldığınız önlemlerle yakından ilgilidir.

 

Her zaman hatırlayın:

Bebeklerin önemli bir kısmı sağlıklı doğar ve hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürürler. Gebeliğinizin herhangi bir döneminde yapılan takiplerde bir sorun şüphesi belirdiğinde bile bu şüphelerin çoğu sonradan boşa çıkmakta ve bebek sağlıklı olarak dünyaya gelmektedir. İhtimallerin sadece ihtimal olduğunu unutmayın (örnek: 11-14 testinde veya üçlü testte Down sendromu ihtimali yüksek olsa da, amniyosentez sonrasında çoğu bebeğin sağlıklı olduğu ortaya çıkmaktadır).

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

18 haftalık gebelik Bebeğiniz bu haftalarda el ve ayak parmaklarını sık sıkı açıp kapar (resim) Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da bu gebelik haftasından itibaren oluşmaya başlar. Erkek bebeklerde prostat gelişimi bu gebelik haftasında başlar ve tamamlanır.

Yandaki ultrason resminde bebeğinizin gözlerini görüyorsunuz. Bu haftada bebeğinizin gözleri nispeten büyüktür ve haftalar ilerledikçe “normale” döner.

Bebek hareketleri İlk gebeliğinizse bebek hareketlerini gelecek haftanın başında karnınızda bir kelebeğin kanat çırpması gibi hissetmeye başlayacaksınız. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında hareketler 22. haftaya kadar algılanamayabilir. Doktorunuz size ultrasonda bebeğin hareketlerini gösterecektir.
Hareketlerin ilk algılanmasından sonra bebeğin büyümesine paralel olarak hareketler de güçlenecektir.

Bebek ilk hareketlerine 8-10. haftada başlar. Oldukça zayıf bu hareketler ultrasonda gözlenebilir. Bağımsız kol ve bacak hareketleri 10. haftada, vücut ve baş hareketleri 16. haftada başlar ve 14. haftada başlayan solunum hareketleri çalışmaları 20-24. haftada hızlanır. Daha önce doğum yapmış olan anne adayları ilk hareketleri 16 hafta kadar erken bir dönemde hissedebilirken ilk doğumunu yapacak olan anne adayları hareketleri 22. haftaya kadar hissedemeyebilirler. Anne adayları tarafından ilk hareketlerin hissedilmesi “canlanma” olarak tabir edilse de aslında bebek çok erken haftalardan itibaren “canlıdır”.

Hissedilen hareket baş ya da kol-bacakların “gerilmesi” şeklinde, vücudun “dönmesi” şeklinde, ya da “tekmeleme” şeklinde olabilir. Uyku-uyanıklık durumuna göre bebek saatte 8-40 arasında hareket yapar. Bunların yanlızca bir saniyeden uzun süren ve güçlü olanları anne tarafından hissedilir. Her bebek baştan itibaren kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı geliştirir. “Bebek hareketlerinin azalması” anne tarafından “bebeğin hareket etme alışkanlıklarının” değişmesidir. Bebeğin uyuması 20 dakika kadar kısa 2 saat kadar uzun olabilir ve bu dönemde hareketler oldukça azalır. Ancak önceden oldukça iyi oynayan bir bebeğin bir saat boyunca hiç oynamaması anormal kabul edilmeli ve anne adayı sakin bir köşeye çekilerek bebeğinin hareketlerini tekrar değerlendirmeli, gerekli durumlarda doktoruna danışmalıdır.
Özellikle hareketlerin ilk hissedilmeye başladığı günlerde anne adaylarının bir kısmı bebeklerinin hareketlerinin azaldığını sanarak endişeye kapılırlar. Hareketlerin ilk hissedildiği günler en güçlü olanlarının algılanabildiği günlerdir ve tüm hareketler hissedilemediğinden anne adayında bebek oynamıyormuş hissi ortaya çıkabilir.

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 20 cm. ve ağırlığı tam 210 gram!”

 

GEBELİKTE DENGE SORUNU

Gebelikte karnınızın büyümesiyle vücudunuzun ağırlık merkezi değişir. Bununla beraber tansiyonunuzun düşme eğiliminde olması, kaslarınızın, eklem aralıklarınızın ve kaslarınızı kemiklerinize bağlayan liflerin gevşeme eğiliminde olması sizi denge kayıplarına ve düşmelere karşı riskli hale getirebilir. Yapılan çalışmalar her üç anne adayından birinin gebelikte en az bir kez dengesini kaybederek düştüğünü göstermektedir. Bu konuya duyarlı olmalısınız. Karlı ve buzlu havalarda yürüyüşler, merdivenden inişler, banyoda küvete giriş çıkışlar düşme riskinin nispeten yüksek olduğu anlardır. Özellikle dışarıda yürürken kullanacağınız ayakkabıların tabanlarının kaymayan cinsten olması çok önemlidir. Neyse ki anne adayları genellikle düştüklerinde “popolarının” üzerine düşerler ve bu düşüş bebeği darbelerden korur.
Günlük yaşamda emniyetinizi sağlayacağınız diğer bir durum da araç içi seyir anıdır. İster sürücü olun, ister yolcu olun gerekli önlemleri mutlaka almalısınız.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu gebelik haftasından itibaren cildinizdeki değişiklikler belirginleşebilir. Bu değişiklikler gebelik hormonları ve gebeliğin mekanik etkileri (rahimin büyümesi) sonucu oluşurlar.Kloazma (gebelik maskesi) adı verilen alın, yanak, burun ve çenede yama tarzında kızarıklıklar özellikle güneşe aşırı maruz kalmanız durumunda belirginleşebilir. Bu lekeler genellikle kalıcı olmasalar da giderilmesi zor olabilirler. Daha önce ele aldığımız gibi, karnınızın, meme dokunuzun ve bazı anne adaylarında kalçaların büyümesine bağlı olarak bu bölgelerde çatlaklar oluşmaya başlayabilir. Çatlak olan cilt alanlarında kaşıntılar da sıktır. Cildinizin kuru olması kaşıntı şikayetini artırır.

Çatlaklar sıklıkla kalıtsal özelliklere bağlı olarak anne adaylarının %50’sinde oluşurlar. Badem yağı ya da diğer özel bazı kozmetik ürünlerle çatlak oluşan bölgelerde cildinizin kurumasını ve kaşınmasını önleyebilirsiniz. Bol sıvı almanız ve sağlıklı beslenmeniz de cilt kuruluğunu önlemede yardımcı olur. “Çatlak kremleri” cildi nemlendirerek ve esnekliğine katkıda bulunarak çatlakların şiddetini azaltabilirler. Ancak eğer çatlak oluşturmaya eğiliminiz varsa hiç bir ilaç bunu tam olarak önleyemez. Çatlaklar doğum sonrasında kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar.

 

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI DOKTORUNUZ

Gebelik muayeneleriniz esnasında sürekli karşılaştığınız Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı (veya Asistanı) nasıl bir eğitim görmüştür? Ülkemizde liseyi bitirdikten sonra girilen üniversite sınavında doktor olmayı tercih eden ve sınavda başarılı olarak bir tıp fakültesinde eğitim görmeye hak kazananlar 6 yıllık eğitim sonrası tıp doktoru olurlar. Daha sonra Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) adı verilen sınavda başarılı olan doktorlar uzmanlık eğitimi yapmaya hak kazanırlar. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlık Eğitimi genellikle tıp branşları arasında oldukça yüksek bir puanla elde edilen bir eğitimdir ve sizin gebeliğinizi takip eden doktor bu sınavı geçmiş bir kişidir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı eğitimi ülkemizde 5 yıl devam eder ve bu süreçte olan doktor, gebelik, doğum ve jinekolojiyle ilgili en sık görülen sorunları çözecek şekilde eğitim alır ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ünvanını alarak mezun olur. Eğitim sürecinde olan doktor ortalama olarak dört günde bir her biri 24 saat süren nöbetler tutar ve çoğu durumda nöbet ertesi de mesaiye devam ederek ilerideki meslek yaşamı için sıkı bir antrenmandan geçmiş olur.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğinizin cildi lanugo adı verilen ipeksi tüylerle kaplı. Bu haftadan itibaren vernix caseosa (verniks kazeoza okunur) adlı madde de üretilmeye başlandı. Bu madde beyaz renkli, krem kıvamında ve bebeğinizin cildini kaplayarak koruyan bir maddedir. Bebeğiniz doğduğunda bu maddenin nasıl birşey olduğunu göreceksiniz. Verniksin amacı bebeğinizin cildini sürekli olarak maruz kaldığı sıvı ortamdan korumaktır. 9 ay boyunca bir su dolu bir küvette kalsanız cildinizin alacağı şekli düşünebiliyormusunuz?
Bebekler rahim içindeki duruşlarını hareket ederek sık sık değiştirirler ve genellikle 34. hafta civarında (bazen daha geç) baş aşağı pozisyon alırlar. Bebeklerin %4’ü ise miyadına baş yukarı pozisyonda girer. Doktorunuz size bebeğinizin duruş pozisyonunun başaşağı olduğunu söylediğinde eğer o anda gebeliğinizin erken aşamalarından birinde bulunuyorsanız “doğum pozisyonu mu aldı acaba?” şeklinde bir kaygı duyabilirsiniz. Bebeğin erken bir dönemde baş aşağı durması erken doğum belirtisi olarak kabul edilmez, yalnızca onun o an için duruş tercihini yansıtır.

“Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 22 cm. ve ağırlığı tam 280 gram!”

 

GEBELİK VE TATİL ÖNERİLERİ

9 ay süren gebeliğiniz boyunca çeşitli tatil dönemlerine denk geleceksiniz. Tatile çıkarken otobüs, araba veya uçak gibi taşıma vasıtalarından birini kullanacaksınız. Tatil anne ve baba adayı için çok önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Fiziksel ve ruhsal olarak dinlenme fırsatı elde edeceğiniz bu dönemle ilgili olarak mutlaka önceden doktorunuzdan onay alın. Genel olarak söylemek gerekirse yukarıda bahsedilen taşıma araçlarının tümü hamilelikte güvenlidir ve sağlıklı seyreden gebeliğinizi riskli bir duruma sokmaz. “Kesinlikle bir sorun çıkmaz” diyemesek de ortaya çıkan riskin siz zaten bu tatile çıkmasanız da oluşacak bir risk olduğunu söyleyebiliriz.

Doktorunuzdan seyahat edebileceğiniz yönünde onay aldıktan sonra eğer kendi aracınızla gidecekseniz 2 saatte bir mola vermeyi ve bu molalarda kısa yürüyüşler yaparak dolaşım sisteminizi rahatlatmayı aklınızda bulundurun. Otobüs yolculuklarında da molalardan bu amaçla faydalanın. Dört saatten daha uzun sürecek uçuşlar için doktorunuza mutlaka ayrıntılı olarak danışın. Çoğu hava yolu şirketi 36. haftaya kadar uçmaya izin vermektedir. Doktorunuzdan mutlaka yazılı bir onay belgesi alın.

 

Hamile yolcular için Türk Hava Yollarının kuralı:

28. haftayı doldurmamış anne adaylarının seyahatinde beyan yeterlidir. 28. haftadan sonra anne adaylarının doktorlarından gebelik haftasının net olarak belirtildiği ve “uçakla seyahatinde sakınca yoktur” ibaresinin yer aldığı bir rapor almaları gerekmektedir. Bu raporun tarihi 7 günden eski olmamalıdır. Doktorunuzdan dönüş için de ayrı rapor almanız gerektiğini unutmayın.

Bebekler doğum sonrası ilk seyahatlerini ne zaman yapabilirler?

Bebek yolcu kabulü ve taşıma kurallarına göre; doğumundan sonraki ilk 7 gününü bitirmemiş bebekler, sağlıkları açısından istisnai bir durum olmadıkça, ebeveynleri ile olsa dahi THY uçuşlarına kabul edilmez. Sağlık açısından istisna arz eden bebeklerin taşınması, ancak doktor raporu ile gerçekleştirilir. İster normal doğum, ister sezaryan ile doğum yapmış olun, lohusalığınızın ilk 7 günü uçak seyahati sizin için de uygun olmayabilir. Yukarıdaki kurallar çeşitli hava yollarında değişiklik gösterse de genelde benzerdir. Özellikle uzun süren uçak yolculuklarında dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesini engellemek için varis çoraplarından faydalanmanız önemlidir. Yanda anne adaylarının kullanımına uygun ve tüm bacağı içine alan bir varis çorabı modeli görülmektedir. Ciddi bir kalp-dolaşım sistemi sorunu olan anne adayları için uzun süren uçuşlar uygun değildir. Özellikle uzun süreli olarak doğum yapacağınız yerden ayrılacaksanız yanınızda gerekli tıbbi belgeleri mutlaka götürün ve bulunacağınız yerdeki sağlık kuruluşlarını öğrenin.

Yaz tatiline çıkıyorsanız güneşte uzun süre kalmamaya özen gösterin ve hatta sadece gölgede güneşlenin. Güneşlenirken çok yüksek koruma faktörlü güneş yağları ile cildinizi korumanız kalıcı cilt lekelerini önlemek açısından son derece önemlidir. Yazın, her zaman olduğu gibi sıvı alımınızın yeterli olmasına dikkat edin. Yaz ishalleri genellikle bozuk gıdaların alınmasıyla ortaya çıktığından bu konuya özen gösterin.

Ülkemizde populer bir yaz sporu olan tüplü dalma gebelik döneminde sakıncalı olabilir. Yazın en iyi yapılacak spor iyi klorlanmış bir havuzda veya belediye tarafından bakteriyolojik ölçümleri yapılmış bir havuzda yüzmektir. Kış tatiline çıkıyorsanız üst solunum yolu enfeksiyonlarından ve gripal enfeksiyonlardan korunmak için gerekli önlemleri mutlaka alın ve mevsime uygun giyinin. Kış sporları gebelik döneminde önerilmediğinden bu sene seyirci olacaksınız demektir. Gideceğiniz yer çeşitli enfeksiyonlar açısından riskli bir bölgeyse gerekli aşılar için doktorunuza danışın (bu tür yerler genellikle tropikal bölgelerdir ve çoğu anne adayının bu tür yerlerde pek işi olmaz).

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Gebeliğin ilk yarısını geride bırakmak üzeresiniz. Artık “karnınız” da yavaş yavaş çıkmaya başladı. Rahiminizi şu anda tam göbek deliğiniz hizasında hissedebilirsiniz. Bundan sonra da her hafta yaklaşık bir santimetre yukarı çıkmaya devam edecek. Gebeliğin en ilginç yönlerinden biri de 20. gebelik haftasından itibaren normal tekil bir gebelikte rahiminizin en üst noktası ile kasıklarınızın ortasında yer alan pubis kemiği arasındaki mesafenin santimetre cinsinden ölçümünün yaklaşık olarak gebelik haftasına tekabül etmesidir… Ultrasonografi incelemeleri yapılmadığı durumlarda bu ölçüm gebelik haftasını belirlemede oldukça etkili bir şekilde kullanılabilmektedir ve dünya üzerinde halen gebelik takibinde yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir. İsterseniz bir deneme yapabilirsiniz, ancak bunu asla bir takıntı haline getirip ufak-tefek oynamalar için (örneğin 23. haftada yaptığınız ölçümün 21 çıkması gibi) kendinizi üzmeyin.

Bu gebelik haftasından itibaren göbeğinizle pubis arasında kalan orta hat çizgisi de (“linea nigra”) koyulaşmaya başlayabilir, endişelenmeyin, bu çizgi doğumdan sonraki birkaç ay içinde tamamen kaybolacaktır. Demir ilacınızı unutmayın Doktorunuzun size önerdiği demir (ve vitamin) ilacını düzenli olarak almayı unutmayın.
Özellikle kansızlığınız varsa sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan demiri hiç bir gıdayla yeterince alamazsınız. Bazı doktorlar anne adaylarına yalnızca demir içerikli ilaçlar verirken, bazıları içinde günlük ihtiyacı karşılayan demiri de ihtiva eden multivitamin tabletlerini önerebilirler.

Kalsiyum alımının önemini daha önceki bir haftada vurgulamıştık ve burada tekrar ele alıyoruz: Günlük ihtiyacınız olan 1200 miligram kalsiyumu alamadığınızda bebeğinizin kemik yapımı için kullanılacak bu madde kemiklerinizden alınır. Bebeğiniz kalsiyumsuz kalmasa bile sizin kemiklerinizin (ve dişlerinizin) kalsiyum içeriği azalır ve bu durum kısa vadede kramp sorunu, uzun vadede ise kemik erimesi sorununun ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Bir bardak süt (200 ml) yaklaşık 250 miligram, bir kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir yaklaşık 150 miligram, bir bardak ayran (200 ml) yaklaşık 170 miligram kalsiyum içerir. Yani kalsiyumdan en zengin gıdalar süt ve süt ürünleridir. Peki ineklerin ürettiği sütteki bu kalsiyum onlara nereden gelmektedir? İkinci büyük kaynak yeşil yapraklı sebzelerdir. Eğer bu gıdalardan yeterince alıyorsanız kalsiyum desteğine kesinlikle ihtiyacınız yoktur.

 

Aklımıza takılabilecek bazı sorular? 

1-Şu anda size tek bebeğiniz olduğu söylenmesine rağmen ikiz taşıyor olabilir misiniz?
2-Bebeğiniz size söylenenden farklı bir cinsiyette olabilir mi?

Ultrasonografinin ülkemizde yaklaşık 25 yıllık bir geçmişi vardır ve ultrasonografi cihazları her geçen yıl daha çok detay gösterecek şekilde gelişimlerini sürdürmektedirler. Genel olarak söylemek gerekirse yukarıdaki ilk sorunun cevabı teorik olarak “evet” olmakla beraber pratikte bu tür bir durum çok çok ender görülmektedir. Ülkemizde artık Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniklerinin hemen tümünde ultrasonografi cihazları mevcuttur ve doktorlar ultrasonografi eğitimi alarak ihtisaslarını tamamlamaktadırlar. Çoğu doktor, anne adayına yaptığı ilk ultrasonografi incelemesinde ilk olarak çoğul gebelik olasılığını değerlendirir ve bu nedenle size bazı arkadaşlarınız “ikiz mi yoksa bu?” diye takılsa da siz kendinizi doktorunuzun söylediği şekilde tek bebeğe göre planlayabilirsiniz.

İkinci sorunun cevabı ise bu haftada biraz daha büyük olasılıkla “evet” olabilir. Özellikle bu haftaya kadar “kız” denilen bebeklerin bir kısmı sürpriz bir şekilde birden “erkeğe” dönüşebilirler. Bu tür durumlar gelişmiş cihazlarla tecrübeli doktorlar tarafından inceleme yapıldığında oldukça ender görülse de her anne adayı içinden böyle bir soruyu geçirmeden edemez. Bebeğinizin bacakları arasında genital organlarını önümüzdeki haftalarda bariz bir şekilde gördüğünüzde veya “hiçbir şey göremediğinizde” artık emin olacaksınız.

Özel kliniklerde gebelik muayenelerine giden anne adaylarına çoğu durumda her muayenede ultrasonografi yapılır. Bazı anne adayları ultrasonografinin zararlı olup olmadığı konusuna takılabilirler. Bilmeniz gereken, 30-35 yıllık bu teknolojinin halen “ultrason” yani ses ötesi, başka bir deyişle bizim kulağımızın duyamayacağı ses dalgalarıyla çalışmaya devam ediyor olmasıdır. Ses dalgalarının canlı dokuya muhtemel zararları defalarca incelenmiş ancak zararlı bir etki bulunmamıştır. Ultrasonografi cihazı doktorunuzun vazgeçilmez bir yardımcısıdır ve sizin sağlıklı bir şekilde sağlıklı bir bebek dünyaya getirmenize bu cihazla yapılan incelemenin katkısı çok büyüktür.
Ultrasonografi incelemesi %100 sağlıklı bir bebeği garanti edemese de bebeğe ait yapısal kusurların çok önemli bir kısmını ortaya çıkarabilir.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğiniz bu haftalarda aynen yenidoğmuş bir bebek gibi uyku ve uyanıklık dönemlerinden geçer. Bebeğiniz kız ise rahimi bu haftada gelişmeye başlar. 20 haftalık gebelik Yandaki resim kalp ve karaciğer seviyesinden alınmış bir ultrason görüntüsü. Bebeğinizin safra kesesi üstte ufak siyah boşluk, midesi ise hemen altında daha büyük siyah boşluk şeklinde gözleniyor.

” Bu hafta sonunda bebeğinizin boyu 25 cm. ve ağırlığı tam 320 gram! “

 

Hamilelik Döneminde Kilo Alımı

“Fazla kalorili yiyecekler yemiyorum, ama yine de kilo alıyorum!” Çoğu anne adayının içinden geçen bir cümledir bu. Gerçekte neler oluyor? Gebelikte kilo artar. Artmalıdır, başka şekilde sağlıklı bir bebeğin doğması mümkün değildir. Gebelikte “bebeğim yeterince kilo alsın, ancak ben bebeğimin aldığı kadar kilo alayım, fazlasını almayayım.” düşüncesi güzel olmakla beraber gerçekleşmesi pek mümkün değildir. Miyadına gelindiğinde anne adaylarının çoğu (aşırı yağlı ve karbonhidratlı yiyeceklerden uzak dursalar bile ) ekstradan ortalama 4.5 kilogramlık bir yağ deposu oluştururlar. Bu yağ deposunun var olma amacı doğanın sizin bebeğinizi doğum sonrasında oluşabilecek muhtemel bir kıtlık durumuna karşı koruma çabasıdır. Ne kadar düşük kalorili beslenseniz de bedeniniz bu yağ deposunu oluşturacaktır.

Bu ortalamanın üstüne çıkıldığında ya yağ deposu fazladır, ya dokulararası sıvı (ödem) fazladır veya ender olarak bebek ve beraberinde amniyos sıvısı fazladır.
Bu haftaya kadar aldığınız kilo muhtemelen 3.5-6 kilogram arasıdır (daha azı veya fazlası elbette olabilir). Bu haftadan itibaren ise haftada ortalama 450 gram alacaksınız.Bu rakam her anne adayında farklı olabilir.

