PLASTİK VB MALZEMELERİN GIDA İLE TEMASI VE GERİ DÖNÜŞÜMÜ

PLASTİK KULLANMA

Plastik maddelerin ısıyla (özellikle sıcak suyla) temasıyla birlikte kanserojen maddelerin (Dioksinin) üretildiği belirtilmektedir. Birçok yemek şirketi, kanserojen etkileri olmasından ötürü serviste plastik kullanımını terketmiş, kağıt türevi kullanmaya başlamışlardır. Gelişmiş ülkelerin aksine ülkemizde plastiklerin yiyeceklerle birlikte kullanılması konusunda kanuni bir yaptırım yoktur. Bu konuya özellikle bizim dikkat etmemiz gerekmektedir. Plastik bardaklarla servis edilen sıcak içeceklere, sıcak besin maddelerine aynı zamanda mikrodalga fırında ısıtılan plastik kaplarda servis edilen yiyeceklere dioksin (kansorejen) maddesi bulaşır. Pet şişelerde satılan sular güneşli ortamda sıcağın etkisiyle kanserojen dioksin maddesinin oluşmasına neden olur. “çok ince” plastik bardak ve tabak ile tüketilen 70-90 derece sıcaklığındaki yiyecek ve içecekler, plastik içindeki polimer (plastik) malzemeyi ısı etkisi ile çözerek, monomerlerine ayırmaktadır. Monomerlerde tehlikeli kanserojen malzemelerdir. Köpük bardak ve tabaklar köpük malzemesinden yapılmaktadır. Köpük, polimer bir malzemedir, plastik malzemelere göre ısıl dayanıklılığı daha yüksek gibi görülse de gözenekli yapısı nedeniyle 100 derece sıcaklığında sıvılar bu materyalin (ör.polistiren) çözünmesine neden olabilir. Bu durumda yine monomerik gruplar ortaya çıkmakta ve sıvıya geçerek insan vücuduna kansorejen madde alımı gerçekleşmektedir.

Dioksin bir kez vücuda alındığı zaman dışarı atılamaz. Yağ dokuda birikir ve canlının yaşamı boyunca orada depolanır. Hiç doğum yapmamış kadınlarda göğüs kanseri görülme sıklığının nedeni olarak görülmektedir. Emzirmeyle birlikte kadınlar göğüslerinde biriken dioksini bebeklerine aktarırlar. Bu nedenle bebekleri daha ilk günden dioksinle karşılaşmış olur. Yaşamı boyunca bu kansorejen maddeyi bedenlerinde taşımak zorunda kalacaklardır. Atık miktarı düşünüldüğü zaman, çevre sorunu yaratan kullan-at niteliğindeki ürünler için en doğru olan hiç tüketmemektir. Geri kazanılıyor diye bu tarz ürünlerin aşırı kullanımı yanlıştır. Temizlenemeyen gıda artığı bulunan plastik ürünler yakma tesislerine gönderilir. Bu ürünler geri dönüşüm sırasında da, gereksiz hammadde ve enerji kullanımına ve diğer birçok tehlikeli atığa neden olur. Dioksin, bunların başında gelen kansorejen maddelerden biridir. Dioksin, üretim, geri kazanım ve yakılarak yok edilme sırasında da ortaya çıkar ve havaya karışır. Havayı soluyan canlılar bu maddeden etkilenir. Bu yüzden atık yakma tesislerinin baca gazı ve çevreye salınan tüm atık çıkışlarının kontrol altında olması gerekir. Çevreye ve sağlığımıza zararlı etkileri göz önüne alarak, plastiğin hemen her alanda kullanımının azaltılması yada tamamen ortadan kaldırılması konusunda duyarlı olmalı ve bu davranışı bir yaşam biçimine dönüştürmeliyiz. Sıcak su ile ilişkiye en az geçme ihtimali en düşük olan kağıt bardaklar tercih edilmeli, özellikle ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nde kağıt bardak yaygın kullanılmaktadır. İnsan ve çevre sağlığı açısından geri dönüşümlü materyallerin kullanımı zorunlu ve öncelikli bir konu olduğundan insan sağlığına önem veren ülkeler tarafından soğuk-sıcak her türlü içeceklerin perakende satışı kağıt bardak ile yapılmaktadır.