Tartıya çıktığınızda gördüğünüz rakamın önemli bir kısmı vücudunuzun sıvı tutma eğilimini yansıtmaktadır. Bazı anne adaylarında sıvı tutma eğilimi daha fazla olduğundan bu anne adayları beklediklerinden daha fazla kilo alırlar. Doğum sonrasında daha kolay verilen bu “kilolar” anne adaylarında kendini bu haftalarda bile, özellikle ayak bileklerinde ortaya çıkan şişlikler (“ödem”) şeklinde gösterirler. Bu şişlikler özellikle akşama doğru artar ve ödem eğilimi olan anne adaylarında en belirgin özellik sabah-akşam tartısının çok belirgin farklılıklar göstermesidir. Böyle bir durum söz konusuysa doktorunuza durumu mutlaka iletin. Genellikle daha ileri haftalarda ortaya çıkan ödemler bazı durumlarda preeklampsi (“preeklampsi” telaffuz etmesi güç ancak her anne adayının sözlüğüne yerleştirmesi önemli bir kelimedir.

Gebelikte tansiyon yükselmesi, idrarda protein kaybı ile seyreden bu tümüyle gebeliğe özgü normaldışı durum hakkında ilerleyen haftalarda daha çok bilgi sahibi olacaksınız) habercisi olabilmelerine karşın tansiyon ölçümünüz normal olduğu ve idrarınızda protein kaybı olmadığı sürece bunu tamamen bir “bünye meselesi” olarak kabul edebilirsiniz.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebek haraketleriniz bir iki hafta önce başladı ve bu haftadan itibaren bebeğinizin oynama sıklığı ve hareketlerin hissedilebilirliği artacak. Bu süreçte siz zaman zaman bebeğinizin “daha az oynadığını” hissederek endişeye kapılabilirsiniz. Bilmeniz gereken, bu haftalarda bebek hareketlerinin tutarsız olduğudur. Hareketler bebeğiniz büyüdükçe ve beyin dokusu geliştikçe daha anlamlı ve daha istikrarlı olacaktır. İleri gebelik haftalarında bebeğinizin seslere, yediklerinize ve hatta sizin konuşmanıza tepki verdiğini görecek ve bu duyguyu çok seveceksiniz.

Bazı anne adaylarında bu haftalarda veya daha ileriki haftalarda burun kanamaları olabilir. Bu kanamalar genellikle şiddetli değildir ve kendiliğinden dururlar. Kanamaların nedeni damar sisteminizdeki değişimler nedeniyle (kan miktarının artması) dış ortama açık olan burun içi kılcal damarların daha kolay çatlayabilir duruma gelmiş olmasıdır. Yaklaşık %20 anne adayı gebelikte bu durumu yaşar.

Tüm burun kanamalarının nedeni elbette bu şekilde açıklanamadığından durumu her zaman olduğu gibi doktorunuza iletmelisiniz. Diş eti kanamaları da bu haftalarda sıktır ve gebelik döneminde diş etinde ortaya çıkan değişikliklere bağlıdır. Bu haftalardan itibaren yaşayabileceğiniz diğer bir durum da “kasık ağrısıdır”. İki taraflı kasık ağrısı olarak hissettiğiniz bu ağrı aslında “apışarası” adı verilen bölgede yani bacağınızın iç yüzünün kemik çatınızla birleştiği yerde duyduğunuz bir gerginliktir. Bu gerginlik bölgedeki kaslarla kemikleri birbirine bağlayan ligaman adını verdiğimiz bağ dokusu elemanlarının gerilmesinden başka birşey değildir ve normaldışı bir duruma işaret etmez.

 

Bebekler neden hareket ederler?

Bebeklerin rahim içinde (siz tersini düşünseniz de) keyifleri oldukça yerindedir ve “o ufacık yerde” sıkışmış değillerdir. Aksine, istedikleri her şeye (gıda maddeleri, oksijen, ısı, korunma duygusu) sahip olduklarından mutludurlar. Dünyanın en güvenli yeri muhtemelen burasıdır. Ancak bebeğinizin de bazı görevleri vardır: Bebeğiniz kendini “öteki dünyaya” yani bizim dünyamıza hazırlamak durumundadır. Bebeğiniz doğduğunda vücudundaki tüm kasları (kol ve bacak kasları, solunum kasları) mükemmel bir şekilde çalışır durumda olmalıdır. Kaslar çalışmadıklarında kitlesel olarak azalma yani “erime” eğilimindedir. Bu nedenle bebeğiniz içeride düzenli olarak egzersiz yapar. İşte bu egzersizler sizin tarafınızdan “oynama” şeklinde hissedilir. Oldukça enerji gerektiren bu egzersizler siz çikolata gibi kalorili gıdalar aldığınızda genellikle hızlanır.
İnsan bir pozisyonda sürekli olarak yattığında rahatsız olur ve pozisyonunu değiştirir. Bu, bebeğiniz için de geçerlidir ve siz bunu bebeğinizin daha büyük olan beden hareketleri şeklinde hissedersiniz. Bebeğiniz bu daha büyük hareketleri gün içinde sık bir şekilde yapar.

Bebeğiniz amniyos sıvısını düzenli olarak yutar ve sıvının devri daimi bu yutulan sıvının kana, buradan da böbreklere geçmesi ve idrar olarak boşaltılması şeklinde sağlanır. Bebeğiniz yutmayı yeni öğrendiğinden çok sık olarak hıçkırık nöbetlerine tutulur. Bu hıçkırıkları da çoğu durumda net bir şekilde hissedebilirsiniz.

Rahim güçlü bir kas yapısına sahiptir ve ileri haftalarda doğum eylemindeki kasılmalar için antrenman yapmaya başlar. Antrenmanlar ilk başta rahimin sadece belli bölgelerde kasılması şeklindedir. Bu bölgesel kasılmalar bebeğiniz tarafından algılandığında onu daha farklı bir pozisyon alarak o bölgedeki daralan yerden kurtulma arayışına iter ve bebeğiniz “üstüne doğru gelen duvardan” kaçma çabasına girer ve bedeni bu amaca yönelik hareket eder. Gebeliğin son haftalarında bebeğiniz henüz baş yukarı duruyorsa 180 derece dönerek baş aşağı pozisyona geçer ve doğum pozisyonunu alır.

Daha ileri gebelik haftalarında zaman zaman bebeğinizin içeride size cevap vermek için çabaladığını da görebilirsiniz. Bebeğiniz göbek kordonunu en iyi şekilde korunduğu bölgede tutmak zorundadır. Bu bölge bacaklar arasıdır ve bebeğiniz kordon herhangi bir nedenle başka bir konuma geçtiğinde onu ideal yerine getirmek için çaba gösterir.
Her anne adayı ve özellikle de ilk gebeliğini yaşayan anne adayları bebek hareketlerinin yukarıda anlatıldığı gibi net bir ayrımını yapamaz ve her bebeğin oynama alışkanlıkları farklıdır. Eğer yeterince çaba gösterirseniz bebeğinizin yukarıda sayılan hareketlerinin ayrımını önümüzdeki haftalarda güzel bir şekilde yapar duruma gelebilirsiniz.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğinizin kalp kası bu haftadan itibaren giderek güçlenmeye ve daha güçlü bir şekilde kan pompalamaya başlar. Bebeğinizin bulunduğu ortam bizlere göre nispeten daha düşük oksijene sahip olduğundan kan daha hızlı dolanmak ve kalp kası daha fazla çalışmak durumundadır. Bu nedenle rahim içinde bebeğinizin dakika kalp atım sayısı 120-160 arasında değişir.

Bu gebelik haftasında ya da daha önce yapılan bir ultrasonda doktorunuz size “bebeğin eşi biraz aşağıda…” gibi bir şey söylemiş olabilir. Burada kastedilen “eş”, bebeği besleyen plasenta adlı yapıdır. Bu yapı, gebelik ilerledikçe yer değiştirmeye devam eder ve genellikle 24. haftaya kadar rahim içindeki gerçek yerine ulaşır. “Eş aşağıda” demek, plasenta doğum kanalı girişine yakın, ya da bu kanalı kapatıyor demektir. Yanda miyadında bir bebekte plasentanın bulunduğu pozisyonu bebeğin sırtının hemen arkasında, kordon çıkışıyla birlikte görüyorsunuz. İlk gebeliğini yaşayan anne adaylarında ender görülen ve “placenta previa” (“önde gelen plasenta”) adı verilen durum kendini beklenmedik zamanlarda oluşan kanamalarla gösterir.

İlk gebeliğinizse ve “eşiniz aşağıdaysa” biraz daha sabredin, birkaç hafta içinde bu durumun ortadan kalkma ihtimali yüksektir. Yine de bir kanama şikayetiniz olduğunda doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu 28 cm. ve ağırlığı yaklaşık 400 gram!”

 

Endişeli, bardağın boş yarısını gören bir anne veya baba adayı mısınız?

Eğer öyleyseniz şu anda bebeğinizin sağlıklı doğması konusunda çok aşırı endişeli olduğunuz için gebeliğinizin keyfini hakkınca çıkaramıyorsunuz demektir. Bebeğiniz şu anda “doğmadı” ama aramızda. Sadece farklı bir konumda. O yaşıyor ve sizin aslında çoktan bir bebeğiniz oldu bile. Onu öpemiyor olmak, ona dokunamıyor, onu görmüyor olmak sadece biz insanların 5 duyusunun yetersizliğinden kaynaklanıyor. Halbuki onu hissedebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken, “5 duyumdan biriyle algılamadığım birşey gerçek değildir” ön yargısından kurtulmak. Hepimizin 5 duyumuzla ulaşamadığımız ancak var olduğuna inandığımız değerlerimiz var. Sizin bebeğiniz de bunlardan biri. Çok yakında 5 duyunuzla da onu hissedeceksiniz. Bebeğinizin “doğum tarihi”, yani hesaplayıcıya göre 40 haftayı doldurduğu tarih sadece basit bir geçişten ibaret. Bebeğinizin manevi varlığını hissedin ve ileride çok zevk alarak anacağınız bu gebelik döneminin tadını çıkarın.

Bazı anneler doğum yaptıktan sonra bebekleriyle bizlere geldiklerinde, bebekleri yanlarında olmalarına rağmen, “onun karnımdaki kıpırtılarını özlüyorum” derler. Bu, biz insanların sıklıkla yaptığı hatalardan biri: Bulunduğumuz anı yaşamak yerine geçmişe ya da geleceğe odaklanıyor ve bunu anılarda yaşayarak telaffi etmeye çalışıyoruz…

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminizi artık göbeğinizin iki parmak üstünde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Gebelikte vücudunuzun ağırlık merkezi sürekli olarak değişir ve bu yüzden bel kemikleri de buna uyum sağlamak için biraz zorlanırlar. Kamburunuzu çıkarmadan karnınızı rahatça taşıyabileceğiniz en iyi duruş pozisyonunu belirlemelisiniz. Çatınızı oluşturan kemikler bu haftadan itibaren artık doğuma hazırlık çalışmalarına hız vermektedirler. Bu hazırlık çalışmaları eğer belinize “iyi davranmazsanız” size ağrı olarak geri dönebilir.

Bel ağrısı çekiyorsanız daha önce 11. haftada bahsedilen önlemlere ek olarak almanız gereken önlemler şunlardır:

Alçak topuklu ayakkabılar tercih edin. Yüksek topuklu ayakkabılar gibi hiç topuğu olmayan düz ayakkabılar da belinizin zorlanmasına neden olabilir. Günlük yürüyüşler yapmayı ihmal etmeyin. Oturduğunuzda dizlerinizin kalça seviyenizden yüksek olması için bir tabure kullanın.

 

Renkli Doppler İncelemesi

Bebeğinizi besleyen yapı olan plasenta sizin rahiminizden sağlı sollu giden iki adet atardamarla beslenir. Uterin arter (rahim atardamarı) adı verilen bu yapılar siz henüz gebe olmadığınız dönemde rahiminize tüm vücudun kanının oldukça az bir kısmını taşır, bu az miktarda kan rahimin gebelik öncesi dönemdeki işlevlerini sürdürmesi için yeterlidir. Rahim, gebelik olmadığı dönemlerde atıl bir organdır ve kan akımı azdır. Gebelik başladıktan sonra bu damarlara giden kan akımı belirgin olarak artar.
Vücudumuzdaki tüm atardamarlar kan götürdükleri bölgenin ihtiyacına göre içlerindeki akım miktarını otomatik olarak değiştirebilme özelliğine sahiptirler. Gebelik başlamadan önce rahime oldukça az kan götüren bu rahim atardamarları gebeliğin başlamasıyla birlikte aldıkları sinyal sonucunda rahime götürdükleri kan miktarını artırırlar. Bebeğinizi besleyen plasenta büyüdükçe rahim atardamarlarının taşıdığı kan miktarı sürekli artar. Bu artış, bu damarların iç çeperlerinde meydana gelen değişimlerle sağlanır. Bu değişimler damar içi direncin sürekli düşmesine ve bu damarlardan rahime ve plasentaya daha çok kan pompalanmasıyla sonuçlanır. Yani rahim damarlarınız gebelik boyunca direnci yüksek (“az kan taşıyan”) durumdan direnci düşük (“çok kan taşıyan”) konuma geçer. Bu geçiş süreci yaklaşık 24. haftaya kadar devam eder.

Renkli Doppler teknolojisi damar içindeki bu değişiklikleri rakamsal, görsel ve işitsel olarak inceleyebilmemizi sağlayan mükemmel bir teknolojidir. Gelişmiş ultrasonografi cihazlarına entegre edilmiş bu sistemle 20-24. gebelik haftaları arasında bu değişiklikler gösterilebilir. Bazı doktorlar bu incelemenin yalnızca yüksek riskli gebeliklerde uygulanması gerektiğini düşünürlerken diğer bazıları her anne adayında yapılması gerektiğini savunur. Hangi görüşün daha doğru olduğu netlik kazanmadığından bu konuda doktorunuzun önerilerine mutlaka uyun.

Renkli Doppler incelemesinde rahim damarlarınızın “olgunlaştığı” yani direnci düşük damarlar haline geldiği saptandığında bu, sizin gebeliğin ilerleyen haftalarında preeklampsi (gebeliğe özgü, tansiyon yükselmesi ve idrarda protein kaybı ile seyreden tıbbi durum) ve rahim içi gelişme geriliği ortaya çıkma olasılığınızı azaltır.
Bu incelemede sorunlu bulgular saptandığında (direncin yüksek olduğunu gösteren bulgular) ise durum biraz daha karmaşık olabilir: Sorun tek atardamarda saptandığında genellikle preeklampsi ve rahim içi gelişme geriliği riski çok hafifçe yükselirken, sorunun her iki atardamarda saptanması durumunda gebelik, yukarıda adı geçen bu iki sorunun ortaya çıkabilirliği açısından daha dikkatli takip edilir.

Renkli Doppler incelemesi ülkemizde çok yaygın kullanılan bir inceleme değildir ve mutlaka bu konuda iyi eğitim görmüş uzman doktorlar tarafından uygulanmalıdır.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğiniz yaklaşık 500 gram oldu ve sanki gerçek bir insanın ufak bir modeli.:-)). Artık gözkapakları da var ancak bunları çok daha ileri haftalarda kullanacak. Kaş tüyleri ortaya çıkmış olsa da henüz oldukça incedir: Bebeğinizin doğduğunda kaşlarının belli belirsiz olduğunu farkedebilirsiniz. Çoğu bebek böyledir. Kaşlar genellikle doğum sonrası yaşamın 6. ayından itibaren belirginleşmeye başlar. Ultrasonografide doktorunuz size bebeğinizin göz merceklerini çoğu durumda gösterebilir

Bebeğiniz erkekse testisleri ilk gelişim yerleri olan karın içi bölgeden skrotuma inmeye başladı (skrotum testisleri barındıran torbamsı dış genital organdır). Bu süreç 32. haftanın sonuna doğru tamamlanmış olacak.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu 29 cm. ve ağırlığı yaklaşık 470 gram!”

 

BESLENME ÖNERİSİ

Her coğrafi bölgenin kendine özgü bir iklimi ve buna uygun yetişen bir bitki örtüsü ve sebze ve meyveleri vardır. Yine aynı coğrafi bölge içinde bitki örtüsü ve yetişen sebze ve meyveler mevsimlere göre de farklılık gösterir. Bu farklılıklar o coğrafi bölgede yaşayan canlı türlerininin özelliklerini de etkiler.

Dünya üzerinde farklı konumlarda yaşayan insanlara doğanın sunduğu bitkisel ve hayvansal ürünler bu nedenle birbirinden oldukça farklıdır. Bunun bir anlamı var mı? Elbette var: Doğa dünyanın farklı bölgelerinin ihtiyacına ve yine mevsimsel farklılıklarına göre biz insanlara farklı, bölgenin ihtiyaçlarını karşılayan ürünler sunuyor. Sıcak iklimi olan ülkemizde yazın daha çok sıvı içeriği bol meyveler yerken, kışın ihtiyacımız olan C vitaminini daha fazla içeren gıdalarla karşılaşıyoruz. Ülkemizde çok sıcak yerlerde yaşayanlar bilirler: Burada acı baharatlar çok tüketilir ve buralarda gerçekten de insanın canı daha çok acılı şeyler çeker. Acılı gıdalar aldıkça insan serinlemektedir! Dahası bu tür bir beslenme, bu bölgelerde sık görülen bağırsak enfeksiyonlarını önlemede de etkili olabilmektedir.

Hindistan’da insanların %50’si inançları ve alışkanlıkları nedeniyle çok az et tüketmektedir. Bunun yanında bu bölgede protein içeriği zengin bitkisel ürünler bolca mevcuttur. Yukarıdakilerden çıkarılacak sonuç, her coğrafyanın beslenmesinin o bölge insanı için en sağlıklı olacağı şeklinde olabilir. Bu çıkarım tam olarak ispatlanmış olmasa da bulgular bu yöndedir.

Acaba başka bir coğrafi bölgeye ait beslenme tarzını kendi yaşadığımız koşullara adapte etmek ne kadar doğru? Japonların yoğurttan “iğrendiklerini” biliyormusunuz? Bizim onların “sushi”sini kendi alışıkanlıklarımız doğrultusunda değiştirerek hazırlamadan yiyebilmemiz pek mümkün görünmüyor.
Özellikle gebelik döneminde ülkemizin bizlere sunduğu zenginlikleri (bol ve taze sebze, meyve, süt ve süt ürünleri, omega-3 kaynağı olan balık, kalsiyum metabolizması açısından vazgeçilmez olan süt, süt ürünleri ve güneş ışığını) bolca tüketelim. Bebeklerimize olan sorumluluklarımızın bir kısmını iyi beslenerek ve doğduktan sonra onları iyi besleyerek yerine getirebiliriz.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu ve ilerleyen haftalarda bebeğinizin alanı bol olduğundan tekmeleme, yumruklama, omuz atma gibi değişik hareketleri birbirinden ayırt edebilir duruma geleceksiniz. Hatta karnınızdan da hareketleri takip edebilirsiniz. Her bebek kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı geliştirir. Bazı bebekler yaradılışları gereği daha az hareket ederlerken bazıları daha aktiftir. Gebelik döneminde hiç bir nedene bağlanamayan karın ağrılarına sık rastlanır. Bu ağrılar çoğu durumda kısa süreli ve bıçak saplanır tarzda hissedilirler ve beraberinde başka normaldışı bir belirti yoktur. Bu ağrıların daha önceki haftalardan birinde anlatıldığı gibi rahimi yerinde tutan bağların gerilmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Rahim hızla büyümekte, bağlar ise daha yavaş büyüdüklerinden rahim tarafından gergin hale getirilmektedirler.

Her şikayetinizi danıştığınız gibi bu şikayetinizi de doktorunuza danışmanız önemlidir. Diğer ağrı nedenleri gözden geçirilecek ve sorun saptanmadığında ağrı bu şekilde açıklanacaktır.

 

Ultrasonografi Çeşitleri

Ne kadar çok “farklı” ultrasonografi türü olduğunu görerek şaşırıyor olabilirsiniz. Bu nedenle size bu hafta ultrasonografi terminolojisi hakkında bilgi vermeyi uygun gördük:

Renkli Doppler ultrasonografi: anne adayından bebeğe sağlı sollu giden iki rahim atardamarının ve bazı durumlarda göbek kordonu damarlarının akımlarını değerlendirmek için yapılan ultrasonografidir. Burada renkler mavi ve kırmızı şeklinde toplardamar ve atardamarlarda görülür. Her anne adayına rutin olarak uygulanabileceği gibi, çoğu durumda yalnızca riskli gebeliklerde uygulanır. Bu incelemenin yapılabilmesi için cihazın renkli Doppler özelliğinin olması gerekir.

Detaylı (ayrıntılı) birinci düzey ultrasonografi: bebeğin gelişiminin tüm haftalar arasında en net gözlenebildiği 19.-23. haftalar arasında uygulanan ultrasonografidir. Bebek ve bebeğe ait yapılar bu haftalar arasında detaylı bir şekilde incelenebilirler.

İkinci düzey ultrasonografi: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ünvanını aldıktan sonra özel bir eğitimden geçerek “perinatoloji” üst ihtisası yapmış ve sadece gebelik ve doğmamış bebeğe ait sorunlara odaklanarak çalışan doktor tarafından ileri teknoloji cihazlarla uygulanan ultrasonografidir. Bu inceleme her anne adayına uygulanabileceği gibi çoğu durumda daha önceden doğumsal kusurlu doğum yapmış veya bu açıdan risk altında bulunan veya birinci düzey ultrasonografide muhtemel bir sorun saptanan durumlarda kesin tanıyı koymak amacıyla uygulanır. Gerekli durumlarda aynı uzman amniyosentez veya diğer başka yöntemlerle bebeğin kromozom haritasını incelemek üzere sıvı veya kan örneği alır.

Fetal eko(kardiyografi): Perinatolog ve bazı durumlarda pediyatrik kardiyolog (çocuk kalp hastalıkları uzmanı) tarafından eko özelliği bulunan ultrason cihazı yardımıyla doğmamış bebeğin kalbinin ayrıntılı olarak incelenmesidir. Bu inceleme de çoğu durumda daha önceden kalbinde doğumsal sorun bulunan bebek doğurmuş veya bu açıdan risk altında bulunan veya birinci düzey ultrasonografide muhtemel bir kalp sorunu saptanan durumlarda kesin tanıyı koymak amacıyla uygulanır.

Üç boyutlu ve dört boyutlu ultrasonografi: Son teknoloji cihazlarla yapılan ve henüz yaygın olmayan bir ultrasonografi türüdür. Bebeğin ekranda görüntüleri üç boyutlu sabit resimler veya dört boyutlu (eş zamanlı üç boyutlu, burada dördüncü boyuttan kastedilen zamandır) hareketli görüntüler şeklinde ortaya çıkar.

Yukarıda birbirinden sanki çok farklıymış gibi görünen ultrasonografi türleri (renkli Doppler hariç) aslında hep aynı prensiple, yani ses ötesi (bizim kulağımızın duyamadığı) ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilir. Aradaki fark, kullanılan cihazın niteliği ve uygulayan kişinin bu konudaki ehliyetidir. Çoğu anne adayı gebeliğini sadece kendi doktorunun yaptığı ultrasonografilerle tamamlar. Bazı doktorlar ise anne adaylarını rutin olarak “ikinci bir göz değerlendirmesi” için bir kereye mahsus başka bir doktora gönderirler.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğinizin vücudunda oransal ilişkiler giderek normale dönüyor, ancak baş hala vücuda göre nispeten biraz daha büyük. Bebeğinizin orta kulak kemikleri de gelecek haftanın sonunda gelişimini tamamlıyor ve sesleri bebeğinizin işitme merkezine iletmeye başlıyorlar.

 

Bebeğinizle konuşuyor musunuz?

İşitme denen olgu aslında çok ilginçtir: Dış ortamdaki sesler geniş bir çanak (kulak kepçesi) tarafından toplanır ve kısa bir borudan geçerek (dış kulak yolu) bir zarı (kulak zarı) titreştirir. Bu titreşim, alınan sesi bir paket veri haline getirir. Bu paket veri üç ayrı kemikle (çekiç, örs, üzengi) işitme sinirine buradan da beyinde işitme merkezine iletilir. Paket veri burada açılır ve anlamlandırılır. Telefon ve mikrofon, kulağın bu çalışma prensibinden yola çıkılarak icat edilmiştir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu 31 cm. ve ağırlığı yaklaşık 550 gram!”

 

Bebek hareket ediyor mu?

Eşiniz bebeğin hareketlerini hala hissedemedi mi? Bunu deneyin… Yandaki resimde tüm iyi niyetiyle, bir huni kullanarak icat ettiği cihazla bebeğiyle konuşarak iletişim kurmaya çalışan bir anne adayı görüyorsunuz:)). Bu anne adayı bebeğinin bu iletişim türüne “hızlı hızlı kıpırdanarak cevap verdiğini, yani bu durumun onun hoşuna gittiğini” iddia etmektedir. Aynı anne adayı evde rock müziği dinlediğinde de bebeğinin aynı tepkiyi verdiğini gözlemlemiştir. Biz ise aslında bu bebeğin her iki durumda da kaçmak için kıpırdandığına eminiz:).

 

Çıkışı olmayan bir odada komşunuzun yaptığı eziyeti algılayabiliyor musunuz?

Bebeğinizle bu haftalardan itibaren iletişim kurmanız önemlidir. Onunla iletişim kurmanın en etkili yolu ellerinizi karnınıza koyarak ona hitaben konuşmaktır. Erkeklerin sesleri nispeten kalın olduğundan, bebeklerin yeni gelişmekte olan işitme sistemleri baba adaylarının seslerini çok iyi algılayamayabilir. Baba adayının yine ellerini eşinin karnına koyarak inceltilmiş (tiz) bir sesle konuşması bebekle iletişimde daha etkili bir yol olabilir. Bizler zaten çocuklarla konuşurken hep refleks bir şekilde sesimizi inceltiveririz. İşte bu refleksimizin temelinde yine aynı gerçek, yani bebek ve çocukların ince sesleri daha iyi duyduğu ve bu tür sesleri daha çok sevdiği gerçeği yatar. Çocuklara yönelik müziklerde de aynı prensip işler. Bebeğinize müzik dinletmek isterseniz müzik sesini kendinizin dinleyeceği kadar açın ve yumuşak melodiler tercih edin.

“Beyin geliştirici müzikler” için bolca para vermek yerine kendinize müzik arşivinizde bulunan uygun melodilerden birkaç albüm oluşturun. İlk icat edilen müzik aletleri vurmalı çalgılardır ve atalarımız ayinlerde kendilerini rahatlatmak için bu çalgıları ritmler oluşturarak kullanmışlardır ve halen çoğu durumda bu aletler bu amaçla kullanılmaktadırlar.

Bu seslerin rahatlatıcı özelliği nereden gelmektedir? İnsanların ilk duydukları ve kendilerine en güven veren sesler ritmik seslerdir (rahim içindeyken duyulan anne kalp atışları, ritmik bağırsak hareketleri).

ÖNERİ

Erkekler bir araya geldiklerinde askerlik dönemlerinden, kadınlar biraraya geldiklerinde ise gebelik dönemleri ve doğumlarından bahsetmekten çok zevk alırlar. Erkekler çoğu durumda zorlu bir askerlik dönemi geçirmelerine rağmen bu dönem onlar için güzel anılar bırakmıştır ve şanslı çoğunluk o dönemlerini yüzlerinde gülümsemeyle anar. Kadınların bazıları ise iyi bir gebelik dönemi geçirmiş olmalarına ve sorunsuz bir şekilde doğum yapmış olmalarına rağmen, ilginç bir şekilde, ortamda bir anne adayı varsa korkutucu şeyler söyleyebilirler: “ben böyle yaptım, sen yapma…”, “bana şu tahlil yapılmıştı, şu ilaç verilmişti, ya sana?…”, “ben normal doğum yaptım ama sen sakın yapma…”, “şu hastanede sakın doğum yapma…” şeklinde başlayan cümlelerin arkasından gelecek sözler anne adaylarının pek hoşuna gitmez. Sizde olumsuz duygular uyandıran kişilerle konuşmaktan kaçının ve konuyu doktorunuza danışın. Niyetleri iyi de olsa (!?) konuyu değiştirin. Her gebelik kendine özgüdür ve bugüne kadar yaşanmış tüm gebeliklerin senaryosu farklıdır.

Doktor kontrollerinize düzenli olarak gidiyormusunuz?

Doktorunuz size bu haftalarda “şeker yükleme” ya da “şeker tarama testi” şeklinde bir test yapılmasını önerebilir. Hiçbir belirti vermeden de gelişebilen gestasyonel diyabet (gebelikte görülen şeker hastalığı, “gebelik şekeri”) 24-28. gebelik haftaları arasında yapılan iki farklı testle araştırılır. Diyabet açısından daha yüksek risk altında olanlara 100 gram glikoz yüklemesi ile OGTT adı verilen tanı koydurucu test, riski düşük olan anne adaylarına ise 50 gram glikoz ile PPG adı verilen tarama testi uygulanır. OGTT’de birer saat aralıklarla toplam dört kez kan şekeri ölçümü yapılırken PPG’de yalnızca 1. saat tokluk kan şekeri ölçülür.

PPG bir şeker hastalığı tarama testidir ve bu testte kan şekeri değeri yüksek çıkanlarda diyabet şüphesi doğduğundan esas tanı koydurucu OGTT testi uygulanır. PPG yapılması için tok veya aç olmanız önemli değildir. Şekerli suyu içtikten kanın alınacağı bir saat sonraya kadar hiçbir şey yiyip içmemelisiniz.

Gebelik dönemi idrar yolu enfeksiyonu gelişimine zemin hazırlar. Bunun en önemli nedeni idrar yollarındaki düz kasların tüm düz kaslarda olduğu gibi gevşeme eğiliminde olmasıdır. Bu gevşemeye bağlı olarak akım az da olsa yavaşlar. Bununla beraber anne adayının az sıvı alması da bu tür enfeksiyonların gelişmesini kolaylaştırır.

İdrar yolu enfeksiyonları genellikle idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma şeklinde belirti verirler. Gebelik döneminde ise hiç bir belirti vermeyen “sinsi” idrar yolu enfeksiyonlarına sık rastlanır. Bu tür gizli enfeksiyonlar genellikle idrar kültürü incelemesiyle ortaya çıkarılırlar. Doktorunuz sizden böyle bir inceleme istemiş ve gelen sonuca göre antibiyotik kullanmanızı önermişse bunu kabul etmelisiniz. Gizli idrar yolu enfeksiyonları erken doğum riskinin artmasına katkıda bulunabilirler. Dahası tedavi edilmeyen gizli idrar yolu enfeksiyonları böbreklerde dahi enfeksiyon oluşmasına neden olarak daha ciddi sorunları beraberinde getirebilirler.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

“7 aylık doğan çocuk yaşar, 8 aylık doğan yaşamaz!”

“5. aydan sonra ortaya çıkan mide ekşimeleri (bazıları bulantı da derler) bebeğin saçlandığının işaretidir!”

“Hamile kadın hayvanlara bakmamalıdır, bebeği o hayvana benzeyebilir!”

“Hamile kadın saç kestirmez, kestirirse bebeğinin ömrü kısalır!”

Yukarıdaki önermelerden hangileri doğrudur?  Cevap: hiçbiri

Zihnimiz bu önerilerin yanlış olduğunu “bastıra bastıra söylese de” gönlümüzün bir köşesi bunlara inanmakta direnir. Hurafe veya boş inanç dediğimiz etrafımızı saran bu tehlikeli bilgiler özellikle gebelik döneminde bizleri derinden etkilemeye devam eder.

Bilim insanları hurafeleri ele alırken hemen bir köşeye atmıyor. Öncelikle bu hurafenin nasıl çıkmış olabileceğini düşünüyor, sonra da hurafede gerçeklik payı olup olmadığını değerlendiriyorlar. Elbette bugünün “hurafesi” yarının bilimsel verisi de olabilir, “dünyanın yuvarlak olduğu” geçmiş zamanlar için bir hurafeydi ve bu düşünceye o zamanın insanları gülüyorlardı. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar erken gebelik döneminde aşırı bulantıları olan anne adaylarının daha çok kız bebek doğurduklarını net olarak ortaya koymuş ve bir “hurafeyi” alıp “gerçeklik” mertebesine ulaştırmıştır. Bazı hurafelerde gerçeklik payı olabilir.

Şimdi de yukarıdaki ilk öneriye bakalım: sizce bundan 1000 yıl sonra bile olsa daha erken haftada doğmuş bir bebeğin yaşama ihtimali daha ileri haftada doğmuş bir bebeğe göre daha fazla olabilecek mi?

Hurafelerin önemli bir kısmı gülünç ve boş inançlar olarak kalmaya mahkumdurlar.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğinizin kemik ve kas dokusu hızla gelişmeye devam ediyor. Bu da hareketlerin giderek güçleneceği anlamına gelir. Yiyeceklerle aldığınız kalsiyum özellikle bu gebelik haftalarından itibaren çok önemlidir. Bebeğiniz asla kalsiyumsuz kalmaz, ancak sizin kemiklerinizdeki depo yeterince kalsiyum almazsanız giderek azalabilir.

Düşünüyorum, öyleyse varım! 24.hafta gebelik seyri açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Amerika, bu haftadan itibaren kanunen bebeği kendi hak ve özgürlüklerine sahip ayrı bir birey olarak görür . Türkiye’de ise aynı durum 26. haftadan itibaren sözk onusudur.

Neden 24. hafta? Bilimsel veriler bebeğin bu haftadan itibaren algılarının önemli bir kısmının geliştiğini ve bebeğin uyaranlara refleks değil, bilinçli cevap verdiğini  göstermektedir. Yani bebek artık öğrenmeye, bilgileri hafızasında depolamaya ve “düşünerek mantıklı tepkiler vermeye” başlamıştır.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 32 cm. ve ağırlığı yaklaşık 640 gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Yan taraftaki resimde bebeğin beyin dokusunun gelişimini görüyorsunuz. 10. haftadan 20. haftaya gelindiğinde kitlesel olarak ne kadar büyüdüğü bariz olarak görülüyor. Esas değişiklik ise 20. haftadan 40. haftaya giden süreçteki kitlesel büyüme yanında, görünümündeki değişiklik. 20. haftadayken hiç kıvrımları olmayan beyin dokusu doğuma yakın zamanda yüzlerce kıvrım yaparak trilyonlarca hücreyi ve bunların uzantılarını barındırır hale geliyor.

Beyin hücrelerimiz birbirleriyle nörotransmitter adı verilen kimyasal maddelerle iletişimde bulunurlar. Bu maddeler bir sinir ucundan diğer sinir ucuna geçerek bir sinir hücresinin mesajını diğerine iletirler. Sinir hücreleri aynı anda çok sayıda sinir hücresiyle sinaps adı verilen yapılarla temas halindedir ve diğer sinir hücreleriyle bu temas sayesinde bizim hem otomatik işlevlerimiz (kalbimizin atması, organlarımızın çalışması gibi), hem de bilişsel işlevlerimiz (hatırlama, öğrenme, düşünme, duygulanım gibi) sağlanmış olur. Öğrenme dediğimiz süreç aslında sinir hücreleri arasında yeni bağlantıların geliştirilmesinden başka birşey değildir.

Doğduğumuzda sabit sayıda sinir hücresiyle doğarız ve bu sinir hücreleri ömürlerini tamamlayıp öldüklerinde yenileri oluşmaz. Büyüdükçe “akıllanmak” var olan hücrelerin sayıca artmasıyla değil kitlece artmasıyla ve aralarındaki bağlantıların daha koordine hale gelmesiyle gerçekleşir.

Yeni doğduğumuzda yeni alınmış bir bilgisayar gibiyizdir. Hayati programlar hariç, hiç bir program yüklenmemiştir ve bu nedenle doğduğumuzda işlevlerimiz sınırlıdır. Bazı bilgisayarlar ise fabrikada yüklenmiş ekstradan yararlı programlarla gelirler ve daha kullanışlıdırlar. Yani bazı şeyleri fabrikada öğrenmiş olarak gelirler. Bilgisayarımıza yükleyeceğimiz programlar bizim kişiliğimizi ve amaçlarımızı yansıtır. Çocuklarımıza öğreteceklerimiz gibi… Zararlı programlar yüklediğimizde bilgisayarlarımızı formatlayabiliriz, ama ya çocuklarımızın yaşantıları?

Konumuz rahim içi olduğuna göre öncelikle şunu bilmeliyiz: Öğrenmenin, duyguların ve diğer birçok bilişsel faaliyetin rahim içinde başladığına inanıyoruz. Nereden biliyoruz? Bebek annesinin sesine, babasının sesine tepki verir, demek ki onların seslerini öğrenmiştir ve seslerini duyunca mutlu olmaktadır.

Bebeğimiz henüz rahim içindeyken öğrenmeye başladığına göre bu, hisler de geliştirmeye başlamış anlamına gelmektedir. Doğmuş bebeğimizi iyi hissettirmek için neler yapıyorsak (ona sevgi göstermek, şefkatli olmak) aynısını doğmamış bebeğimize yapmaya hemen şimdiden başlamalıyız.

Annenin kendini iyi hissetmesi beyninde biyokimyasal bazı tepkimelere neden olur ve bu tepkimeler sonucunda onun kanına bazı maddeler geçer. Muhtemelen bu aynı maddeler plasenta yoluyla bebeğe geçtiğinde onda da benzer duygudurumları oluşturmaktadır. Bunun tersi de geçerli olabildiğinden anne adaylarının kendilerini iyi hissetmeleri, stresten uzak durmaları, kendi hoşlarına gidecek şeyleri yaptıklarında bunun biyokimyasal yolla bebekte de aynı durumu yaratacağını bilmeleri önemlidir.
Yine unutulmamalıdır ki zaman zaman yaşanan olumsuz duygular bebekte olumsuzluk yaratsa dahi sürekli olmadıkları sürece iz bırakmazlar. Beyin olumsuz duyguları unutma eğilimindedir.

Son söz: bebeğimizin zekasını rahim içindeyken geliştirebilir miyiz? “Zeka”, tanımı tam olarak yapılamamış bir olgu olmasına karşın anne adayının sağlıklı bedeninde bebeğin genetik zemini üzerine inşa edilen eğitim olarak tarif edilebilir. O halde cevap nedir? Çok kısıtlı olarak evet. Nasıl? Bunun için özel birşeyler yapmaya gerek yok: beden sağlığımızı korumak, kendi genlerimize güvenmek, kendimizi iyi hissetmek için birşeyler yapmak (böylece bebeğin de iyi hissetmesini sağlamak) yeterli olacaktır. “Beyin geliştirici müzik” denenebilir, ancak biz daha çok anne adayının kendini iyi hissedeceği “müziği” (müzik dışında da birçok şey kişiye kendini iyi hissettirebilir) dinlemesini öneriyoruz. Bebeğin beyin hücreleri arasındaki koordinasyon henüz rahim içindeyken iyi kurulduğunda bunun onun ruhsal gelişimine katkıda bulunacağı görüşünü taşımaktayız.

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminiz şu anda yaklaşık olarak bir futbol topu büyüklüğünde. Büyüme hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu büyüme sürecinde rahiminiz belinizde bulunan sinirlere hafifçe baskı yaptığında bile bel ve bacaklarınızda zonklama tarzında ağrılar hissedebilirsiniz.Dinlenin, sık sık pozisyon değiştirin, ağrı oluştuğunda ılık bir duş alın ya da ağrıyan bölgeye buz tatbik edin. Ağrılarınız çok şiddetli olduğunda doktorunuzun önereceği ağrı kesicileri kullanabilirsiniz.

Resimde gördüğünüz şekilde, belinizdeki kavisleşmenin ortaya çıkmasına tam olarak izin verin. Bunu karnınızı çıkabildiği kadar dışarıya çıkararak sağlayabilirsiniz (karnınızı gizlemeye çalışmayın).

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Gebelik muayenelerenizde yapılan ultrasonografide bebeğinizin ölçüleri (uyluk kemiği (FL), baş çevresi (HC), şakaklar arası mesafe (BPD) ve karın çevresi (AC) gerçekte (yani SAT’ınıza göre hesaplanan) haftanızla uyumlu olmayabilir ve çoğu durumda böyledir. Ultrasonografi cihazı doktorunuzun aldığı ölçümü kendi içinde yüklü olan ortalama değerlere göre gebelik haftasına çevirir ve çıkan değer sizin gerçek gebelik haftanızla +/- 10 güne kadar farklılık gösterebilir. Özellikle son haftalarda bebeğiniz ortalama değerlerden farklı çıkabilir. Değerler çok daha farklı çıktığında (genellikle ölçümler iki haftadan daha ufak veya büyük çıktığında) normaldışı bir durum (iri bebek veya gelişme geriliği) gündeme gelebilir.

Bebeğinizin ultrasonda alınan ölçüleri gerçek gebelik haftanızdan bir hafta daha ufak çıktığında bu sizin bir hafta daha mı geç doğum yapacağınız anlamına gelir?
Veya size bebeğiniz “bir hafta büyük” ve hatta “iki hafta büyük” deniyorsa bu da sizin daha mı erken doğum yapacağınız anlamına gelir?
Hayır.

Gebeliğinizin ilk 10 haftasında yapılan ultrasonografi ile SAT’ınızın (son adet tarihinizin) doğruluğu teyid edilmişse (çoğu durumda bu yapılmıştır), bebeğinizin bu haftalardan itibaren çıkan ölçümleri muhtemel doğum tarihi aralığınızı etkilemez. Yani bebeğiniz 9 ay 10 günlük süreci daha yavaş veya daha hızlı tamamlamaz.
Miyadında doğan tümüyle sağlıklı bebeklerin bazıları 2500-2900, bazıları ise 3500-4000 gram aralığında doğarlar. İşte bu gidişat bu haftalardan itibaren bebeğin ultrasonografi ölçümlerinde kendini belli etmeye başlar.

Anne ve baba adayları ve genel olarak toplumumuz bebeğin doğum kilosu ile sağlık durumu arasında bir bağlantı kurma eğilimindedir. Bu tam olarak doğru bir bağlantı değildir. Zamanında doğmuş 2500 gram bir bebek örneğin yine aynı gebelik haftasında 3500 gram doğmuş bir bebekle karşılaştırıldığında kilo farklılığı dışında bir özelliği yoksa, tümüyle sağlıklıdır.

Sağlığı belirleyen temel kriter doğum kilosu değildir. Hatta 2500 gramdan daha düşük kilolu, 4000 gramdan daha yüksek kilolu doğan bebeklerin bile çok önemli bir kısmı sağlıklıdırlar.

Bebeğin doğum kilosunu etkileyen özellikler önem sırasına göre, genetik özellikler (anne ve babanın doğum kilosu), anne adayının gebelik döneminde beslenmesi ve gebelik döneminde ortaya çıkan özel durumlardır (gebelik döneminde ortaya çıkan şeker hastalığı bebeğin iri olmasına, preeklampsi adı verilen durum ise düşük kilolu doğmasına neden olabilir).

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Üç boyutlu ultrason hakkında bilginiz var mı? Henüz çok yaygın olmayan bu teknoloji bebeğinizin daha gerçekçi ve sizin de kolaylıkla anlayabileceğiniz bir şekilde görülmesine olanak sağlamaktadır. Çalışma prensibi basittir: bebeğinizin çeşitli açılardan hızlı bir şekilde alınan ultrasonografi kesitleri ekrana hacimli bir görüntü olarak yansır. İlk geliştirilen cihazlarda kesit alma zamanı uzun olduğundan görüntüler gerçekten uzak olabilmekte veya gerçeğe yakın görüntüler alabilmek için çok uzun zaman geçmesi gerekebilmekteydi ve görüntüler hareketsiz, sabit resimlerdi.

Bir görüntüyü hareketliymiş gibi görebilmemiz için gözümüzün önünden saniyede 12’den fazla görüntü geçmesi gerekir. Günümüzde saniyede 16 ve hatta daha fazla görüntü alabilen cihazların geliştirilmesiyle bebeğinizin hareketleri de ekranda eş zamanlı gözlenebilmektedir. Bu cihazlar gerçek eş zamanlı 3 boyutlu ultrasonografi (yani 4 boyutlu ultrasonografi, burada dördüncü boyut zamandır) olarak adlandırılmaktadır.

Şu an için 4 boyutlu ultrasonografi bizlere görsel olarak “mucizeler” sunmakta olsa da bebeğe ait detaylar yine de geleneksel (2 boyutlu) ultrasonografiyle incelenmeye devam edilmektedir. Yani bu yeni teknoloji sadece tamamlayıcıdır.