Klorla ağartılarak üretilen kağıt-benzeri ürünlerde bulunan ve gıda ürünlerine geçebilen dioksin adlı madde kanserojen sınıfında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da, kanser yapıcı kimyasal maddeler grubuna dahil edilen dioksinler, kağıt sanayinde, klorla ağartma işlemi sırasında oluşmaktadır. Dioksinlerin östrojen gibi “doğal steroid” hormonlarını, taklit ederek birçok biyokimyasal reaksiyonu başlatmaktadırlar. Ufak dozda bile vücuda alınması; eklem ağrıları, uykusuzluk, doğum bozuklukları ve bağışıklık sistemi zayıflığına yol açabilmektedir. Yağda çözünür olduklarından, bedenimizdeki yağ hücrelerinde birikme eğilimi vurgulanmaktadır. Bebekler, yetişkinlere göre, 200 kat fazla dioksine maruz kalma riskini taşımaktadır. Mesela tuvalet kağıtları, kağıt mendiller, süt veya meyve suyu kartonları, tek kullanımlık çocuk bezleri, özellikle peçeteler, klorla ağartma işleminden geçirilmişlerse düşük dozda dioksin içermektedirler. (Bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere oradan da vücuda geçen zararlı kimyasallar için hazırlanan Amerikan Çevre Koruma dairesinin raporunda, eser miktarının bile, laboratuvar hayvanlarında, kansere sebep olduğu belirtilmektedir.)

Plastik, bardak, tabak, çatal, kaşık, kap, kacak, pet şişeler, damacanalar, PVC pencere sistemleri, sandalye, masa, çocuk oyuncakları, elektronik eşyalar, vb. Polimerik malzemelerin ısı ve ultraviyole ışınlardan etkilenerek bozunabilmesi söz konusu olduğundan tüketicilerin uzun süre aynı kapta beklememiş olan su veya asitli içecekleri kullanmamaları önerilir. İçindeki yiyecekle tepkimeye girmeyen, hiçbir kimyasal madde açığa çıkarmayan “cam ambalajlar” tercih edilmeli. Suyun dolumunda kullanılan kaplar Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabidir. Bu kaplar, suyun niteliğini değiştirmeyecek ve su ile tepkimeye girmeyecek bir maddeden yapılır. Ambalajda cam dışındaki malzemeden yapılmış kapların kullanılması durumunda, kullanılan bu kapların sağlık açısından sakıncalı olmadığına dair bakanlıktan izin alınır.

Geri dönüşsüz (iade edilmeyen) plastik kap ve şişeler polietilen (PET) ve polivinilklorür (PVC) olarak bilinen polimerlerden, iadeli plastik kaplar ise Polikarbonat adı verilen polimerik malzemelerden üretilmiş damacanalardan oluşmaktadır. Polimerler üretilirken sağlık açısından çok riskli hammaddeler ile üretilir. Polikarbonatın üretimindeki hammaddelerden biri de çok tehlikeli olan fosgen’dir. Suyla etkileşimi minimal derecede olacak şekilde üretilse dahi yumuşak (memba) suyu her zaman çözebilir. Asitli içeceklerde ise çözücü karakter daha da baskındır. Böyle olunca da tüketicilerin uzun süre polimerik malzemeli ambalajda beklemiş içecekleri tüketmemeleri önerilir. Polimerin çözünmesi ile ortaya çıkan monomer haricinde, polimerin üretilmesi sırasında polimerik yapıya hapsolmuş safsızlık ve katalizör denilen kimyasalların da içeceğe geçmesi ile tüketiciler oldukça tehlikeli kimyasallara maruz kalmaktadır. Teneke ambalaj dediğimiz ambalajlar, iç yüzeyi inert (kimyasal olarak ilgisiz) bir polimerik malzemeyle kaplı ise standartlara uygun demektir. Fakat bu tür bir önlem alınmadan salt metal ambalaj ile gıda veya gıda maddesinin suyunun teması söz konusu ise tüketilmemelidir. Uzun süre beklemiş gıdaların tüketilmesi çok riskli olup son kullanma tarihine yakın ürünler tüketilirken “metalik bir tat” hissedilirse, gıdanın tüketilmesi sakıncalı olacaktır. Son kullanma tarihi geçmiş olsun olmasın bu tür bir tat alınıyorsa gıda maddesi tüketilmemeli, tüketicilerin başvurması gereken noktalara veya ilgili firmaya bu konuda mutlaka şikayet bildirimi yapılmalıdır.