Dört boyutlu ultrasonografi bebeğinizin sağlığının değerlendirilmesi için mutlaka yapılması gerekli bir inceleme değildir. Her anne adayında yukarıdaki kadar net görüntüler elde edilememektedir. Görüntü kalitesini etkileyen en temel faktör bebeğinizin duruş pozisyonu ve ultrasonografinin yapıldığı gebelik haftasıdır (ideal haftalar 26-32 arasıdır, daha ileri haftalarda net görüntü almak zorlaşmaktadır).

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 33 cm. ve ağırlığı yaklaşık 800 gram!

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Ultrasonografi bebeğinizin kilosunu +/- %12.5’lik hata payıyla oldukça başarılı bir şekilde değerlendirebilmektedir. Ancak siz elbette bebeğinizin boyunu da merak ediyorsunuz. Halbuki ultrasonografi cihazları boy ölçümü yapamazlar ve bebeğin kemik ölçümü (uyluk kemiği=FL) normal olduğu sürece boyu da normaldir. Şimdi size büyük ihtimalle (yabancı siteler de dahil) başka hiç bir sitede bulamayacağınız bir formül vereceğiz: Size verilen ve üzerinde ultrasonografi ölçümlerinin olduğu kağıtta yazan FL (uyluk kemiği) değerini 7 rakamı ile çarpın ve bebeğinizin şu andaki boyunu +/- %5 hata payıyla hesaplayın. Bu formül 24. haftadan itibaren geçerlidir.

Örnek:
FL: 51 mm. 51mmX7= 357mm= 36 santimetre

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminizde bu haftalardan itibaren zaman zaman ortaya çıkan ani kasılma ve gevşemeler hissederseniz korkmayın. Bunlar Braxton-Hicks kasılmaları adı verilen ağrısız, adet krampları gibi ve düzensiz aralıklarla gelen kasılmalardır. Rahiminiz gerçek doğum sancıları için antrenman yapmaktadır. Çoğu anne adayında bu tür kasılmalar 30. haftadan sonra belirginleşmeye başlasa da bazı anne adaylarında bu haftalarda “antrenman kasılmaları” başlayabilir.

Braxton-Hicks tarzı kasılmalar hiçbir zaman günlük yaşantınızı etkileyecek kadar sık olmamalıdır. Eğer böyle oluyorsa bir erken doğum eylemi işaretçisi olabilirler.

Her anne adayı gibi siz de erken doğum belirtilerine duyarlı olmalı ve gerekli durumlarda doktorunuza haber vermelisiniz:
Erken doğum tehdididinin en önemli belirtisi rahimde düzenli aralıklarla ortaya çıkan kasılmalardır. Bu kasılmalar ender durumlarda ağrısız da olabilirler.

Kasılmalarınızın olup olmadığını anlamak için avcunuzun içini karnınıza hafifçe dokundurun. Avucunuzun altında rahiminizin “toplanıyor” hissi yaratması kasılma belirtisidir. Bu esnada ağrı duyulması şart değildir.

Bu kasılmaların sıklığını ve süresini ölçün. Saatte dört kez ya da daha sık ortaya çıkan kasılmalarda mutlaka doktorunuza haber verin. Erken doğum tehdidinin diğer önemli belirtileri arasında pelviste dolgunluk hissi, adet sancısına benzer kramp tarzı ağrılar, pozisyon değiştirmekle geçmeyen bel ağrıları, vajinal akıntının artması ya da niteliklerinin değişmesi (daha sümüksü, daha sulu ya da kanlı akıntı ortaya çıkması), ishalle beraber olan ya da tek başına ortaya çıkan bağırsak krampları yeralır. Bu durumda yine kasılmalarınızı elle kontrol edin. Bu ek belirtiler kasılma olmadan tek başlarına erken doğum tehdidi açısından bir anlam taşımazlar. Ancak bu belirtilerden biri varsa ve kasılmalarınızın olup olmadığından emin değilseniz yine doktorunuza başvurmalısınız.

 

Mekanik Ağrılar

Gebelik dönemi, bel ve kasık bölgesinde (bazen de apışarası olarak anılan bölgede) ağrıların sık olduğu bir dönemdir. Mekanik ağrı adını verdiğimiz ve genellikle bel ve kasık bölgesindeki bağların gerilmesinden ve sitenin diğer bölümlerinde de ele alındığı gibi belin yanlış kullanılmasından kaynaklanan ağrılar sıklıkla ayaktayken ortaya çıkarlar ve istirahat edildiğinde hafifler veya kaybolurlar. Bazen uzun süre aynı pozisyonda kalmak da bu ağrıların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Mekanik ağrılar erken doğum belirtisi olarak kabul edilmezler.

Bel ağrısıyla beraber bacaklardan bir veya ikisinde uyuşma veya elektriklenme hissi, güçsüzlük gibi belirtiler olduğunda ise siyatik sinir adı verilen bacak sinirine bası söz konusu olabileceğinden (bazı durumlarda bu bir bel fıtığına işaret edebilir) ortopedi veya fizik tedavi uzmanı muayenesinden geçmek faydalı olabilir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Bebeklerin yaklaşık %1’i boyunlarına bir kez dolanmış kordonla sağlıklı bir şekilde doğarlar. Daha az bir sıklıkla bazı bebeklerin boyunlarında iki, hatta üç kez dolanmış bir kordon bulunabilir. Bazı durumlarda ise bizler kordonda düğümler olduğuna bile tanık oluruz. Bu bahsettiğimiz bebeklerin çoğu sağlıklı bir şekilde doğum eylemlerini tamamlarlar. Sanılanın aksine boyundaki kordon bebeğin boynunu sıkmaz.

 

Peki bu durum nasıl gerçekleşir?

Gebeliğin ilk trimesterinde bebekler henüz amniyos sıvısı içinde “hoplamak zıplamak” için bol bol yerleri varken, bazıları bu “hoplama zıplamalarda” kendi kordonlarının içinden geçmekte ve kendi kordonlarında düğüm oluşturmaktadırlar. Yine benzer bir şekilde bebekler bu hareketleri yaparken kordon boyunlarına dolanı vermektedir.

 

“Kordon dolanması” nedir?

Anne adaylarının en büyük korkularından biri kordon dolanmasıdır. Gerçekte ise kordonun bebeğin boynuna dolanmış olması bebeğe çoğu durumda zarar vermez, zira kordon Wharton jeli adı verilen sağlam bir kılıfla içinden geçen damarları koruma altına almıştır.

Anne adaylarının “kordon dolanması” olarak tabir ettikleri olay gerçekte kordon sıkışmasıdır. Göbek kordonu herhangi bir nedenle basıya uğrar ve Wharton jeli de kordondan bebeğe giden kan akımını muhafaza etmede başarısız kalırsa bebeğe giden kan miktarı azalır ve bebekte sıkıntı doğurur. Bu tür kordon sıkışmalarına genellikle bebeğin amniyos sıvısının ileri derecede azalmış olduğu durumlarda rastlanmaktadır. Amniyos sıvısı az olduğunda göbek kordonu amniyos sıvısı içinde serbestçe yüzemediğinden rahim duvarları tarafından basıya uğrayabilmekte ve bu bası özellikle normal doğum eylemi esnasında ortaya çıkan rahim kasılmalarıyla tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir.

Ultrasonografi muayenelerinde bu nedenle doktorunuz bebeğinizin amniyos sıvısı miktarının yeterliliğine çok önem vermektedir. Günümüzde normal doğum eylemi esnasında bebeklerin kalp atışları çoğu durumda mükemmel bir şekilde takip edilmekte ve kordon basısı bulguları (bu durumlarda bebeğin kalp atışları yavaşlar) erken dönemde ve kolaylıkla saptanarak bebeğin sağlıklı doğması için gerekli önlemler alınmaktadır.

Sonuç: “kordon dolanmasından” yani kordon sıkışmasından çok fazla korkmanıza gerek yok. Doktor denetiminde olan gebelik takiplerinde ve doğumlarda bu nedene bağlı olumsuz durumlar son derece azalmıştır.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu hafta bebeğinizin akciğerlerinde bir yandan damar yapıları öte yandan hava kesecikleri hızlı bir şekilde oluşmaya başladı. Bu hava keseciklerinin içini döşeyen surfaktan adlı madde de üretilmeye başlandı. Surfaktan üretimi akciğerdeki hava keseciklerinin sönmeden şişmiş vaziyette durabilmeleri için çok önemlidir.
Bu hafta bebeğinizin diğer tüm bireylerden ayırtedilmesini sağlayan el ve ayak izleri oluşmaya başlayacak. Yandaki görüntüyü şimdiden kaydedin. Doğum yaptığınızda doğum dosyanızın bir sayfasında böyle bir iz göreceksiniz. Bebeğiniz doğduktan sonra doğumhanede bebeğin size ait olduğunun bir belgesi olarak bu ayak izi alınacak. Bu nedenle bebeğinizin ayak tabanını mürekkep boyalı bulursanız şaşırmayın.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 34 cm. ve ağırlığı yaklaşık 820 (550-1330) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Gebelikte büyüyen rahiminiz vücudun sağ yanında bulunan ana toplardamara (“vena cava”) bası yapar. Bu nedenle özellikle vücudun alt yarısındaki büyük toplardamarlarının kalbe kanı geri götürme hızını yavaşlar. Bunun en önemli sonuçlarından biri ayaklarda ortaya çıkan şişliklerdir (ödem). Çoğu anne adayının bu haftalardan itibaren ayakları şişer ve bu durum özellikle yorgun bir iş gününün sonuna doğru belirginleşir. Bunun nedeni basıya uğrayan ve akımı yavaşlayan toplardamarların içlerindeki fazladan kanın sıvı kısmını damar etrafında bulunan alana sızdırmalarıdır (“sıvı göllenmesi”). Bu açıdan bakıldığında vücudun yerçekimi etkisine en fazla maruz kalan bölgeleri olan ayaklarda şişme olması fizyolojik, yani normal kabul edilen bir tepkidir. Amaç, toplardamarların “rahatlatılmasıdır”.

İstirahat halindeyken sol yanınıza yattığınızda bu toplardamarların rahatlamasına katkıda bulunabilirsiniz. Bu yatış pozisyonu aynı zamanda bebeğinize daha fazla kan gitmesine de katkıda bulunur.

Çalışan anne adayları akşam eve gelip birkaç saat yatma pozisyonunda dinlendiklerinde bu ödemin azaldığını görebilirler. Bazı anne adaylarında ise ayaklardaki ödem onları korkutacak kadar fazla olabilir. Ayaklarınızdaki şişmelerin çok fazla olduğunu düşünüyorsanız veya ellerinizde ve yüzünüzde şişmeler oluyorsa bu durumu doktorunuza iletmelisiniz.

Vücudun alt kısmındaki bu sıvı göllenmesinin bir sonucu da gece uykudan uyandıran idrara çıkmadır. Gece yatış pozisyonuna geçince basıdan kurtulmuş toplardamarların içine geri giren sıvı böbreklere geçerek idrar şeklinde atılmaktadır.

Vücudun alt kısmındaki sıvı göllenmesinin bazı anne adaylarında ortaya çıkardığı diğer iki sorun varis ve hemoroid (basur, mayasır) oluşumudur. Varisler bacaklardaki yüzeyel toplardamarların belirginleşmesi sonucunda, hemoroidler ise kalınbağırsağın son kısmındaki toplardamarların belirginleşmesi sonucunda oluşurlar. İleri seviyeye gelmiş varisler estetik sorunlara ve ağrıya, ilerlemiş hemoroidler ise dışkılama esnasında ağrı ve kanamaya neden olabilir.

Vücudunuzun alt yarısındaki sıvı göllenmesini dengelemenin ve bu sorunların ilaçsız bir şekilde üstesinden gelmenin en önemli yolları aşağıda okuyacağınız ilgili konularda anlatılmıştır. Bu konuları mutlaka gözden geçirin.

Tebrikler! Artık son trimesterdesiniz.

 

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Rahiminiz göğüs kafesinize yakınlaştıkça diyafragma da (karın boşluğu ile göğüs kafesini ayıran kas yapısı) yukarıya doğru yer değiştireceğinden, özellikle derin nefes alma esnasında zorluk çekebilirsiniz. Bu, akciğerlerinizin tam olarak şişememesinden kaynaklanan bir durumdur. Başınızın altına bir yastık daha koyarak uyumayı deneyin. Merak etmeyin, gebelik hormonlarınız sizin dakikalık nefes alma sayınızı artırdığından bebeğinize yeterince oksijen veriyorsunuz.

Rahiminiz büyüdükçe göbek deliğinizin dışarı doğru kabardığını gözlemleyebilirsiniz. Bu durum göbek deliğiniz etrafında bulunan kas kılıfının nispeten zayıf olmasından kaynaklanan ve çoğu durumda gebelikten sonra ortadan kalkan geçici bir durumdur. Sizin göbek deliğinizle bebeğinizin göbek bağı arasında hiçbir ilişki olmadığından bu durum bebeğinize zarar vermez.

Bu arada göbeğinizin tam ortasında yukarıdan aşağı doğru uzanan çizgi de belirginleşmeye başlayabilir. Bu çizgi genellikle aşağı doğru kalınlaşarak devam eder. Bu çizginin oluşumunu engellemek mümkün olmamakla beraber doğumdan aylar sonra kaybolacağını bilmek belki sizi rahatlatabilir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Kendi gebeliğinizde size doktorunuz tarafından önerilenleri başka bir doktor (veya sağlık kuruluşu) tarafından takipedilen diğer anne adayı arkadaşlarınızla karşılaştırdığınızda veya büyüklerinizin söylediklerini duyduğunuzda şaşırmamak elde değil.

Bir doktor “ilacı yemekten önce al” diyor, diğeri aynı ilacı “yemekten 2 saat sonra al” diyor, bir doktor “vitamine gerek yok” derken, diğeri vitamin önerisinde bulunuyor.

Flor takviyesi, kalsiyum takviyesi, balık yağı (tabletleri), çinko, demir+vitamin vs.

Siz eksik ilaç mı alıyorsunuz?
Veya gereksiz yere diğerlerinden daha mı fazla ilaç kullanıyorsunuz?

Bir doktor “ikili test” derken diğeri “üçlü test” diyor, biri “şeker tarama testine gerek yok” derken diğeri “mutlaka yapılmalı” diyor. Bir doktor mutlaka “detaylı ultrason” derken diğeri “gereksiz” diyor, bir doktor tetanoz aşısı yaptırıyor, diğeri önermiyor. Bir doktor ayda bir çağırıyor, diğeri iki haftada bir görmek istiyor. Bir doktor “kahve kesinlikle içilmeyecek” derken diğeri az miktarda çay ve kahveye izin veriyor. Bir doktor aldığınız kilolara çok büyük tepki gösterirken diğeri belki kilonuzu ölçmüyor bile.
Bir doktor “sizin durumunuzda sezaryan daha iyi” derken diğeri normal doğumu öneriyor, biri epidurali savunurken diğeri hiç önermiyor.

Yukarıdakilerin hangisi doğru?
Cevap: hepsi

Aslında daha doğrusu şu:
Yukarıdakilerden hangisi yanlış?
Cevap: hiçbiri

Tıpta kesin doğru olan çok az şey vardır ve hatta malesef bugün kesin denen şeyler yarın değişebilmektedir. Size önerilenleri başkalarıyla karşılaştırırken aşağıdaki noktaları mutlaka dikkate alın: Her gebelik kendine özgüdür ve farklı yaklaşım gerektirir. Her doktorun yetiştiği ekol (öğreti) farklıdır, ancak her ekolün aldığı sonuç aynıdır. Bilimde farklı öğretilerin olmadığı alanlar yalnızca matematik ve fizik gibi formüllere dayalı ve yorumlara açık olmayan bilim dallarıdır. Çoğu bilim dalında yorum farklılıkları ve bakış açıları sonucunda farklı ekoller gelişmiştir. Tıp bir pozitif bilim dalı olmasına karşın aynı sonuca çok farklı yollardan ulaşmak mümkündür.
Basında “sansayonlara” yol açan yeni tıbbi görüşler çoğunlukla yanlıştır.

Tıbbi yaklaşımlar her geçen yıl farklılaşmaktadır. Annenizin sizi doğurduğu dönemdeki bilgiler eskimiştir. Tıpta tartışmalı olan şeyler genelde çok basit şeylerdir. “Vitamin+demir mi yoksa yalnızca demir mi gerekli?” sorusu çok basit bir sorudur ve açıkçası her ikisi de uygundur.

bazı konular vardır ki tartışma götürmez: Bebek karnınızda yan duruyorsa veya plasenta doğum kanalını tıkamışsa bu bebeği normal doğumla doğurtacak bir tane bile doktor bulamazsınız. Ancak bebek ters duruyorsa (makat gelişi) ve ilk gebeliğinizse normal doğumu yaptırabilecek çok sayıda doktor bulabileceğiniz gibi daha fazla sayıda direkt sezaryan öneren doktor bulabilirsiniz.

 

Ne yapmalısınız?

İç güdülerinizi kullanmalı, gerekli bilgileri edinmeli, doktorunuza bol bol soru sormalı ve ona güvenmelisiniz. Eğer doktorunuzun size önerdiği şeyi her zaman başka bir doktora onaylatıyorsanız veya doktora güvenmek yerine tıpla ilgisi olmayan kişilere inanıyorsanız bu sizin aşırı irdeleyici olduğunuzu göstermesi yanında doktorunuzla aranızdaki ilişkinin kopuk olduğunun net bir göstergesidir. Bu durum sizin mutsuz bir gebelik dönemi geçirmenize ve asabiyet belirtileri göstermenize önemli katkılarda bulunur.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu hafta içinde de bebeğinizin beyin dokusu hızlı gelişimini sürdürüyor ve akciğerler de gelişimlerine devam ediyorlar. Bebeğiniz bu haftadan itibaren gözlerini açıp kapama hareketleri yapmaya başlayacak.

Bebeğiniz bu haftanın sonunda yaklaşık 950 gram olacak. Ancak sizin ve eşinizin yapısal özelliklerine göre bu 650 gram kadar düşük olabileceği gibi, 1500 gram kadar yüksek olabilir. Eğer bebeğinizin ölçüleri bu haftada “biraz düşük” gibi görünüyorsa hemen endişelenmeyin. Bu konuda doktorunuzun size önerdiklerine (sol yana yatarak bol bol istirahat etme, belli gıdaları daha fazla tüketme gibi) mutlaka uyun.

Belli bir süre sonunda yapılan ölçümlerde büyük ihtimalle bebeğiniz sizin arzu ettiğiniz kiloya ulaşacaktır. Yine de tüm bebeklerin aynı kiloda doğmadıklarını, sağlıklı doğan bebeklerin doğum kilolarının 2500-4000 gram gibi geniş bir yelpazede yer alabildiğini unutmayın. 27 haftalık gebelik İri bebek, ya da düşük kilolu bebek tanısı genelllikle seri ölçümlerle konur.Bu seri ölçümlerde bebeğin belli bir zaman dilimi içerisinde ne kadar kilo aldığı belirlenir. Yandaki ultrason resminde bebeğin karın çevresi kesitini görüyorsunuz. Hemen kalbin altından yapılan ve karaciğerin büyük kısmını içine alan bu kesit, bebeğin tahmini kilosunun belirlenmesinde çok önemlidir.

Doğmamış bebekler gülerler mi?,ağlarlar mı?, gözlerini sık sık açarlarmı?

Dört boyutlu ultrasonografi teknolojisi bizlere bebeklerin rahim içi dünyasına ait çok kıymetli bilgiler vermeye devam etmektedir. Üstte birinci resimde ağlayan, ikinci ve üçüncü resimde gülen, dördüncü resimde ise gözlerini açan bebekleri görüyorsunuz. Ağlamanın bir rahatsızlıktan kaynaklanmadığına eminiz zira “ağlama” mimiği bizim bildiğimiz anlamda bir şey değil, sizlerin de yakında tanık olacağınız gibi bebeklerin en iyi bildiği şeydir. Gülme ise bebeğin mutluluğuna mı işaret ediyor bilinmez ama bebekler doğduktan sonra gülme mimiklerini 6. haftadan önce pek göstermezler. Yani buradaki ultrasonografi resimlerinde gördüğümüz gülme tesadüfi bir görüntü olabilir (yine de bilemeyiz…). Göz açıp kapama ise rahim içinde ender olarak yapılan bir harekettir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 35 cm. ve ağırlığı yaklaşık 950 (650-1500) gram!”

HAFTANIN ÖNERİSİ

Üçüncü trimesterin sizin açınızdan en önemli özelliği vücudunuzda bundan böyle doğuma ve emzirmeye hazırlık yönünde değişiklikler olacağıdır. Rahiminizin büyümesi ve çatı kemiklerinizin doğum kanalınızı oluşturmaya yönelik olarak birbirinden ayrılmaya başlaması size özel bir yürüyüş tarzı ortaya çıkarabilir. Belinizi korumaya yönelik önerileri bu haftalarda daha da dikkatli uygulamalısınız.

Bebek ise hızla kilo almaya devam etmekte ve kendi eksiklerini “size hiç sormadan” sizden karşılamaktadır. Bebeğin bu haftalarda en çok ihtiyaç duyduğu maddelerden biri olan kalsiyum, eğer sizin gıdalarla günlük alımınız yeterince karşılanmazsa kemiklerinizdeki depolardan karşılanacaktır. Yine bebeğin ve sizin alyuvarlarınızın yapımında yer alan demir ihtiyacı gıdalarla ve doktorunuzun verdiği takviye ilaçlarla yeterince karşılanmazsa bebeğiniz kendi kan hücrelerini oluşturacak ancak sizi kansız bırakacaktır.

Demir ve kalsiyum yanında üçüncü trimesterin en önemli ihtiyaçlarından biri de bebeğin bu haftalarda hızlanmış olan beyin dokusu yapımında bolca kullanılan Omega-3 yağ asidi adı verilen maddedir. Omega-3 yağ asidi alımının bazı bilimsel çalışmalarda erken doğum ve preeklampsi gibi gebeliğe bağlı sorunların ortaya çıkma olasılığını da azalttığı bulunmuştur. Bu madde soya fasülyesi ve ceviz gibi bitkisel kaynakların yanında balıkta bol miktarda bulunmaktadır. Bu haftalardan itibaren balık eti tüketiminizi artırmanızda fayda vardır.