Alüminyum folyo, ısıtma işlemi yapılmaksızın,   “gıda saklamak” amaçlı sağlıklıdır, ancak yüksek ısıda (fırın, mikrodalga) su oranı yüksek gıdaların folyo içine konularak yada folyo ile kapatılarak pişirilmesi sakıncalı olabilmektedir. Yiyeceklerin pişirilmesi esnasında çıkan kimyasal içerikli buhar alüminyum folyo ile reaksiyona girebilir, folyoyu oluşturan alüminyum metalinin, alüminyumun bir bileşiği halinde çözünerek gıdaya karışması ve bünyeye girişi, yani vücutta metal birikimine sebebiyet vermesi durumu söz konusudur. Buzdolabında 4 ile 6 derece sıcaklıkta alüminyum folyo ile uzun süreli saklama yapmak sağlıklı olabilir ancak gıdanın ıslak, asidik, bazik karakterde olmamasına dikkat edilmelidir. Streç film ve buzdolabı poşetleri, Polimerik malzeme olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. Streç film, evlerde gıda ile etkileşimi söz konusu olmadan fonksiyonunu yerine getirmelidir. Isıtma-pişirme esnasında yemeklere karışmaması, kaplarda ve gıdaların iç yüzeylerinde bulunmamasına dikkat edilmelidir.

Poşet çayların kullanımı hızla artmaktadır. Poşeti oluşturan ambalaj malzemesinin polimer lifli yapıya sahip olması, sıcaklığa bağlı olası yapısal değişimler gerçekleşmesi ve metal zımba kullanımı istenmeyen özelliklerdir. Poşet sentetik elyaf veya polimer içerikli bir maddeden yapıldıysa bu sağlık açısından sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Başta karaciğer, böbrek olmak üzere vücuttaki değişik organ ve dokuları olumsuz etkileyebilir. Poşet üzerinde metal zımba var ise, mineral içerikli, sıcak bir sıvı olan çay içinde normal sürenin üzerinde beklediği zaman çözünmeyle kimyasal bir etkiye uğrayarak, ağız yolu ile alınan “ağır metal iyonu maruziyeti” oluşturabilir ve bu durumda vücutta metal birikimi söz konusu olabilir. Vücutta biriken ağır metal iyonları, karaciğer, beyin ve akciğerde çeşitli sorun ve hastalıklara neden olabilir. Hava kirliliği, kalitesi düşük gıdalar, ilaçlar, aşırı mineralli sular, diş hekimliğinde kullanılan dolgular ve kentsel doku insan vücudunda normalin üzerinde bir metal birikimine neden olmaktadır. Poşet çay üzerindeki zımba veya benzeri sakıncalı gıda ambalajları bu birikimi hızlandırmakta ve kanser, çeşitli nörolojik hastalıklar, karaciğer, beyin, böbrek hasarına sebep olabilmektedir. Dünyada bu tür ürünlerin kullanımı yasaktır yada sıkı kurallarla sınırlanmıştırsınılandırılmıştır. Amerika’da FDA (Gıda ve İlaç Dairesi)’nın bu konularda aldığı önlemler oldukça sıkıdır. Gıda üretimi ve ambalajlanmasında yoğun denetimler vardır, 2006 da yürürlüğe giren yeni kurallar gereği Amerika’daki gıda üreticileri, HACCP la beraber, GMP kurallarının etkinleştirildiği üretim biçimleri ile gıda üretimini yapmak zorundadırlar. GMP (Good Manufacturing Practice = İyi üretim uygulamaları ) ile tüketicinin, sağlıklı, hijyenik ve kaliteli gıdaya ulaşması, ürünle buluşması amaçlanmıştır. Bu güvence gıdanın içeriği ve temas ettiği ambalajı da kapsamaktadır. Gelişmiş Batı ülkelerinde zımba yerine dikiş veya doğal yapıştırıcı kullanılmaktadır. Ülkemizdeki Tarım Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı’nın yetkinlikleriyle hem üreticiye hem de tüketiciye çay konusunda her türlü bilgi verilmeli, üretimde istenen ambalaj kriterleri net olarak ifade edilmeli ve yenilikler herkesin ulaşabileceği bir platformda bulundurulmalıdır.  Özet olarak, sıcak su her türlü çözünmeyi, deformasyonu ve parçalanmayı sağlayan bir ortamdır ve özellikle asitlendirilmiş (limon, kuşburnu vb. ekşi tat) veya bazikse (adaçayı, ıhlamur; acımtırak tat) ya da içeriğinde mineral ve çeşitli iyonlar var ise bu durumda sıcak su güçlü bir çözgen gibi davranmaktadır. Çay adını verdiğimiz “ambalajlı kurutulmuş bitki tozunu” bu şekilde hazırlamış olduğunuz su içerisine çözünmesi için bıraktığımızda hem faydalı hem de toksik birçok madde vücut içine alınmaktadır. Salt bitkiyi suda “ideal süre” bekleterek veya kaynatarak içecek hazırlamak en sağlıklı olandır. Bu noktada gıda ve ambalaj malzemelerinin standartlarının belirlenmesi ve toksik etki göstermeyen tür ambalaj malzemelerinin kullanımı oldukça önemlidir.