Balık eti Omega-3 maddesi içermesi yanında kalorisi düşük bir gıdadır ve fosfor, çinko, demir, selenyum ve bakır gibi vücudun sağlıklı çalışması ve bebeğin sağlıklı büyümesi için gerekli maddeleri de içermektedir.

Balık deyince çoğu anne ve baba adayının aklına hemen civa adı verilen zehirli madde gelebilir. Basında zaman zaman anne adaylarının balık tüketmemesi veya az balık tüketmesini öğütleyen yazılar yer alabilmektedir. Bu yazılar kısmen doğrudur: Civa içeriği yüksek olan balıklar genellikle kılıç balığı, köpek balığı, ton balığı (konserve olanı değil, taze olanı) gibi büyük balıklardır ve bizim ülkemizde bulunan balıklardan (aksi resmi olarak ilan edilmediği sürece) haftada bir veya iki porsiyon tüketilmesi civa zehirlenmesi yaratmaz. Konserve ton balığını ekstra bir önlem olarak ayda bir kez tüketmeniz faydalı olabilir.

Deniz ürünleri açısından şanslı olan ülkemiz elbette kabuklu deniz ürünleri açısından da zengindir. Midye, karides gibi bu ürünlerin çiğ olanları hepatit A ve kolera gibi hastalık riskleri taşıyabildiğinden önerilmemekte, iyice kızartılmış şekilde yenmesinde ise bir sakınca bulunmamaktadır.

Internet diliyle bu haftanın özeti:

Bebeğin yüklenmesi %66 tamamlandı ve kalan tahmini süre 13 hafta. Yüklenme hızı ise sabit ve bu hızı artıramazsınız, ancak sürekli sorunlara odaklanarak hızı düşürebilirsiniz. Bebeğiniz kendi kendine yüklenmeye devam ederken ona göz kulak olmaya devam edin, ancak diğer işlerinizi de sürdürün.

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Üçüncü trimesterde ikinci trimesterde olduğunuz kadar rahat olamayabilirsiniz. Bacak krampları, basur, varisler, kaşıntılı cilt çatlakları, bel ağrıları, ayağınızda şişmeler, mide yanması, hazımsızlık bu trimesterde nispeten daha sıktır. Bu belirtilerin hemen tümü çeşitli şekillerde tedavi edilebilir. Doktorunuza danışın. Bu haftalarda eşinizin masaj yapması sizi oldukça rahatlatabilir.

Kış dönemi gripal enfeksiyonlara duyarlılığın arttığı bir dönem olmakla beraber “soğuk algınlığı” her mevsimde ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirici bir madde olan C vitaminini içeren çilek, portakal suyu, kivi ve brokkoli gibi gıdaları (mevsimine göre) bolca tüketmelisiniz. Gebelik döneminde grip aşısı bir zorunluluk olmamakla beraber bu aşıyı olmanızda bir sakınca bulunmamaktadır. Bu aşının içerdiği virüsler geçen senenin en salgın olan virüslerinin zayıflatılmış şekilleridir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Şu sıralarda oldukça gündemde olan “kordon kanı (kök hücre) saklanması” sizin de kafanızı karıştırıyor olabilir. Aslında kordon kanı içinde bulunan kök hücrelerinin saklanması oldukça uzun zamandan beri uygulanmaktadır. Yeni olan, ailelerin kendi istekleriyle, belli bir ücret karşılığında, bebeklerinin kordon kanlarını saklayabilmelerini sağlayan özel kuruluşların ortaya çıkmış olmasıdır.

Bebek doğduktan sonra ondan geriye kalan göbek bağı ve plasentanın içinde bulunan bebeğe ait kan, kök hücre adı verilen hücreler içerir. Bu hücrelere kök hücre adı verilmesinin nedeni bunların vücudun tüm organlarına ait hücrelerin kökenini oluşturmalarıdır. Embriyo döneminde farklılaşarak vücudun organlarını oluşturan bu hücreler biz yetişkinlerde de bulunmakla birlikte embriyonal dönemden henüz yeni çıkmış bebeğinizde bolca bulunurlar.

Kordon kanı bankaları doğumda doktorun bebeğin doğmasından sonra aldıkları kanı karbondiyoksit gazı kullanarak oldukça düşük ısılarda özel odalarda mühürlenmiş torbalar içinde saklarlar. Şu an için (2006) kordon kanı bankaları bu kanları 16 sene boyunca saklayabileceklerini söylemekle birlikte bazı kordon kanı bankaları ömür boyu saklayabileceklerini belirtmektedirler.

Kordon kanı bankaları genellikle ilk saklama için sizden bir ücret talep eder, sonra da çok daha düşük bir ücreti yıllık saklama için alırlar. Kordon kanı bankaları yurtdışında olduğu gibi, ülkemizde de mevcuttur.

Eğer bebeğinizin kordon kanını saklatma konusunda doktorunuza danışırsanız çok farklı cevaplar alabilirsiniz. Bazı doktorlar bunun tamamen gereksiz olduğunu düşünürken, bazıları ilerideki tıbbi gelişmelerin bu hücreleri oldukça kıymetli hale getireceği görüşünü savunabilirler. Bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak konuyu oldukça araştırmış olmama rağmen malesef benim de kesin bir görüşüm oluşamamıştır. Konunun tıbbi boyutu yanında ekonomik yükü de olduğundan aileler bu gerçeğe göre hareket etmeliler ve doktorun görüşünden bağımsız bir şekilde kendileri karar vermelidirler.

 

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bebeğiniz inanılmaz bir hızla büyümeye devam ediyor. Kaşları ve kirpikleri çoktan oluştu, saçı uzamaya devam ediyor. Gözler tümüyle işler durumda. Bebeğiniz yağ depolarını oluşturmaya başladı ve ağırlığının %2-3’ü yağ dokusu depolarından oluşuyor. Rengi nedeniyle kahverengi yağ dokusu adı verilen bu depo doğduktan sonra bebeğinizin vücut ısısını ayarlamada önemli görevler üstlenir.

Akciğerler solunum yapabilme özelliklerini kazandılar ancak bu gebelik haftasında doğan bebeklerde surfaktan adlı maddenin yetersiz olması nedeniyle solunum problemleri oluşabilir.

Ultrasonografi saç gibi ince yapıları gösteremez. Doktorunuz size son yaptığı kontrolde “bebeğinizin ters durduğunu” söylemiş olabilir. Bu gebelik haftasında bebeklerin yaklaşık yarısı “ters” dururlar. Yani “normal” bebek duruş pozisyonu olan baş aşağı durmak yerine rahim içinde “otururlar”. Makat geliş adı verilen durum, bebeğin doğum kanalına makatıyla gireceğini, yani bebeğin ilk doğan kısmının baş değil makat olacağını tarif etmek için kullanılan bir terimdir. Endişelenmeyin, bebeğiniz bu haftalarda yeri bol olduğundan sık sık “karar değiştirir”. Miyadına gelindiğinde makat gelişi olasılığı yanlızca %4’tür (aşağıdaki resimleri inceleyin).

Bazı anne baba adayları ise bebeklerinin ultrasonografide baş aşağı durmasını henüz daha bu haftada “doğum pozisyonu” aldığından bir endişe kaynağı haline getirebilirler. Bu haftalarda duruş pozisyonu belli bir anlam taşımaz, yalnızca bebeğinizin o anki tesadüfi pozisyonunu yansıtır. Bebeğin baş aşağı pozisyonda duruyor olması onun erken doğacağı anlamını taşımaz… Miyadında bir bebek sıklıkla (%96) “kanala” bu şekilde girer Yukarıdaki resimde ise bebek “ters” durmaktadır.

Bu arada: Bebeğinizle konuşun, artık sesinizi (baba adayının da) tanıyor…

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 36 cm. ve ağırlığı 1050 (750-1680) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Yorgunluk, gebelikte ortaya çıkan belirtiler arasında muhtemelen en sık ve hemen tüm anne adaylarında görülenidir. Yorgunluğu aslında belirti değil uyarı olarak algılamak daha doğrudur. Gebeliğin ilk haftalarında ortaya çıkan yorgunluk ve uykuya eğilim ikinci trimesterde ortadan kalkmışken bu haftalardan itibaren kendini yine göstermeye başlar ve sizi bedeninize daha çok özen göstermeniz gerektiği yönünde uyarır.

İşte size yorgunlukla başa çıkma önerileri: İster ev hanımı olun, ister çalışıyor olun fırsat buldukça istirahat etmeye ve “kestirmeye” çalışın.
Kendi kapasitenizi aşan veya yapmak istemediğiniz şeylere “hayır” demeye özen gösterin. “İşkoliklik” gebelik döneminin kalitesiz geçmesine önemli katkılarda bulunur. Daha fazla çalışmanızın size getireceklerini ve sizden götürdüklerini tartın ve bunu yaparken bebeğinizi de hesaba katın.
Düzenli egzersizlere veya en azından günlük yürüyüşlere devam edin.
Beslenmenize özen göstermeyi sürdürün. Aşırı karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler sizin aşırı kilo almanıza neden olabileceği gibi sindirim sisteminizin fazladan çalışmasına neden olarak sizi yorar.
Ruhsal stresten uzak durun. Gebelik dönemi ve bebeklerle ilgili olumsuzluk çağrıştıran yayınlardan, yazılardan ve kişilerden uzak durun.
Uyku saatlerinizi iyi düzenleyin.

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Gebelik haftanız ilerledikçe daha önce hiç yaşamadığınız sorunlarla karşılaşabilirsiniz. El parmaklarınızdaki ödem bu haftalardan itibaren ellerinizi yumruk yapmanızı zorlaştırabilir ve bu arada yüzüklerinizin dar geldiğini farkedebilirsiniz. Yüzükleriniz parmaklarınızdan çıkamaz duruma gelmeden önce onları çıkarın ve kaldırın. Ellerde ve yüzdeki şişmeler çok aşırı oluyorsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bacaklarınızda kasılmalar ve kramplar hissederseniz bu sizin mutlaka kalsiyumu az aldığınız anlamına gelmemektedir. Magnezyum-kalsiyum dengesizliği de aynı sorunlara neden olabilir. Doktorunuza danışarak magnezyum takviyesi alabilirsiniz.

Egzersiz yapıyor musunuz? Daha önceden alışkın değilseniz asla kendinizi yoracak egzersizler yapmayın. Yürüme, yüzme ya da jogging, gebelik için en iyi egzersizlerdir. Yüzme bir sorun olmadığı sürece gebeliğin sonuna kadar devam ettirilebilir. Yüzeceğiniz havuzun temiz olduğundan emin olmalı (burnunuza klor kokusu gelmelidir), denize giriyorsanız girdiğiniz denizin belediye tarafından bakteriyolojik kontrollerinin yapıldığından emin olmalısınız.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Meme dokusu prolaktin adı verilen bir hormon sayesinde süt üretir ve üretilen bu süt, aynı zamanda rahim kasılmalarını da sağlayan oksitosin adı verilen bir hormon sayesinde süt kanallarında ilerler. Prolaktin hormonu salgılandıkça yumurtlama olgusunu da baskılar ve bu nedenle emziren annelerde belli bir süre yumurtlama olmaz. Yumurtlama devre dışı olduğu sürece normal şartlarda adet kanaması da olmaz. Prolaktin hormonu gebe olunmayan dönemlerde kanda düşük seviyelerde olduğundan süt üretimi olmaz. Gebelik başlar başlamaz kanda seviyesi artan bu hormon gebeliğin erken haftalarından itibaren meme dokusunda süt üretimini başlatır ve bu üretilen süt doğum sancılarının yani rahim kasılmalarının başlamasını sağlayan oksitosin hormonu salgısı başlayana kadar kanallarda bekler.

Doğum sancısı çekmeye başlamadan sezaryan ile doğum yapan annelerde süt salgısının birkaç saat gecikmesinin nedeni işte bu oksitosin hormonu salgısının başlamamış olmasıdır. Bu annelerde oksitosin bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan sonra kanamayı azaltmak amacıyla rahimin kasılmasına hizmet etmek üzere salgılanır ve süt salgısı gecikmeli de olsa mutlaka başlar. Emzirmenin kendisi de oksitosin hormonu salgısını kat kat artırır. Bazı annelerin emzirirken rahimlerinde ağrı hissetmesinin nedeni emzirmenin oksitosin hormonu salgısını artırması ve bu hormonun rahimin kasılmasını sağlamasıdır.

Bazı anne adaylarında bu haftalarda dahi kanallarda beklemekte olan süt akabilir. Bu bir erken doğum işareti olarak kabul edilmemektedir. Memeucu uyarısının süt salgısını artırıcı ve aynı zamanda oksitosin hormonu salgısını artırarak rahimde kasılmaya neden olabilen etkileri nedeniyle süt gelip gelmediğini kontrol etmek amacıyla asla meme uçları sıkılmamalıdır. İnsan sütünün en mükemmel özelliklerinden biri de sütün içerdiği maddelerin çeşitliliği ve miktarlarının gebelik haftasına göre farklı olmasıdır. Bu, bebek erken doğduğunda premature bebeğin farklı ihtiyaçlarını karşılamak açısından son derece önemlidir. Anne sütünün aynı zamanda ait olduğu bebeğe özgü özelliklerinin de bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle anne sütünü bire bir taklit etmek hemen hemen imkansız gibidir.

BU HAFTA BEBEĞİNİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Bu gebelik haftalarında doğan bebeklerin sayısı arttıkça prematüre bebekler ile ilgili bilgiler de artıyor. Bilimsel çalışmalar bu haftada doğmuş bir bebeğin ses, tat ve koku gibi algılarının tümüyle ışık algısının ise kısmen gelişmiş olduğunu gösteriyor. Bu hafta bir gelişme de bebeğinizin bağışıklık sistemi ile ilgili. Bu haftaya kadar tümüyle sizden gelen yardımla yürüyen “beden savunması”na bebeğin kendi gelişen savunma sisteminin yardımı da eklenmeye başlandı. Ancak her ne kadar bebeğiniz doğduğunda nispeten gelişmiş bir bağışıklık sistemine sahip olsa da özellikle sütünüzle ona geçen antikorlar (yabancı hücreleri vücuttan uzaklaştıran “silahlar”) onu birçok enfeksiyondan koruyacak.

Yandaki resimde bebeğinizle plasentanız arasındaki alışverişi şematik olarak görebilirsiniz. Plasentanın size ait olan yüzünde (resimde kırmızı alan) bebeğin kordon kanıyla gelen artık maddeler temizlenmekte, bebeğinize besin ve enerji maddeleri gönderilmekte, bebekten gelen oksijeni tüketilmiş kan, oksijenden zengin hale getirilmektedir. Yani plasentanız “bebeğinizin hem akciğeri, hem karaciğer ve böbreği, hem de sindirim sistemidir”. Doğumda kordon kesilir kesilmez, o ana kadar nispeten atıl durumda olan organlar hemen çalışmaya başlar ve ilk ağlamayla bebeğinizin akciğerleri ilk kez havayla dolar. Plasentanızın da işlevi böylece son bulur.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 38 cm. ve ağırlığı 1300 (900-1900) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Sağlık mevzuatındaki değişiklikler sayesinde Emekli Sandığı ve SSK’ya bağlı anne adaylarına da genellikle ekstra bir ücret ödemeleri koşuluyla özel hastanelerde doğum yapma imkanı sunulmaktadır. 2004 yılının sonunda başlayan ve henüz yeni olan bu uygulama her an değişikliklere uğrayabileceğinden konuyla ilgili güncel bilgileri kurumların internet sitelerinden öğrenmelisiniz.

Özel bir hastanede doğum yapacaksanız beklenmedik bir faturayla karşılaşmamak için bazı noktaları göz önünde bulundurmalı ve dikkatli olmalısınız: Doktorunuz hastanenin kadrolu doktoru değilse hastanenin “doktor hariç” fiyatını hem normal doğum hem de sezaryan için ayrı ayrı (KDV dahil fiyatını) öğrenin. Doktorunuz hastanenin kadrosundaysa size verilen fiyat doktor dahil fiyat olacaktır.

Epidural anestezi, ağrı pompası (sezaryan sonrası ağrıyı kesmede oldukça etkili bir alettir), sezaryan esnasında doktorunuza yardımcı olacak “asistan doktor”, standart dışı oda, pakete dahil olan yatış günü sayısından daha fazla yatış süresi (pakete dahil süre bazı hastanelerde normal doğum için 1, sezaryan için 2 gün, bazılarında ise birer gün daha fazladır) ekstra ücretlendirilir.
Sezaryan esnasında uygulanan ekstra prosedürler (tüplerin bağlanması, miyom veya yumurtalık kisti operasyonu ve hatta eski bir ameliyat nedbesinin düzeltilmesi bile) çoğu hastanede ayrıca ücretlendirilir.

Hastaneler fiyatlarını TTB (Türk Tabipler Birliği) tarafından açıklanmış fiyat listesine göre belirlerler. TTB fiyatları hastaneler tarafından uygulanacak en düşük fiyatlardır ve bazı hastaneler “TTB uygularken” bazıları TTB’nin katlarını uyguluyor olabilirler. TTB fiyatları ocak ve temmuz aylarında yeniden düzenlenir.

Bazı hastaneler “bebek paketi” adı altında ekstra bir ücret talep ederler. Bu ücret çocuk doktoru muayenesi, bebeğe yapılan rutin kan incelemeleri, bebek hemşiresi bakımı ve bazı yerlerde bebeğe uygulanan kalça ultrasonunu (bu inceleme son yıllarda doğuştan kalça çıkığının erken tanısı için uygulanmaktadır, hiç bir risk faktörü olmayan bebeklere rutin olarak yapılmasının gerçekten gerekli olup olmadığı henüz tartışmalıdır. Eğer ailede doğuştan kalça çıkığı öyküsü varsa veya bebek makat gelişi ile doğmuşsa yapılması faydalı olabilir) içerir. Bebek paketi ücreti bazı hastanelerde oldukça yüksek olabilmektedir.

Bebekte veya sizde beklenmedik bir sorun çıktığında yapılan incelemeler, uygulanan tedaviler ve hastanede fazladan kalınan günler ayrıca ücretlendirilir. Eşler doğuma girebilirler mi? Devlete bağlı hastanelerde eşler hiçbir şekilde doğuma alınmazlar. Genel anestezi ile sezaryanda eşler özel hastanelerde de doğuma giremezler. Normal doğum ve epidural sezaryanda ise bazı özel hastaneler doğuma eşleri almazlarken, çoğunda eşler içeri alınabilmektedir. Eşler dışında diğer yakınlar ise hiçbir şekilde doğuma alınmamaktadır.

Bir anne adayı için en iyi yatış pozisyonu sol yandır.

Vücuttaki kanı kalbe geri taşıyan ana toplardamarlar karnınızda sağ tarafta bulunduklarından sola dönük yatış pozisyonu bu büyük damarlara en az bası olmasını ve böylece organlardan kalbe kan dönüşünün mükemmel bir şekilde devam etmesini sağlar. Bu şekilde uyumakta zorlanırsanız karnınızın altına bir yastık koyun. Mideden yemek borusuna asit kaçağı (“reflü”) nedeniyle mide yanması sorunu olan anne adayları yemekten hemen sonra uzanmaktan kaçınmalıdırlar. Simit, poğaça, asitli içecekler, midenin aşırı doldurulması ve bazı durumlarda yenilen herşey yanma sorunu ortaya çıkarabilir. Yatarken vücudun üst kısmının alt kısma göre hafifçe yüksekte tutulması (başın altına konan ek yastıklarla) mide asidinin yemek borusuna kaçmasını engellemede faydalı olabilir. Yemek borusu ile mide arasında bulunan kapak normalde tek yönlü çalışır. Mide yanması yaşıyorsanız bu sizin mide asidinizin yemek borunuzu tahriş ettiğini gösterir.
Yemek borusu asitlere karşı koruması olmayan bir yapıdır ve mideniz yandıkça bu bölgede kalıcı değişiklikler oluşabilir. Bu nedenle mide yanması sorununuzu aldığınız önlemlerle gideremiyorsanız doktorunuzun önerdiği “asit kaçağını önleyici” ilaçları mutlaka kullanmalısınız.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

İnsanoğlunun gebelik süresi diğer canlıların çoğuna göre daha uzun olabilir ancak yine de bebeğiniz bu diğer canlılara göre birçok yetenekten yoksun bir şekilde dünyaya gelir. Memeli hayvanların çoğu doğumdan sonra annelerinin memelerini dakikalar içinde kendileri bulur ve direkt emmeye başlarlar. Yanlış emme veya emmeme gibi sorunları yoktur, böyle bir lüksleri de yoktur. Bildiğimiz kadarıyla gaz (kolik) sorunu da yaşamazlar, bu onların ayakta emmeleriyle ilgili olabilir. Yürüme, tehlikeyi algılayabilme, kendini koruyabilme, iletişim kurabilme, kendi besinlerini bulma, cinsellik ve diğer birçok beceri ya doğumda çoktan kazanılmıştır veya kısa zamanda gelişir.

Daha alt sınıf canlılarda rahim içinde kazanılan birçok özellik insanda doğduktan uzun süre sonra kazanılır. Bunun bizlere getirdiği en önemli kazançlardan biri, size 9 Ay 10 gün ne kadar uzun gelse de, gebelik süresini kısaltmaktır. Bu özellikleri kazanmak için bebeklerimiz rahim içinde kalmaya devam etselerdi gebelik yıllar sürerdi. Size yine de halen yıllar sürecekmiş gibi gelen bu süre aslında insan gibi mükemmel bir canlının oluşabilmesi için gerekli en az süredir ve daha da kısaltılması olağan görünmemektedir. İnsanoğlunun rahimiçinde geçirdiği gelişim süreci yani gebelik süresi muhtemelen evrim süreci boyunca giderek kısalmış ve ancak bu seviyeye kadar inebilmiştir. Çok ileride eğer “yeni versiyonlarımız” ortaya çıkarsa belki gebelik süresi kısalabilir.

Bebeğinizin cildinde erken dönemlerde ortaya çıkan ve lanugo adı verilen ipeksi tüyler yavaş yavaş kayboluyor. Bebeğiniz göz kapaklarını düzenli olarak açıp kapatıyor.
Kemik iliği artık kan yapma işini yavaş yavaş karaciğerden devralmaya başladı. “Bebeği emzirmek…”
Anneler bebeklerine ilk gördüklerinde aşık olurlar (babalar da öyle) ve acıkmış bir şekilde meme arayan bebeklerini içgüdüsel olarak hemen emzirmeye başlarlar. Evet, emzirmek içgüdüseldir, ancak siz yine de emzirme sorunları yaşamamak için hazırlıklara şimdiden başlayın.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 39 cm. ve ağırlığı 1400 (1000-2080) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Interneti seven ve ona inanan bir ailesiniz. O halde sizin de on-line olma vaktiniz geldi demektir. Önümüzdeki haftalarda doğum önü iznine ayrıldığınızda geliştirmek üzere şimdiden ailenize ait bir web sitesi hazırlamak iyi bir fikir olabilir. Bunun için çok fazla bilgiye ihtiyacınız olmayacak. Hem türkçe hem de diğer yabancı dillerde size web üzerinden bedava yayın yapma imkanı sunan siteler bulabilirsiniz. Bu sitelerde yer aldığınızda web adresiniz daha uzun olacaktır. İşi daha da ilerletmek isterseniz kendinize önce bir domain name alın (şanslıysanız iyi bir adres alabilirsiniz, www.soyadim.com gibi, şu anda bu domainlerin yıllık bedeli oldukça ucuzlamış durumdadır) ve bu domaini ya ücretsiz veya ücret karşılığında webe taşıyacak hosting şirketlerine on-line başvuruda bulunun. Size 5 megabyte gibi bir alan ilk başlarda yeterli olacağından masrafınız çok fazla olmayacak. Kendi domain name’iniz olursa ailedeki herkesin de ayrıca bir e-mail adresi olabilir: bebegiminadi@soyadim.com, benimadim@soyadim.com gibi. Oldukça prestijli görünüyor değil mi? Bir de sitenizde yer almak üzere yine bedava bir ziyaretçi defteri oluşturursanız olay tamamlanmış demektir.

Şu anda isimlerin büyük bir kısmı alınmış olduğundan kendinize ait satın alınabilir bir domain bulmakta zorlanabilirsiniz, hayal gücünüzü kullanarak seçeneklerinizi artırın: .com alınmışsa, .net, .org, .info, .biz ve birçok seçenek söz konusu olabilir. Bu tür işleri genellikle baba adayları iyi yaparlar…

Bu gebelik haftası için okuma önerileri; Bu hafta bebeğinize bir isim belirleyin.

 

Rüyalar alemi Rüyalarınızın değiştiğini farkettiniz mi? Anne adayları bu gebelik haftalarında garip rüyalar görebilirler. Kısa bir uykuya dalsanız bile hemen rüya görmeye başlayabilirsiniz. Belki de gebelik döneminiz yaşamınız boyunca en sık rüya gördüğünüz dönem olacak. Bunları eşinizle ve arkadaşlarınızla paylaşın. Bu kadar sık rüya görüyor olmanın muhtemel nedeni gebeliğin beyin biyokimyanız üzerinde yaptığı değişikliklerdir. Rüyaları hatırlamanın en etkili yolu, yatağınızın başucunda bir not defteri bulundurmaktır. Kalkar kalkmaz hemen gördüğünüz rüyayı not edin, yoksa saniyeler içinde unutursunuz.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Bu yazıyı okuyan anne adaylarından bazıları her gebelik muayenesinde ultrasonografiye girebiliyor olabilirler ve bu durum bebeğe zarar vermez. Bazı anne adayları ise sadece belli aralıklarla ultrasonografi incelemesinden geçiyor olabilir. Her iki uygulama da doğrudur. Gebeliğin belli kritik noktaları hariç, her gebelik muayenesinde ultrasonografi yapılması mutlaka gerekli değildir.

Her muayenede “ultrasona giriyor” olmak bebeğinizi her defasında görüyor olmanız açısından elbette güzeldir ancak dünya üzerinde düzenli olarak gebelik takiplerine giden anne adaylarının oldukça düşük bir yüzdesine her muayenede ultrason yapılabilmektedir ve bu özellikle ultrasonografi incelemesinin çok pahalı olduğu gelişmiş ülkelerin önemli bir gerçeğidir (örnek: ABD’de bir ultrasonografi incelemesi 150$-350$ arasında değişmektedir!). Ultrasonografi incelemesinin yapılmadığı durumlarda doktorun (veya bazı yerlerde ebe hemşirenin) elindeki bir mezura ile karnınızın yüksekliğini ölçmesi bebeğin gelişimini takip etmek açısından çoğu durumda yeterlidir.

Bu takiplerde bir sorun saptandığında anne adayları mutlaka her durumda ultrason incelemesine tabi tutulurlar. Gebeliği bu şekilde takip ederken doktorunuz karnınıza elini koyarak bebeğin duruş şekli ve diğer çok önemli bazı bilgileri rahatlıkla edinebilir. Bu elle inceleme bebeğinize kesinlikle zarar vermez. Bazı yerlerde bebeğin kalp atışları için el doppleri adı verilen elektrikli bir cihaz kullanılırken (bu alet bebeğin kalp atışlarını sizin de duymanıza olanak verir), bazı yerlerde basit bir tahta boru yardımıyla kalp atışları dinlenmektedir. Gebeliğin yukarıda anlatıldığı şekilde ultrasonsuz takibi dünya üzerinde giderek azalmakta olsa da bu sistem halen önemli bir takip yöntemi olarak uzun süre varlığını sürdürmeye devam edecek gibi görünmektedir.

Bebeğiniz önceki haftalarda oldukça hızlı büyüdü ve bu haftadan itibaren büyüme hızı nispeten azalacak. Beyin dokusu işlevsel gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Akciğerde surfaktan yapımı bu gebelik haftasından itibaren daha da hızlanacak. Bebeğiniz özellikle 30-32. haftalar arasında diğer haftalara göre daha hareketlidir. Bunun en muhtemel nedeni amniyos sıvısının bu haftalarda nispeten daha fazla olması ve bebeğin yerinin nispeten fazla olmasıdır. 32. haftadan itibaren bebeğinizin içerideki yeri giderek azalacağından hareketlerin nitelikleri de değişecek. Bebek hareketleri ile bebek sağlığı arasındaki önemli bağlantıyı her zaman hatırlayın. Doktorunuz bu nedenle size her muayenede ilk olarak “Bebek hareketleri nasıl?” diye soruyor.

Bebek hareketlerinizde bir azalma hissediyorsanız ilk olarak sakin bir odada istirahate çekilin. Karnınız açsa, birşeyler yiyin. Eğer hala azaldığından şüpheleniyorsanız bu testi uygulayın. Bebek hareketlerinin gerçek anlamda azaldığından şüphelenirseniz doktorunuza haber verin.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 40 cm. ve ağırlığı 1650 (1180-2350) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Depresyon (melankoli) çağımızın sık görülen bir hastalığıdır. Çoğu durumda belirtiler hafif olsa da bazen insan kendisinin depresyonda olduğunu anlayamayabilir. Gebelik dönemi ve doğum beyin biyokimyasında önemli değişikliklerin meydana geldiği bir dönemdir ve buna bağlı olarak özellikle hassas bireylerde depresyona eğilim genellikle doğum sonrasında artış gösterse de bazen gebeliğin bu dönemlerinde de ilk belirtilerini vermeye başlayabilir. Depresyon ağır olduğunda sizin yaşamdan zevk almanızı engeller ve bebeğinize bakma yetinizi azaltabilir. Gebelik döneminde de tedavi edilebilen bu durumun erken tanınması son derece önemlidir. Aşağıdaki belirtilerin birkaçı sizde de varsa ve bunlar iki haftadan daha uzun süreden beri devam ediyorsa depresyon söz konusu olabilir:

Cinsellik de dahil olmak üzere önceden zevk alınan günlük işlevlerin zevk vermemesi ve bunlara ilginin kaybolması
Tedaviye cevap vermeyen eklem, kas ağrıları
Kendini “bitkin”, yorgun hissetme
Uyku bozuklukları (uykusuzluk, sabah erken saatlerde uyanma ya da aşırı uyuma)
İştah bozuklukları (iştahın aşırı artması veya azalması)
Dikkati bir konuda toplayamama, hatırlama güçlüğü, karar vermede zorlanma
Suçluluk, değersizlik duyguları
Sinirlilik, kolayca ağlama
İntihar düşüncüleri veya intihar girişimi (bu belirti depresyonun ileri olduğunu gösterir ve asla ihmal edilmemelidir)
Kendini sürekli olarak keyifsiz ve “boşlukta” hissetme
Son dört belirti hariç diğerleri gebelik döneminde ruh sağlığı tümüyle yerinde olan anne adaylarında da hayret verici bir biçimde sık görülmektedir. Bu son dört belirti ön planda olmak üzere kendinizde (veya baba adayları için eşinizde) bu tür durumlar farkediyorsanız bir Ruh Sağlığı Uzmanına başvurmanız faydalı olabilir.

Çalışan bir anne adayıysanız, ister SSK, ister 657 numaralı devlet memuru kanunu, ister diğer bir çalışma kanununa tabi olun (hepsi SGK adı altında birleştirilmiştir) , bu haftanın sonunda yasal doğum önü iznine ayrılma hakkına kavuşacaksınız. Doktorunuzun onayıyla 37. gebelik haftasına kadar çalışabilir ve bu süreyi doğum sonrası izninize ekleyebilirsiniz. Dikkat: Doğum önü izni kanunu sizin 40. haftada doğum yapacağınızı var sayar. Doktorunuz size 38.-39. haftada sezaryan ile doğum randevusu verse bile veya siz doğum önü izninizi aldıktan kısa bir süre sonra doğum yapsanız da doğum önü izniniz 32. hafta tamamlandığında başlayacaktır. Yani siz örneğin 37. haftada doğum yaparsanız, doğum önü izninizi yalnızca 5 hafta kullanmış olabileceksiniz.
Birçok anne adayının doğumönü iznini olumsuz etkileyen bu durumu değiştirmek için mecliste çalışmalar devam etmektedir.

Gebelik döneminde bazı anne adayları kendilerini itici bulabilirler. Karınları büyüdüğü için, belki de çatlakların ortaya çıkması nedeniyle eşlerine eskisi kadar çekici gelmediklerini düşünebilirler.
Gebelik, felsefi anlamda düşünecek olursak, varolabilmemizin tek yoludur. Vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz bir görevdir. Bu yüzden gebelik ve güzellik birbirleriyle karşılaştırılamayacak iki ayrı kavramdır. Bazı anne adayları da kendilerini oldukça çekici bulurlar. Aynaya baktıklarında ne kadar güzelleşmiş olduklarını farkederler. Bu anneler yakında dünyaya getirecekleri bebeğin hayalini kurarak kendilerini iyi hissederler ve eşlerinin de aynı şeyleri düşündüğünü hissederler. Sizin bu şekilde düşünmemeniz için ne gibi geçerli nedenleriniz var? Yeri gelmişken hatırlamanızda fayda var: Bu haftadan itibaren artık doktorunuza iki haftada bir gitmelisiniz.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Kalbimizin sol boşluğundan (sol karıncık) çıkarak organlarımıza dağılan kan oksijen oranı yüksek olan “temiz kandır”. Bu kan dokularda kullanıldıktan ve oksijeni tüketildikten sonra “kirli kan” haline dönüşür ve kalbin önce sağ taraftaki küçük boşluğuna (sağ kulakçık), buradan da yine sağ taraftaki büyük boşluğuna (sağ karıncık) akar. Buradan akciğerlere giden “kirli kan” oksijen aldıktan sonra “temiz kan” haline gelir ve önce sol taraftaki küçük boşluğa (sol kulakçık) buradan da sol karıncığa geçer ve döngü bu şekilde tamamlanmış olur.

Doğmamış bebekte ise akciğerlerin görevini plasenta üstlenir ve plasenta göbek kordonundaki damarlardan topladığı “kirli kanı” anneden aldığı oksijen sayesinde “temiz kana” dönüştürür ve yine göbek kordonu yardımıyla bebeğe gönderir. Benzer şekilde bebeğin artık maddelerinin tümü, normalde böbreklerden ve karaciğerden atılacağı yere plasentaya ve buradan da annenin dolaşım sistemine gönderilerek atılır.

Plasenta bu nedenle bebeğin hem akciğeri, hem böbreği, hem de karaciğeridir. “Kirli kan-temiz kan” değişiminin plasentada olması nedeniyle sağ kalp boşluğunda toplanan kan doğmamış bebeğin kalbindeki açıklıklar (delikler) yardımıyla akciğere uğramadan göbek kordonuna yönlendirilir.Doğumda göbek kordonunun kesilmesiyle bu delikler hemen kapanır ve akciğerler ilk alınan nefesle tam kapasite çalışmaya başlarlar. Benzer şekilde karaciğer ve böbrekler de hemen doğum sonrasında işlerinin başına geçerler. Görevi tamamlanan plasenta rahimde tutunduğu yerden tümüyle ayrılarak bebeğin doğmasından hemen sonra dışarı atılır. Plasentaya halk arasında “bebeğin eşi” veya “sonu” denir.

 

Bebeğiniz rahim içinde ne şekilde duruyor?

Özellikle üçüncü trimesterden itibaren rahim içinde yer daralmaya başlar. Bu nedenle bebeğiniz var olan alanı en iyi şekilde kullanmak durumundadır. Bebeğiniz içgüdüleriyle, deneme yanılma yoluyla ve rahiminizin mekanik etkileriyle yukarıdaki resimlerde gördüğünüz şekli alır: Bacaklar kalçadan ve dizlerden tam bükülmüş, ayaklar çaprazlanmış, kollar omuzlardan ve dirseklerden tam bükülmüş, eller çaprazlanmış ve her el karşı taraf dirseği kavramış, sırt sıklıkla (%90) sol yana yaslanmış, boyun öne doğru bükülmüş ve çene göğüs kafesine değmiş durumda.

Kordonu basıya uğramaktan korumak ve doğum kanalına en iyi şekilde girmek açısından da önemli olan bu pozisyon ayrıca vücudun ve kol ve bacakların da nispeten dar bir alanda en iyi şekilde hareketine izin verir. Bebeğinizle daha yakın bir bağ kurmak ve onu daha iyi anlamak için hemen şimdi bedeninize bu pozisyonu verin. Ayrıca eşinizin yatakta uyurken yatış pozisyonunu bu gece bir gözden geçirin ve eşinize de sizin hangi pozisyonda uyuduğunuzu sorun.
İlginç sonuçlar çıkabilir…

Yukarıdaki resimlerde ise 13 haftalık bir bebeğin duruş pozisyonunu görüyorsunuz: Kas dokusu nispeten az gelişmiş olduğundan kendi bedenini kavrama özelliği henüz gelişmemiş, bu nedenle kollar gevşek bir şekilde duruyor, adeta yüzünü gizlemek istercesine parmaklar gözlerin önüne gelmiş. Bir farklılık da, parmak kaslarının henüz gelişmemiş olması nedeniyle tüm parmakların açık ve birbirinden ayrılmış olarak görülmesi.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 41 cm. ve ağırlığı 1780 (1300-2500) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Günlük yaşamımızda belli bir olayı tarif etmek için kullandığımız kelimeler o olayı algılayış biçimimizi derinden etkiler. NLP (nöro-linguistik programlama) teknolojisinin başarısının en önemli dayanaklarından biri kelimelerin dikkatli kullanılmasıdır. NLP öğretisi bilinçdışımıza (bilinçaltımıza) hangi mesajların gönderileceğini bilinçli olarak seçmemizi sağlar: NLP’ye göre “biz kelimelerimizi bilinçli seçerek bilinç dışımızı olumlu yönlendirebiliriz”.

 

Doğum eylemi sizce nasıl birşey?

“ağrılı”
“korkunç gözüküyor”
“düşünmek bile istemiyorum”
“ben iğneden bile korkan bir insanım, gerisini sen düşün artık”
“bilmiyorum, deneyip göreceğiz, ama ağrı duyulduğunda yapılacak çok şeyin olduğunu biliyorum ve bu beni rahatlatıyor”
“kişiye göre değişebileceği söyleniyor ve buna inanıyorum”

Yukarıdaki cevaplardan hangisi size yakın geliyorsa, sizin bilinçaltınıza doğum eyleminizin o şekilde geçmesi emrini peşinen verdiğinizi ve doğumunuzun muhtemelen o şekilde geçeceğini büyük bir doğrulukla tahmin edebiliriz.

Bizim dilimizde “doğum sancıları” veya “doğum ağrıları” olarak ifade edilen olayın ingilizcesi “labor” yani “iş”, fransızcası ise “travaille” yani yine “iş”, veya daha başka bir deyişle “eylem”. Dikkat ettiyseniz bu kelimelerin içinde ağrıyı çağrıştıran birşey yok, doğum sonuca ulaştıracak bir eylem olarak tarif edilmiş. Bizim toplumuzda doğum eylemi “sancı” veya “ağrı” olarak ifade edildiği sürece anne adaylarının ağrı çekmemesi mümkün görünmüyor.

NLP’nin kuramlarından biri de “dünya üzerinde herhangi bir şeyi bir kişi bile yapabilmişse, bunu herkes yapabilir!” şeklindedir. Dünya üzerinde birçok anne adayı az miktarda rahatsızlık duyarak bebeklerini dünyaya getirebilmektedir. Bunun anlamı, bunu sizin de yapabileceğinizdir. Elbette bunun için NLP öğrenmeniz uzun zaman alır, ancak olaya bakış açınızı olumsuzdan olumluya çevirerek bunu başarabilir duruma gelebilirsiniz.

Şu andan itibaren size doğum sancısı veya doğum ağrısı tanımlamalarını “çöpe atmanızı” ve yerine doğru olan “doğum eylemi” tanımlamasını kullanmanızı öneriyoruz.
Yukarıdaki cümlelere gülümseyerek bakıyorsanız, sizin zihninizdeki “doğum resmi” muhtemelen zaten olumludur.

Bazı anne adaylarının ileri gebelik haftalarına kadar “karınları çıkmayabilir”. Bu, doktorunuz ultrasonda bebeğinizin ölçülerini normal bulmuş olmak şartıyla bebeğin gelişmesinde bir problem olmasından değil, anne adayının yapısal özelliklerinden kaynaklanan bir durumdur.

Daha önceki haftalarda öğrendiğiniz gibi, ayak bileklerinde şişmeler normal gebelik bulguları olarak kabul edilir.
Ancak elde ve yüzde şişme, şiddetli başağrısı, sinek uçuşması, şimşek çakması, şişmelerin 2-3 gün gibi bir süre içinde aniden artması, karın ağrısı, bulantı-kusma, kendinizi hasta hissetme gibi durumlarda preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) söz konusu olabileceğinden doktorunuza başvurmalısınız.

Tansiyon yükselmesi, idrarda protein ve vücutta şişmeyle seyreden bu hastalık ciddi bir durumdur.

Vücut dokularında sıvı tutulumu bu haftalarda el parmaklarınızda uyuşmalara neden olabilir. Medyan sinir bileğin içinde yerleşik karpal tünel adı verilen bir boşluktan geçerek parmaklara ulaşır. Bu kanalın genişliği tam olarak sinirin genişliği kadardır. Dokularda sıvı tutulumu bu kanalı daralttığında el parmaklarınızda uyuşma, yanma ve elektriklenme hissi ortaya çıkabilir. Tamamen selim tabiyatlı ve gebelikten sonra ortadan kalkacak olan bu durum ileri boyutlara vardığında karpal tünel sendromu adını alır ve tedavi gerektirebilir. Tedavide genellikle el parmakları belli bir pozisyonda sabitlenecek şekilde atele alınır.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Bu gebelik haftasından önceki iki hafta boyunca bebeğinizin amnios sıvısı miktar olarak en yüksek aşamadaydı. Doğuma kadar da miktarı (nispeten) sabit kalır. Amniyos sıvısı bebeğinizi dış ortama karşı koruyan steril bir sıvıdır. Bebeğiniz bu sıvıyı yutar, akciğerlerinden ve cildinden de emilerek kana geçer. Eksilen sıvı bebeğinizin idrar yapmasıyla yeniden tamamlanmış olur. Sıvının içinde bebeğinizin vücut biyokimyasını yansıtan maddeler dışında, cildinden dökülen hücreler, verniks, lanugo (“tüy”) gibi maddeler de bulunur.

Bebeğin sıvısının azalması kordona baskı oluşması riskini artırması nedeniyle ciddi bir durumdur. Her ultrason değerlendirmesinde doktorunuz bebeğinizin gelişmesi yanında mutlaka amniyos sıvısı miktarını da değerlendirmektedir.

Bebeğinizin beyin dokusunun hızlı bir şekilde büyümesi nedeniyle bu hafta içinde baş ölçüleri de nispeten hızlı bir şekilde büyür. Yandaki ultrason resminde BPD (Biparietal diameter=bebeğinizin enlemesine baş çapı, şakaklar arası mesafe) ve HC (Head circumference=baş çevresi) ölçümünü görüyorsunuz.

Ciltaltında yağ dokusu depolanmaya devam ettikçe bebeğinizin rengi kırmızıdan pembeye dönmeye başlar. Erkek bebeklerin testisler artık tümüyle karın boşluğundan normal yerleri olan skrotuma (torba) inmişlerdir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 42 cm. ve ağırlığı 2000 (1480-2750) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Pre-eklampsi kelimesinin türkçe tam karşılığı bulunmamasına karşın bu kelimenin önemi büyüktür ve her anne ve baba adayı bu kelimeyi en az sezaryan kelimesini bildiği kadar bilmelidir:
“Pre” öncesi, “eklampsi” ise “sara benzeri nöbet” anlamına gelmektedir. Preeklampsi tedavi edilmediğinde anne adayında bilinç kaybıyla birlikte sara benzeri nöbetlere yol açabildiğinden hastalığa bu isim verilmiştir, ancak belirtiler bunlarla sınırlı değildir.

Yalnızca gebelikte görülen bu hastalığın erken tanısı ve gerekli durumlarda doğumun gerçekleştirilmesiyle anne adayı şifaya kavuşmakta ve bebek de preeklampsinin çok erken gebelik haftalarında ortaya çıktığı olgular hariç, çoğu durumda sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmektedir.

Yaklaşık yüz anne adayından altısında (%6!) görülmesi ve tanısının nispeten kolay olması nedeniyle doktorunuz her muayenede sizin tansiyonunuzu ölçmekte ve gerekli durumlarda idrarda protein (albumin) incelemesi yapmaktadır.