Çevre kirliliğine sebep olan en büyük etken alışveriş ortamlarında taşıma amaçlı kullanılan naylonlar ve poşetlerdir. Kentsel yaşamın bizlere dayattığı bir mecburiyet bu poşetlerin bir alternatifinin olmayışıdır. AB ülkeleri ve diğer birçok ülkede de bu durum yaşanmaktadır. ABD’de geri dönüşümlü ambalaj malzemesi kullanma zorunluluğu ve çevre hassasiyetini, ayrıca denetleme ve çevre sağlığı için ihbar-şikayet müessesesinin etkinliğini  çoğu market zincirinde uygulatmakta, kağıt veya doğada parçalanabilir nitelikteki yapıya sahip ambalaj malzemesi –poşet- kullanımını zorunlu kılmaktadır. Bu malzemelerin direkt olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Çünkü satın alınan gıda maddeleri zaten bu malzemelere temas etmezler, kendi ambalajındadırlar. Gıdalar marketten alındıklarında oda sıcaklığında veya soğukturlar. Bu poşet ve naylonların zararlı yanı; atık olarak bizden çıktıktan sonra çevreyle olan olumsuz ilişkileriyle başlar. Katı atık toplama ve çöp geri kazanım tesislerinde poşet atıkların toplanması, yakılması daha sağlıklı olabilir, aksi takdirde yüzyıllarca parçalanmayan bir materyal doğaya karışmış olacaktır.

Kolonyalı mendil, içeriğindeki alkolün varlığından dolayı çözücü ve bakteri kırıcı etkisiyle hızlı pratik ve estetik (kozmetik) bir el ve yüzey temizleme malzemesidir. Burada önemli olan kolonyalı mendillerin içerdiği alkolün karakteridir. Tüketiciye etil alkol veya isopropil alkol içerikli kolonyalı mendiller üretilmelidir. Ancak ruhsatsız ve kontrolsüz üretim yerlerinde kolonyalı mendil içeriğinde olması gereken alkol yerine farklı bir alkol kullanılması durumu söz konusu olabilir. Metanol’ün yani metil alkol’ün kullanımı yasaktır. Metil alkol kullanılarak üretilmiş bir mendilde tüketicinin göz, cilt ve burun içi mukozasında, akciğer dokusunda tahriş gibi sağlık riskleri muhtemeldir. Doğa biyolojik kökenli her atığı belli bir süre zarfında kolayca yaşam döngüsünde faydalanılabilir bir malzemeye dönüştürebilmektedir, dönüşüm sırasında da en çok mikrobiyolojik işlemler geçerli olmaktadır. Sentetik malzemeler ise mikrobiyal-bakteriyel döngüye açık değildir.

DOĞAYA SAYGI ÇOCUKLARA KÜÇÜK YAŞLARDA AŞILANMALI, DAVRANIŞLARLA ÖĞÜTLER TUTARLILIK GÖSTERMELİDİR.

GELECEK NESİLLERİN YAŞAYACAĞI EN BÜYÜK PROBLEMLERDEN BİRİNİN ATIKLARLA MÜCADELE OLACAĞI UNUTULMAMALIDIR.

GÜNLÜK YAŞAMINIZDA GERİ DÖNÜŞÜM ADINA  YAPABİLECEKLERİNİZ;

PİLLER MUTLAKA PİL KUTULARINA ATILMALI

 ÇÖPLER ÇÖP KUTUSUNA ATILMALI ATMAYANLAR UYARILMALI

 PLASTİK, KAĞIT, CAM VE ATIK YAĞLAR  TOPLAMA MERKEZLERİNE TESLİM EDİLMELİ

ALIŞVERİŞLERDE BEZ ÇANTALAR, KAĞIT-KARTON POŞETLER TERCİH EDİLMELİ.

NAYLON POŞET KULLANIMI MİNİMİZE EDİLMELİ

TEK KULLANIMLIK BEBEK BEZİ YERİNE YIKANABİLİR BEBEK BEZLERİ TERCİH EDİLMELİ

0 Yorum

Bir Yorum Yazın

BİZE ULAŞIN

Bizimle buradan iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş yapacağız.

Gönderiliyor

©2017    b e b e k l e

veya

Bilgilerinizle Giriş Yapınız

veya    

Bilgilerinizi mi unuttunuz?