Bu hastalıktan etkilenmemek için size düşen görev kendinizde en yukarıda yazının başında anlatılan belirtilerden birini saptadığınızda muayene gününüz olmasa dahi doktorunuza haber vermenizdir.

Bu gebelik haftası için okuma önerileri : Bu hafta (eğer böyle bir sorununuz varsa) bunu okuyun: Preeklampsi (“gebelik zehirlenmesi”)

Dikkat: Braxton-Hicks kasılmaları (hazırlayıcı kasılmalar) bu haftadan itibaren biraz sıklaşabilir.
Bu kasılmalar gerçek doğum sancılarının aksine kısa sürerler, düzensizdirler ve genellikle sizde büyük bir rahatsızlığa neden olmazlar. Rahim kasları bu şekilde antrenman yapmakta ve bebeğiniz miyadına geldiğinde 10 dakikada üç kez gelen ve yaklaşık 50 saniye süren gerçek doğum kasılmalarına dönüşmektedirler.

Anne ve baba adaylarının önemli bir kısmı bu gebelik haftalarından itibaren gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili bazı kaygılar duyabilirler. Öncelikle özel bazı durumlar hariç, cinsel ilişkiyi gebeliğin bazı dönemlerinde kısıtlamak için geçerli bir neden olmadığını bilmelisiniz.

Orgazm olma esnasında rahiminizde kısa süreli kasılmalar ortaya çıkabilir. Bu kasılmaların bebeğinize zarar verdiğine dair kanıt yoktur.

 

Gebelikte orgazm :

Cinsel ilişki için en rahat pozisyonu kendiniz belirlemelisiniz. Önceden alışkın olduğunuz cinsel ilişki pozisyonunu karnınızın üzerine baskı olmayacak şekilde ayarlamalısınız.
Eğer kendinizi vajinal ilişkide rahat hissetmiyorsanız karşılıklı uyarma , oral seks gibi alternatif yöntemlerle cinselliğinizi yaşamaya devam edebilirsiniz.
Bu haftalarda fiziksel ve psikolojik durumunuz nedeniyle cinsel arzunuz azalmış ve hatta yok olmuş olabilir. Kendinizi zorlamayın, eşiniz bunu mutlaka anlayışla karşılayacaktır.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Epidural bir doğum şekli değil, bir anestezi şeklidir. Epiduralli normal doğum, doğumda ortaya çıkan rahim kasılmalarının ağrılı olması durumunda belinizden ince bir iğne yerleştirilerek omurilik zarının etrafına verilen anestezi ilacıyla ağrınızı hafifletme yöntemidir. Bebeğiniz vajinal yoldan dünyaya gelir. Normal doğumda epidural dışında damardan veya kalçadan veya ender durumlarda rahimağzından verilen ilaçlarla da ağrının hafifletilmesi söz konusu olabilmektedir.

Epiduralli sezaryen ise yine aynı yöntemin biraz daha farklı dozlarda anestezi ilacı verilmesiyle siz uyanıkken bebeğinizin karnınıza yapılan bir kesiden sezaryan ile doğurtulması işlemidir. Sezaryan, epidural dışında spinal anestezi, kombine epidural anestezi ve genel anestezi kullanılarak da gerçekleştirilebilir.

Spinal anestezide anestezi ilacı direkt omurilik sıvısı içine, kombine epiduralde hem omurilik zarı etrafına, hem de omurilik sıvısı içine verilir. Omurilik sıvısı içine anestezi ilacı verildiğinde istemli çalışan kaslar da geçici olarak uyuşur. İstemli kaslarınız çalışmadığında ıkınmanız da mümkün olamayacağından spinal ve kombine anestezi normal doğumda tercih edilmez.

Genel anestezi bilincinizin ve ağrı duyunuzun geçici olarak tümüyle ortadan kalktığı bir anestezi şeklidir. Bu anestezi şekli solunum yolunuza yerleştirilen plastik bir borudan size solutulan anestezi ilaçlarıyla gerçekleştirilir. Sadece sezaryan ile doğumda kullanıldığı gibi bazı doktorlar normal doğumda bebeğin başının doğması esnasında kısa süreli genel anestezi uygulamasını tercih edebilmektedirler.

Yanda bebeğinizin ultrasonda hemen göğüs kafesinin altından alınmış bir kesitini görüyorsunuz. Karın çevresinin (AC=abdominal circumference) de ölçüldüğü bu kesitte karaciğer ve içindeki damar yapıları gözleniyor. Bu haftadan itibaren bebeğinizin solunum hareketleri giderek artan sıklıkta bu kesitte gözlenebilir. Bebeğiniz tarafından bu solunum hareketleri dış dünyadaki gerçek solunuma hazırlık olarak sıklıkla uygulanır.

Bu hareketlerin varlığı bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir. Doktorunuzdan size bu hareketleri göstermesini talep edin, zira bebeğinizin marifetlerine bu hareketleri görerek daha yakından tanık olabilirsiniz. Bu haftadan itibaren bebeğiniz günde 20-30 gram arası alacak.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 43 cm. ve ağırlığı 2200 (1680-2930) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Özellikle kalabalık şehirlerde yaşayan annelerin en büyük endişelerinden biri hastaneye yetişemeden doğum yapmaktır. Bu, ilk gebeliğini yaşayan anne adayları için teorik olarak söz konusu olabilmekle beraber pratikte ender rastlanan bir durumdur. Gerçek doğum kasılmaları başlamasıyla birlikte rahimağzı açılmaya başlar ve “tam açık” yani yaklaşık 10 santimetre olana kadar 6-10 saatlik bir süre geçer. Daha sonra başlayan ıkınma evresi ise 0.5-2 saat arası sürer. Doğum yapacağınız hastaneye bu kadar uzak bir mesafede oturmuyorsanız doğum kasılmalarınız başladığında doktorunuzu haberdar edin, sakin bir şekilde hazırlıklarınızı yapın ve hastaneye kendinizi trafikte tehlikeye atmayacak şekilde ulaşın.
Eğer kasılmalarınız başlamasına rağmen hastaneye uzun süre gitmezseniz ve özellikle de daha önce çok sayıda doğum yapmış olmanıza rağmen evde oyalanırsanız arabada veya takside doğum yapmanız elbette mümkündür. Doğum doğal bir süreçtir ve doğadaki canlılar doğum eylemleri başlayınca herkesten uzak bir köşeye çekilerek doğum yaparlar. Yani doğa onları doğum yapacakları konusunda uyarır. Biz insanoğlunu da doğa bu alarm sisteminden mahrum etmez.
Doğum kasılmalarınızdan önce sularınız gelmiş olsa dahi çoğu durumda bu sizin “apartopar” hastaneye gitmeniz için bir neden teşkil etmez. Dakikalar içinde hastaneye ulaşılması gereken durumlar çok ender görülürler.

Bu gebelik haftası için okuma önerileri: Doğum valiziniz hazır mı?

 

Ne kadar vurgulansa az: “Bebek hareketlerine dikkat…” Bebek hareketleri bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir. Sağlıklı bebek, fazla enerjisini hareket ederek harcar. Bu hareketler bebeğinizin kaslarının gelişmesi açısından önemlidir. Bebeğiniz ayrıca yaptığı solunum hareketleriyle solunum kaslarını da güçlendirerek dış dünyaya hazırlanır. Çeşitli nedenlerle (sizin uzun süredir aç olmanız, yorgun olmanız, uykusuz olmanız gibi) bebeğiniz belli zamanlarda nispeten daha az oynayabilir.
Hareket azalmasının tanımını her anne adayı kendisi yapmalıdır. Düzenli olarak hareket etmekteyken, hareket etme alışkanlıkları aniden değişen bir bebekte mutlaka problem olması gerekmez, ancak ileri inceleme amacıyla NST (nonstres test) yapılması gerekebilir. NST ve fetal iyilik halini değerlendiren diğer inceleme yöntemleridir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Yandaki resimde bebeğinizin doğum kanalına girişini görüyorsunuz. Pelvis (leğen) kemiklerinin oluşturduğu “çatı” içinde etrafı kas ve bağdokusu ile kaplı yaklaşık 10X10 cm. çapında bir kanal olan doğum kanalı, bebeğin dış dünyaya açıldığı yoldur. Bu kanalın içi dümdüz değil, girintili çıkıntılıdır. Rahim kasılmaları, leğen kemiklerinin oluşturduğu doğal tümsek ve çıkıntılar bebeğe nereden nasıl geçmesi gerektiğini gösterir.

Bebeğiniz leğen kemiklerinin üst sınırlarının oluşturduğu kanal girişine (resim) başını yatay sokar, kanalın ortasına geldiğinde başını 90 derece hareket ettirerek yüzünü size doğru döndürür, kanalın çıkımına geldiğinde halen bu pozisyondadır ve bu şekilde başını çıkarır. Baş çıktıktan sonra omuzların da doğum kanalına girebilmesi için başını sizin bacaklarınızdan birinin iç yüzüne doğru döndürür. Bu esnada doğum yardımı yapan kişinin yardımıyla tüm vücut doğurtulur… Doğum kanalını yol, bebeği yolda seyreden araç, birinci evrede rahim kasılmalarını, ikinci evrede anne adayının ıkınmasını da motor (yani itici güç) olarak gördüğümüzde bazen doğum eyleminin neden ilerlemediğini anlayabiliriz: Yol bozuksa (çatının hafif darlıkları), motor yavaş çalışıyorsa veya durmuşsa (rahimde kasılmaların zayıflaması veya durması, ikinci evrede anne adayının ıkınamaması), araç yolda düzgün seyredemiyorsa veya yola ters girmişse (bebeğin kanal içinde ilerlemek için gerekli manevraları çok çeşitli nedenlerle yapamaması, makat ile doğum kanalına girmesi) yolculuk (doğum eylemi) usulüne uygun devam edemez. Bu durumlarda yolculuğun zor da olsa tamamlanabilme ihtimali olmasına karşın araç güvenliğini sağlamak için yol değiştirilir.

Yolun önünde engel varsa (plasentanın doğum kanalını tıkaması, çatının aşırı dar olması), araç yola enlemesine girmişse (bebeğin yan durması) yolculuğun başlaması bile mümkün değildir.
Yolculuk hangi evresinde takılırsa takılsın doktor müdahalesiyle bebeğiniz yolunda gitmeyen olayın düzeltilmesi suretiyle veya başka bir yol kullanılarak sağlıklı bir şekilde bizim dünyamıza getirilecektir.

Yandaki ultrason kesitinde ince uzun çizgiler bebeğinizin uyluk kemikleridir. Uyluk kemiği (bacağın üst kısmında bulunan kemik) insan vücudunun en uzun kemiğidir ve bu kemiğin uzunluk ölçümü üçüncü trimesterde yapılan gebelik haftası tayininde hata payı en düşük olan incelemedir. Her ultrason incelemesinde doktorunuz bu kemiğin uzunluğunu da ölçmektedir.

Bebeğiniz gelecek haftanın sonunda, yani 36+0’da doğsa bile sorunsuz bir şekilde (“küvöze girmeden”, yani yoğun bakım gerektirmeden) yaşamını sürdürme ihtimali son derece yüksektir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 44 cm. ve ağırlığı 2490 (1850-3200) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Normal doğum için uygun bir anne adayıysanız bu olasılığınızı artırmanız kesinlikle mümkündür. Bunun için size bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak önereceklerim şu şekilde olacaktır: Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerle istemeyebilirsiniz. Bu doğaldır. Bu konuda kendinize karşı dürüst olun. Normal doğum yapmaya kesinlikle karar verdikten sonra ise bunu doktorunuza mutlaka söyleyin ve onu kararlılığınıza inandırın. Bir doktor için en zor anlardan biri “normal doğuma kararlı” olan anne adayının doğum başladıktan sonra “ben vazgeçtim” demesidir.

Başarının belki de en önemli unsuru hastaneye başvurma zamanınızdır. Henüz doğum eyleminiz başlamadan başvurduğunuzda muhtemelen hayal kırıklığıyla evinize geri döneceksiniz. İkinci kez yine eylem başlamadan başvurursanız bu kez sizi geri göndermek zor olacak ve hastaneye yatış işleminiz yapılacaktır. Doğum eyleminiz başlamamış olsa dahi hem yakınlarınız hem de siz “saat tutmaya” başlayacaksınız ve bir süre sonra gelişen “neden hala doğum yapamadım?” tutumu doktorunuza yansıyacaktır. Dışarıda bekleyen yakınlarınız da yine doktorunuza “hala doğum yapmadı, neden?, “olmazsa sezaryan yapıverin.” gibi yaklaşımlarda bulunacak ve doktorunuz kendini baskı altında hissedecektir. “Bir arkadaşıma doğumhanede 2 gün sancı çektirdiler, sonra doğurdu” gibi hikayeler çoğunlukla doğumhaneye erken başvuranlara aittir.

Anadolu’da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve kısa zamanda doğum yapar. Anneleri onlara “iyice sancını çek, rahimağzın iyice açılsın ki doktor sezaryan yapmasın” şeklinde öğütlemiştir. Bu da sakıncalı bir durumdur zira doğum eyleminin bebek açısından en kritik anları evde atlatılmıştır. Epidural imkanınız varsa bunu mutlaka değerlendirin, bu sizin ağrınızı hafifletecek ve size güç verecektir. Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar fazlaysa doğumhane ekibi ve sizin üzerinizdeki baskı da o kadar fazla olur. Aile büyükleri ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

Etrafınızda sezaryan ile doğum yapmış örnekleri değil, normal doğum örneklerini bulun. Hemen her anne kendi doğum şeklinin en iyi olduğunu söyler ve bunda haklıdır, zira hem bebeği hem de kendisi sağlıklıdır. “Kötü normal doğum deneyimi” yaşamış olan anneler elbette olabilir, ancak bu anneler azınlıktadır.

Bazı hastanelerde sezaryan doğumlar çok yüksek orandadır ve buralara normal doğum için gecenin bir yarısında geldiğinizde size serviste yataklarının kalmadığını bile söyleyebilirler ve hatta bazı hastanelerde doğumhane o kadar az kullanılır durumdadır ki burası malzeme deposu veya başka birşey için hizmet vermektedir. Bazı hastanelerde gece nöbetçi doktor bile bulunmamaktadır. Doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini mutlaka görün ve gece acil bir durum için gerekli donanımın bulunup bulunmadığını sorun. Normal doğumun iyi işlediği hastanelerde hem tecrübeli bir ebe, hem de nöbetçi doktor mutlaka bulunur.

Doktorunuzun baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek onun enerjisini azaltır ve bu gerçekçi bir istek değildir. İlk muayenenizi veya ilk birkaç muayenenizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır. Bunu bilmelisiniz. Doktorunuz doğum eyleminiz yoluna girdiğinde sizin yanınızda mutlaka olacaktır.
Bu öneriler normal doğum yapabilecek olan anne adaylarının bu olasılıklarını sonuna kadar kullanmaları için verilmiştir ve dikkatinizi çektiği üzere anahtarın biri sizde biri de doktordadır…
Sabırlılık ve sabırsızlık doktordan anne adayına veya anne adayından doktora bulaşabilir birşeydir.

Bu gebelik haftası için okuma önerileri: Normal doğum

Bu haftadan itibaren gebelik muayenelerine muhtemelen haftalık olarak çağırılacaksınız. Gebelik sürenizin tamamlanmasına yaklaşık dört hafta kaldı ve içinizi bir heyecan kaplamaya başladı bile. İlk gebeliğinizse sürekli olarak aklınızda “nasıl olacak acaba?” düşüncesi olabilir. Doğum yapacağınız yeri ve yatacağınız odayı görmek, rahatlamak açısından oldukça faydalı olabilir.

Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de gerek normal doğumda gerekse sezaryan ile doğumda epidural anestezi uygulaması yaygınlaşıyor. Almanya’da normal doğumların %60’ında, sezaryan ile doğumların ise %90’ından fazlasında epidural veya spinal gibi bölgesel anestezi yöntemleri kullanılmaktadır. Bu oranlar, Kanada ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de yüksektir. epidural anestezi

Epidural anestezi sanıldığının aksine yeni bir yöntem değildir, yaklaşık 30 yıldır rutin olarak kullanılan bir yöntemdir. Ülkemizde de artık hemen tüm sağlıkkuruluşlarında anestezi doktorları tarafından başarıyla uygulanabilmektedir. Epidural %90 anne adayında ağrısız ve konforlu bir doğuma olanak verir. Ağrı, bebekte fetal distres (bebeğin sıkıntıya girmesi) yaratabilen bir durum olduğundan doğumda ağrının giderilmesi fetal distres ve buna bağlı sezaryan riskini azaltır.

Öte yandan epidural, ıkınma için gerekli kas gücünü azaltabileceğinden doğum eyleminin ikinci evresininin uzamasına ve dolayısıyla vakum uygulama gerekliliğinin doğmasına neden olabilir.
Kar/zarar oranı genellikle epidural lehine olduğundan doktorunuz size bunu önerdiğininde kabul etmeniz uygundur. Bu haftadan itibaren “karnınızın birden aşağı indiğini” farkedebilirsiniz. Bunun sizin açınızdan en önemli sonucu mide yanması, nefes darlığı, kaburga ağrısı gibi şikayetlerden büyük oranda kurtulmanızdır. Bebeğin doğum kanalına girdiğini gösteren bu bulgu doğumun yaklaştığını göstermesi açısından da değerli olmakla birlikte kesin bir gösterge değildir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Doğum eylemi tümüyle sağlıklı başladığında ve size “normal doğum yapabileceğiniz” söylendiğinde bile, çok çeşitli nedenlerle doğumun sezaryan ile tamamlanması gerekebilir. Bu gerçeği bilmeniz, hayalkırıklığı yaşamamanız açısından son derece önemlidir: Doğum eyleminde rahimağzı kasılmalarla birlikte açılmaya başlar ve bebeğin başının doğmasına izin verecek şekilde “tam açık” olur, yani yaklaşık 10 santimetre açılır. Bu noktada bebeğin ıkınmalarla doğum kanalında ilerlediği ve dünyaya geldiği ikinci evre başlar.

Herhangi bir zamanda doğum eylemi usulüne uygun olarak ilerlemez veya bebeğinizin kalp atışlarında bozulma meydana gelirse öncelikle durum çeşitli önlemlerle düzeltilmeye çalışılır: Rahim kasılmaları zayıfsa serum içinde verilen oksitosin hormonuyla kasılmalar yoluna sokulmaya çalışılır. Bebeğinizin kalp atışları sizi sol yanınıza döndürerek, size damardan sıvı verilerek veya oksijen solutularak düzeltilmeye çalışılır. Önlemler durumu düzeltemediğinde bebeğinizin veya sizin sağlığınız açısından doğum sezaryan ile gerçekleştirilir. Bu kararın tümüyle lehinize bir karar olduğunu bilmelisiniz.

Yeterli donanım ve tıbbi personeli bulunan bir hastanede doğum yapmanız bu nedenle son derece önemlidir. Yukarıda sayılanlar dışında çok daha farklı nedenlerle de normal doğum şeklinde başlayan eylemin sezaryan ile tamamlanması gerekebilir.

Halk arasında erkek bebeklerin “daha erken geldiğine” dair bir inanç vardır ve hatta bazı kişiler tersine “kız bebeklerin daha erken geldiğine” inanırlar. Bu konuda bilimsel olarak yeterince veri olmadığından bu bilgiye şimdilik şüphe ile bakmanızda fayda vardır.

Bebeğinizin yağ dokusu giderek artıyor ve buna bağlı olarak kolları ve parmakları boğum boğum ortaya çıkmaya başladı. Bu haftanın sonundan itibaren doğsa bile “erken doğuma” bağlı bir problem yaşama riski çok düşük. Miyadında bir gebelik 38-42 haftalar arasında olmasına karşın biz doktorlar 36. haftadan itibaren doğan bebekleri preterm (prematüre) olarak tanımlamayız.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 46 cm. ve ağırlığı 2700 (2080-3330) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Doğum eyleminin birinci evresi tamamlandıktan, yani rahimağzı “tam açık” olduktan sonra ikinci evre başlar. İkinci evre rahim kasılmalarıyla birlikte sizin etkili ıkınmalarınız sayesinde bebeğinizin doğum kanalında ilerlediği ve dünyaya geldiği evredir. Bu evrenin süresini temel olarak sizin etkili bir şekilde ıkınmanız ve bebeğinizi ittirmeniz belirler.
Siz bebeğinizi ne kadar iyi ittirirseniz bebeğiniz de o kadar kısa zamanda doğar.

İkinci evreyi başarılı bir şekilde tamamlayabilmek için:  doğum yardımını gerçekleştiren kişinin (doktor veya ebe) sizi yönlendirmek için söylediklerine tümüyle uyun. En etkili ıkınma şekli doğum kasılmaları başladıktan sonra derin bir nefes alıp bu nefesi dışarıya hiçbir şekilde vermeden, çenenizi göğsünüze yaslayarak ve ellerinizle doğum masasının size gösterilen kollarından destek alarak, tüm kasılma boyunca ıkınmaktır. Kasılmalar arasını dinlenmek ve gücünüzü bir sonraki kasılmaya kadar toparlanmak için kullanmalısınız. Bu esnada bazı anne adayları hızlı hızlı nefes alıp verirler. Bu durum başınızın dönmesine ve enejinizin azalmasına neden olur. Hiç bir durumda ümitsizliğe kapılmayın. Her etkili ıkınma bebeğinizi dünyaya biraz daha yakınlaştıracaktır.
Yaklaşık %1 anne adayında ıkınma evresi belli bir süre geçmesine rağmen tamamlanamaz. Bu durumda doktorunuz size vakum (veya ülkemizde daha ender kullanılan forseps) uygulayacağını söyleyebilir. Vakum veya forseps uygulamaları ancak tecrübeli uzman doktorlar tarafından uygulanır ve bebeğinize zarar verme olasılığı son derece düşüktür. Bu nedenle vakumdan asla korkmayın.

Bu haftadan itibaren ev işlerinden de izne ayrılın. Eşiniz ve yakınlarınız tüm ev işi görevlerini seve seve sizin yerinize yaparlar. Ne de olsa ailenin odak noktası sizsiniz. Çocuğunuz veya çocuklarınız yeni gelecek bir kardeş için hem sevinirler, hem de kendilerine bugüne kadar gösterilen yoğun ilginin azalmasından korkarlar. Uzun zamandan beri vermekte olduğunuz “yeni gelecek bebeğin yeri ayrı, senin yerin ayrı” mesajını sağlamlaştırmaya devam etmelisiniz.

Ağırlaştınız mı? “Ağırlaşmak” ne anlama geliyor? Bebek yavaş yavaş “aşağıya inmeye başladı” mı? Yoksa bebek hareketleri mi ağırlaştı? Her ikisi de doğru. Bebeğiniz artık her geçen gün yaklaşık 25-30 gram ağırlaşıyor ve yeri de giderek daraldığından hareketlerini daha farklı hissetmeye başlamış olabilirsiniz.
Bu haftada doktorunuz size “çatı muayenesi” veya “pelvis muayenesi” adı verilen bir muayene yapılmasını önerebilir. Bu muayene doğum kanalınızda normal doğuma engel olabilecek herhangi bir “çatı darlığının” önceden tespit edilmesi amacıyla yapılır. Bazı doktorlar ise bu muayeneyi doğum sancıları başladıktan sonra yapmanın daha net bilgi verdiğini düşünürler.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Halk arasında sezaryanla ilgili bazı yanlış inançlar bulunmaktadır. Bu haftada bu yanlış inançları ele alacağız:

Yanlış inanç: “normal doğum kadının içini temizler, sezaryanda ise içim temizlenemez.”

Doğrusu: Sezaryanda bebek doğduktan sonra doktor rahim içini oldukça iyi bir şekilde temizler.

Yanlış inanç: “sezaryan olanların sütü gelmez veya geç gelir.”

Doğrusu: Henüz rahim kasılmaları başlamadan yapılan sezaryanlarda oksitosin hormonu salgısı başlamadığından sütün kanallara ilerlemesinin geciktiği doğrudur. Ancak bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan hemen sonra oksitosin hormonu hızlı bir şekilde salgılanacak ve sütünüz 0.5-2 saatlik bir gecikme sonunda gelmeye başlayacaktır.

Yanlış inanç: “sezaryan olursam karnım kalır.”
Doğrusu: Gebeliğiniz süresince bebeğin büyümesiyle birlikte karın cildiniz oldukça genişler ve ister normal doğum yapın, ister sezaryan ile doğum yapın karın cildiniz (“iç karın”) doğum sonrası uzun bir süre gevşek kalacaktır. Normal doğum yapan anneler daha kısa zamanda “ayaklandıklarından” bu fazla karın cildinin daha kısa zamanda gerilediği doğrudur, ancak sezaryan ile doğum yapanların “karınlarının kalıcı olduğu” mantıksız bir düşüncedir.

Yanlış inanç: “sezaryan ile doğum yapanlar çok acı çekerler”

Doğrusu: Sezaryan bir ameliyattır, bu tartışılmaz. Bu nedenle ağrı kaynakları daha fazladır. Normal doğumdan farklı olarak sezaryanda bağırsaklar karın içine girildiğinde hava ile temas ettiklerinden hareketleri yavaşlar ve gaz sancıları ortaya çıkabilir. Ancak erken dönemde ayağa kalkıp yürüyerek ve doktorun önerdiği gaz önleyici ilaçlar kullanılarak bu sorunun az yaşanması sağlanabilir. Sezaryan esnasında bebeğe 8 ayrı anatomik kat kesilerek ulaşılır ve bu anatomik katmanlardan her biri bir ağrı kaynağı olabilir. Ancak günümüzde ağrı giderme yöntemleri oldukça ileri seviyede olduklarından bu ağrıların da katlanabilir hale getirilmesi kesinlikle mümkündür.

Sezaryan normal doğumdan farklı olarak bir ameliyattır ve normal doğuma göre daha karmaşık olması doğaldır. Günümüzde anne adayları çok çeşitli nedenlerle bebeklerini sezaryan ile dünyaya getirmektedirler. Çağdaş tıp anne adayının bu doğum şeklinden en güvenli ve en konforlu bir şekilde faydalanmasına olanak verecek kadar ileridedir.

Bebeğinizin karnınızda yaptığı hareketler, bunları kısıtlı bir alanda yapıyor olsa da, doğduğunda yapacağı hareketlerle oldukça benzeşir. Bu haftalarda yapılan gözlemler bebeklerin en sık yaptığı hareketlerin hıçkırma, gerilme, irkilme ve parmak emme şeklinde oldğunu göstermektedir. Yine bu haftalarda dış ortama hazırlık amacıyla solunum hareketleri de sık yapılan hareketlerdendir. Akciğerlerin içi havayla dolu olmasa da gün boyunca yüzlerce kez yinelenen bu hareketlerin amacı solunum kaslarının güçlendirilmesidir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 47 cm. ve ağırlığı 2850 (2250-3500) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Bu haftayı sezaryan ile ilgili bilgilere ayırdık, zira sezaryan ihtimali her anne ve baba adayının gündemindedir. Çeşitli nedenlerle (bebeğin ters veya yan durması, daha önce sezaryan ile doğum yapmış olmanız, plasentanın doğum kanalının girişini tıkaması, bebeğin iri olması ve diğer birçok nedenle) doktorunuz size “planlı sezaryan” önermiş olabilir.

“Planlı sezaryan” belirlenen bir tarih ve saatte henüz doğum eylemi başlamadan uygulanan sezaryandır. Doktorların çoğu sezaryan ile doğumu 40. haftanız dolmadan önce ve bir çoğu 38+0 – 39+0 arasında yapılmasını önerir. Sizin bu durumda aklınıza ilk gelecek sorular “bebeğin henüz zamanı dolmadan önce doğması uygun mudur?”, “biraz daha kilo alması beklense daha iyi olmaz mı?” şeklinde olacaktır. Doğrusu şudur: Bebeğiniz 38. haftadan itibaren artık doğmaya hazırdır. Daha fazla beklendiğinde daha “kilolu” doğacağı doğrudur ancak bebeğiniz rahim içinde günde 25-30 gram alırken doğduktan sonra, doğal olarak kaybedeceği tartıdan sonra günde 40 gram civarında alır. 40.haftaya yaklaştıkça sizin doğum sancılarınızın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkma ihtimali artacak ve “planlanan sezaryan” “acil şartlarda gerçekleşen bir ameliyata” dönüşecektir.
Bu nedenle sezaryan planlanmışsa doktorunuzun size 40. hafta dolmadan önereceği “planlı sezaryan” tarihini gönül rahatlığıyla kabul edebilirsiniz.

Evet, artık sınıra girdiniz. Doğumların %75’i 38-42. gebelik haftaları arasında gerçekleşir. Yaklaşık %5 anne adayında doğum eylemi 42. hafta dolmasına rağmen başlamaz. Geri kalan %20 anne adayı ise bebeğini 38. haftadan önce dünyaya getirir. Muhtemel doğum tarihinizi belirlerken son adet tarihinizin ilk gününü girdiğinizden eminseniz, sitenin otomatik hesaplayıcısının size verdiği tarihte doğum yapma şansınızın yalnızca %5 olduğunu bilmelisiniz. Anne adaylarının büyük kısmı bu tarihten beş gün önceki ve beş gün sonraki tarihlerden birinde doğum yaparlar. Bu haftadan itibaren artık doğum sancıları her an başlayabileceğinden sancıların nasıl birşey olduğu hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Gerçek doğum eyleminin başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?

Gerçek doğum eyleminin en önemli özelliği kasılmaların düzenli aralıklarla oluşmalarıdır. Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek doğum eylemi kasılmaları istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.

“Nişan” denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, rahim ağzındaki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Epizyotomi (doğum kesisi) bebek tam doğarken doktorun perine bölgesinden (perine vajina girişi ile anüs arasında kalan dış genital bölgedir) vajina içine doğru uzanan alana yaptığı özel bir kesi şeklidir. Bazı doktorlar bu kesiyi perinede orta hatta uygularlarken büyük çoğunluk sağ yana uzanan kesi, az sayıda doktor ise sol yana uzanan kesi uygular.

Epizyotomi, öncesinde lokal anestezi uygulandığından genellikle ağrı veren bir işlem değildir. Bu kesinin yapılma amacı bebeğinizin doğarken sizin vajinanızda yırtık oluşma riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Epizyotomi uygulanmadığında özellikle ilk doğumunu yapan anne adaylarının çoğunda doğum yardımını yapan doktor ne kadar dikkatli olursa olsun, yırtık oluşur. Oluşan yırtık, kenarları düzensiz olduğundan ne kadar iyi tamir edilirse edilsin estetik sorunlar oluşturabilir. Epizyotomi bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan sonra doktor tarafından kendiliğinden eriyen ipliklerle tamir edilir.

Bebeğin doğarken yırtık oluşturmayacağı düşünülüyorsa epizyotomi uygulanmayabilir.  Epizyotomi yeri özellikle doğumdan sonraki ilk saatlerde ağrılı olabilir ve bu ağrı çoğu durumda ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir niteliktedir. Bebeğiniz günde yaklaşık 25-30 gram almaya devam ediyor…

Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da giderek birikmeye başladı. Bu dışkı normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte çıkarılır. Buna karşın idrar yapma işlevi gebeliğin erken dönemlerinden itibaren devam ederek amniyos sıvısının devamlılığını sağlamaktadır.

Günümüzde bilgisi iyi olan doktor bulmak kolay “ilgisi iyi” olan doktor bulmak ise zordur. Bebeğiniz için muhtemelen şimdiden doktor aramaya başladınız bile. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları çocukları gerçekten seven doktorlardır ve bu nedenle bu branşı seçmişlerdir. Oldukça zorlu bir ihtisas döneminden geçen bu uzmanların bebeğinizin sağlıklı büyümesine katkıları büyüktür.

Bir baba olarak size tavsiyem, eğer doktorunuzu seçme imkanına sahipseniz, anne sütüne çok önem veren, mümkün olduğunca ilaç kullanımını arka planda tutan, bebeğinize sevgiyle yaklaşan, size pozitif enerji veren, kaygısız, sizin ve bebeğinizin adını öğrenmeye istekli ve kolay ulaşılan bir doktor bulmanızdır.
İlk seçim denemeniz başarısız olabilir. Doktor-hasta uyumu anahtar-kilit uyumuna benzer.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 48 cm. ve ağırlığı 2950 (2500-3650) gram!”

 

HAFTANIN ÖNERİSİ

Doğum yapacağınız tarih belli olmadığından (eğer planlı bir doğum gerçekleşmeyecekse) “acaba ben hastaneye gittiğimde yer olur mu?”, “beni hastaneye kabul ederler mi?” soruları aklınıza gelebilir. Hiç bir hastanenin doğum yapacak bir anne adayını geri çevirme gibi bir yetkisi yoktur. Devlet hastanelerinde hiç bir yer kalmamış olsa bile, doğum eyleminiz başka bir hastaneye gidemeyecek kadar ilerlemişse size mutlaka bir yer bulunacaktır. Bu tür yoğunluklar günümüzde zaten enderdir.

Devlet hastanelerinin en büyük sorunlarından biri dışarıda bekleyenlere yeterli sıklıkta haber ulaştırılamamasıdır. Bu nedenle özellikle baba adayları dışarıda doğumu beklerken büyük bir stres yaşayabilirler (klasik bir baba adayı doğumhane önünde “volta atar” ve zincirleme sigara içerdi, ancak günümüzde sağlık kuruluşlarında her içilen sigaranın 288,90 YTL ile cezalandırılacağını unutmayın.

Şunu bilmelisiniz ki içeride doğum yapmayı bekleyen anne adayı hastanede tümüyle güvendedir. Size uzun zamandan beri haber verilmemişse muhtemelen her şey yolundadır. Doğum gerçekleştiğinde veya gerçekleşememesi nedeniyle sezaryan kararı verildiğinde dışarıdakilere mutlaka bilgi ulaştırılır. Dışarıda bekleyenlerin doğumhane ekibini strese sokmamaları son derece önemlidir.

Doğum eylemi hem anne adayı, hem anne adayının yakınları ve hem de doğumhane ekibinin sabırlı olmasını gerektiren bir iştir. Bu sabrın sonunda doğumhanenin açılan kapısından gülerek çıkan birinin “müjdesiyle” ödüllendirileceksiniz.

Bu gebelik haftası için okuma önerileri: Sezaryen operasyonu, Sezaryende genel anestezi.

 

Bu ve takipeden hafta içinde doğum yapma olasılığınız oldukça yüksek. Geçen haftalardaki önerilerimiz aynen devam etmektedir: doğum sabır işidir ve bu sabrın sonunda bebeğinizi kucağınıza alıp onu emzirmeye başladığınızda ne kadar mükemmel bir iş başardığınızı göreceksiniz.

Doğum yapacağınız yere zamanında başvurmak normal doğum yapma olasılığınızı önemli oranda artırsa da bazı anne adaylarında doğum eylemi kasılmalarla başlamayabilir.
Kanamanız olduğunda, bebek hareketlerinizde azalma hissettiğinizde, sularınızın gelmesi durumunda veya kendinizde normaldışı herhangi bir durum olduğunu hissettiğinizde hiç tereddüt etmeden sağlık kuruluşunuza başvurmalısınız.
Doktorlar anne adaylarının her şikayetini ciddiye alırlar.

Dünyanın her doğumhanesinde şu anda doktorlar ve ebeler doğum başındalar. Siz de henüz katılmadıysanız kısa bir süre içerisinde senaryoya başrol oyuncusu olarak katılacaksınız.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Kendi arkadaşlarınızın doğum hikayelerini bolca dinlemiş, ülkemizde veya yurtdışında doğum yapan annelerin hikayelerini defalarca okumuş olabilirsiniz. Her sağlık kuruluşunun, her doktorun, her ülkenin kendine özgü bazı farklı uygulamaları olabilir. Bazı ülkelerde uygulanan suda doğum, bazı toplumların alışkanlığı olan çömelerek doğum en bariz farklılıklardandır. Bunun yanında bazı arkadaşlarınızın doktoru onlara tüm doğum eylemi boyunca yataktan kalkmalarını yasaklamışken, bazılarının doktorları tüm doğum eylemi boyunca onların serbestçe dolaşmalarına izin vermiş olabilir. Bazı anne adaylarına “damardan serum verilirken” bazılarına bu uygulama hiç önerilmemiştir bile. Bazı anne adaylarının karnına bebeğin kalp atışlarını izleyen özel bir cihaz (kardiyotokografi) tüm doğum eylemi boyunca takılıyken, bazılarının bebeğinin kalp atışları tahta bir boru yardımıyla yalnızca belirli aralıklarla takip edilmiştir. Bazılarına doktorları iki saatte bir muayene yaparken bazı anne adayları bir-iki muayeneyle doğumlarını tamamlamışlardır.

Değişik uygulamalar bunlarla sınırlı değildir. Bazı anne adaylarının doğumda eşlerinin yanında bulunmalarına izin verilmiş, diğerlerinde baba adayı doğumhane kapısında beklemiştir. Bazı anne adaylarına sezaryan esnasında idrar sondası takılmış ve sezaryan sonrasında karınlarına kum torbası yerleştirilmiş, diğerleri ise sondasız sezaryana alınmış ve sezaryan sonrası kum torbası uygulaması gündeme bile gelmemiş olabilir. Farklı uygulamalar doğum sonrası da devam edebilir. Bazı annelerin bebekleri doğumdan hemen sonra yıkanmış, diğerlerine bebeklerini “göbek düştükten” sonra yıkamaları öğütlenmiştir.

Yukarıda bahsedilen tüm bu annelerin ortak özellikleri bebeklerini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş olmalarıdır. Farklılıkları yaratan ise her zaman olduğu gibi doktorların ve hastanelerin ekol (“uygulama alışkanlığı”) farklılıklarıdır. Tıp, birbirinden oldukça farklı uygulamaların aynı sonuca götürebildiği ilginç bir bilim dalıdır ve bu sadece doğum alanında değil tıbbın her branşında böyledir. Bu ekol farklılığını bebeğinizin doktorunun size önerdiklerini arkadaşlarınızın doktorlarının önerdikleriyle karşılaştırdığınızda daha iyi anlayacaksınız.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 49 cm. ve ağırlığı 3200 (2650-3800) gram!”

Bu gebelik haftası için okuma önerileri: Doğum yardımında alternatif (farklı) uygulamalar

 

Evet, işte sihirli rakam: 40. Bu haftanın sonunda doğum yapmış olma olasılığınız yüksek. Belki de biraz daha bekleyeceksiniz. Panik olmayın. Olağan doktor kontrollerinize gitmeye devam edin. Doktorunuzun, hastanenin ve gerekli olan diğer telefonların yazılı olduğu kağıdı tetkiklerinizin bulunduğu doğum dosyasına yerleştirin ve bu dosyayı görünür bir yerde bulundurun.
Mutlaka muhtemel bir trafik sıkışıklığı durumunda hastaneye ulaşabileceğiniz kestirmeleri de öğrenmişsinizdir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Normal doğum yapan kadınlarda “sarkmalar” daha fazla mı olur?
Bir ya da iki kez gayet normal seyreden doğum yapmış kadınlarda ileriki yaşlarda vajinada “sarkma” oluşma olasılığı çok düşüktür. Oluştuğunda da düzeltmeye yönelik çeşitli operasyonlar vardır.

Normal doğum sonrası vajinam genişleyecek mi?
Usulüne uygun olarak epizyotomi açılmış ve yine usulüne uygun olarak tamir edilmişse, veya şartlar uygun olduğundan yırtıklar oluşmaksızın doğum yapmışsanız vajinanızda belirgin bir şekilde genişleme olma olasılığı düşüktür. Az miktarda genişleme olması normaldir. Şikayete yol açan bir genişleme oluştuğunda bu durum bazı estetik operasyonlarla giderilebilir.

“Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 50 cm. ve ağırlığı 3350 (2770-3900) gram!”

Evet, 40 haftalık bu maceranın sonuna beraberce geldik. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bu maratonda gösterdiğiniz çaba ve başarınız için sizleri gönülden tebrik ediyorum. Mükemmel bir iş başardığınız için her zaman kendinizle gurur duyun. Anne olmak bu dünyada yaşanacak en güzel duygulardan biri olmalı.

42+0 haftadan itibaren gebelik miyad geçmesi olarak adlandırılır. 42. haftanın sonunda henüz doğum başlamamışsa doktorunuz doğumu gerçekleştirmek için size bazı önerilerde bulunacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sizin son adet tarihinizin ilk gününü doğru olarak hatırlamanız ve bu son adet tarihinin gebeliğin ilk haftalarında yapılan bir ultrasonla teyid edilmiş olmasıdır.

Tıbbi inceleme ve önceki ultrason incelemelerinizin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi sonrasında gebeliğin gerçekten 42. haftaya girdiği belirlendiğinde (bu haftanın bitiminde) doğum gerçekleştirilmelidir.

Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum saptanmamışsa doğum eylemi suni sancıyla başlatılmaya çalışılır. Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum söz konusuysa (çatı darlığı, bebeğin duruş bozukluğu gibi) doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

42+0 haftadan itibaren gebelik miyad geçmesi olarak adlandırılır. 42. haftanın sonunda henüz doğum başlamamışsa doktorunuz doğumu gerçekleştirmek için size bazı önerilerde bulunacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sizin son adet tarihinizin ilk gününü doğru olarak hatırlamanız ve bu son adet tarihinin gebeliğin ilk haftalarında yapılan bir ultrasonla teyid edilmiş olmasıdır.

Tıbbi inceleme ve önceki ultrason incelemelerinizin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi sonrasında gebeliğin gerçekten 42. haftaya girdiği belirlendiğinde (bu haftanın bitiminde) doğum gerçekleştirilmelidir.

Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum saptanmamışsa doğum eylemi suni sancıyla başlatılmaya çalışılır. Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum söz konusuysa (çatı darlığı, bebeğin duruş bozukluğu gibi) doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Miyad geçmesi tanımı doktordan doktora, hastaneden hastaneye, ülkeden ülkeye değişebilir. Bazı doktorlar 40+0 tarihini doğumun kendiliğinden gerçekleşmesi için üst sınır olarak kabul ederlerken, bazıları 42+0’a kadar beklenebileceğini ifade ederler. Doktorunuz size beklemeyi önermişse ve bebeğinizin amniyos sıvısı yeterli, NST incelemesi normalse beklemenizde bir sakınca yoktur.

Bundan yıllarca önce 43+0’a kadar bekleyen doktorlar bile bulunmaktayken günümüzde bu kadar uzun süre doğumun kendiliğinden gerçekleşmesinin beklendiği durumlar oldukça enderdir.
Bazı doktorlar bekleme sürecindeyken belirli aralıklarla yaptıkları muayenede rahimağzının olgunlaşmasını değerlendirirler ve herhangi bir muayenede rahimağzının olgunlaştığı saptandığında suni sancı uygulanır. Suni sancının başarısı tümüyle rahimağzının olgunlaşmasıyla ilgilidir. Rahimağzı normalde sert, kapalı, uzun ve “arkaya dönük” bir durumdayken gebelik haftasının ilerlemesiyle birlikte yumuşamaya başlayan, incelen, açılan ve “öne doğru yer değiştiren” bir yapı haline gelir. Değişiklikler ne kadar belirginse rahimağzı o kadar olgun ve suni sancıya cevap vermeye, yani doğum eylemini başlatmaya o kadar hazır demektir. Rahimağzı olgunlaşması anne adayından anne adayına çok değişkenlik gösterir. Bazı anne adaylarında olgunlaşma 38. haftada bile belirgin hale gelmişken, bazılarında daha ileri gebelik haftalarına kadar hiç olgunlaşma olmayabilir.

Rahimağzının olgunlaştırılmasını sağlayan yöntemler de bulunmasına karşın bu yöntemler rahimde aşırı kasılma reaksiyonları oluşturabildiklerinden doktorlar tarafından pek “sevilmezler”. Yine de normal doğum başarısını artırmak için bu yöntemler kullanılabilir ve uygulama esnasında anne adayının rahim kasılmaları dikkatlice takip edilir.

Kişisel görüş belirtmek gerekirse benim görüşüm zaman dolmasına karşın başlamamış bir doğum eylemi durumunda aşırı ısrarcı olunmaması ve doktor “normal doğum şansı düşük, en iyisi doğumunuzu sezaryen ile gerçekleştirelim” önerisine uymaktır.

0 Yorum

Bir Yorum Yazın

BİZE ULAŞIN

Bizimle buradan iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş yapacağız.

Gönderiliyor

©2017    b e b e k l e

veya

Bilgilerinizle Giriş Yapınız

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?